2 Temmuz: Türkiye’nin Hafızasındaki Derin Yara

Abone Ol

2 Temmuz 1993, Türkiye’nin toplumsal hafızasında hâlâ kapanmayan bir yara olarak duruyor.

Sivas’ta Madımak Oteli’nde yaşanan katliam, yalnızca 33 aydının, sanatçının ve yurttaşın hayatını kaybettiği bir saldırı değildi. Aynı zamanda düşünceye, sanata, inanç özgürlüğüne ve birlikte yaşama iradesine yönelmiş karanlık bir girişimdi.

Aradan geçen yıllar, bu acıyı hafifletmedi. Çünkü Madımak, sadece geçmişte yaşanmış bir olay değil; adalet, yüzleşme ve toplumsal barış adına hâlâ sorumluluk yükleyen bir hafızadır.

Bugün 2 Temmuz’u anmak, yalnızca kaybedilen canları hatırlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda nefret diline, kutuplaştırmaya ve insanı kimliğinden ya da düşüncesinden dolayı hedef alan her anlayışa karşı ortak bir vicdan çağrısı yapmak anlamına geliyor.

Madımak’ın dumanı, yıllar geçse de bu ülkenin hafızasından silinmedi. Çünkü bazı acılar yalnızca anılarak değil, onlardan ders çıkarılarak anlam kazanır.

2 Temmuz, bize bir kez daha gösteriyor ki; demokrasinin, laikliğin, özgür düşüncenin ve eşit yurttaşlığın korunması, yalnızca siyasi bir tercih değil, insani bir sorumluluktur.

Unutmamak, bu sorumluluğun ilk adımıdır.