Theodora, 6.yüzyılda yaşamış kadın tiyatrocu. Büyük aşkı Jüstinyen’in eşi olmadan önce sahnelerde bir yıldız gibi parlayan tiyatro sanatçısıydı.
1500 yıl önce İmparatorluk’un başkentinde, Makedonya’nın Tauresium köyünde doğan fakat talihinin Konstantinopolis’e savurduğu genç bir adam ile, kimi tarihçiye göre Kıbrıs, kimilerine göre ise Suriye doğumlu güzeller güzeli bir kadın… Bugün Ravenna’da San Vitale Bazilikası’nda karşı karşıya bakan bu âşıkların adları Jüstinyen ve Theodora’ydı.
6.yüzyılda İstanbul’da, Roma İmparatoru ile yaşadığı büyük aşk, Corpus Iuris Civilis olarak adlandırılan, Roma Hukuku’nun temelini oluşturan ve yüzyıllar boyu Batı’da medeni kanunları temellendirerek kadın haklarına uzanan bir iyilik yoluydu. Bu aşk sayesinde, tiyatrocu kadınlar “Kötü Kadın” olmaktan kurtulacaktı. Jüstinyen’in Theodora’ya duyduğu büyük aşk, hukuk kitaplarında da ölümsüzleşecek, İstanbul, Jüstinyen’in inşa ettirdiği Ayasofyada, Corpus Iuris Civilis (Yurttaşlar Hukuku Derlemesi) ile anılan bir adalet şehri olacaktı.
A.B.D. dahi hukukunu Iustinianus’a dayandırmaktadır ki, bitmiş Corpus Iuris Civilis’in imparatora tevdi töreninin, Washington D.C.’deki Yüksek Mahkeme (Supreme Court) duvarlarındaki rölyeflerde yer alması, bu hususun sanatsal tezahürüdür.
İstanbul’da 1500 yıl önce alınan kararlar, Batı’nın 20.yüzyıla kadar düzenlediği kanunların temelini oluşturacaktı.
İstanbul, İmparatorluklar şehri, Mecelle adlı Medeni Kanun ile yine yazılı hukukun başkenti olmayı sürdürecekti.
Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye de -Corpus Iuris Civilis gibi- 20.yüzyılın sonuna dek pek çok ülkede uzun yıllar Medeni Kanunların temelini oluşturacaktı.
Peki Mecelle nasıl ortaya çıkmıştı? Mecelle, Ahmet Cevdet Paşa önderliğindeki bir heyet tarafından 1868-1876 yılları arasında derlenip, Osmanlı’nın son yarım yüzyılında şer’i mahkemelerde hukuki dayanak olarak kullanılmıştır. Osmanlı Medeni Kanunu olan Mecelle’ye eklenen Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile evlilik sözleşmeleri resmi memur önünde yapılacak, erkeklerin evlenme yaşı 18, kadınların evlenme yaşı 17 olacak, zorla evlendirmelerin geçersiz sayılması düzenlenecek. Mecelle’nin açtığı yol Kanun-i Esasi ile Osmanlı’nın ilk yazılı anayasasına uzanacak, kızlar ve erkekler için ilköğretim zorunlu hale getirilecekti.
Mecelle heyetinin başında olan Ahmet Cevdet Paşa’dan söz etmek istiyorum. Yaşadığı dönemin en önemli entelektüellerinden biri olan Ahmet Cevdet Paşa, bürokratlığı döneminde Osmanlı’da pek çok önemli işe imza atmıştır. Tarihçi, Şair, Hukukçu kimliği ön plana çıkmaktadır. Roma İmparatoru Jüstinyen’den 1400 yıl sonra İstanbul’u yine hukukun kenti haline getirecek çok önemli bir işe daha imza atmıştır ki o da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kurulmasıdır.
1895 yılında vefat ettiğinde ardında "Tarih-i Cevdet", "Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa", "Tezakir-i Cevdet", "Ma'ruzat", "Mecelle", gibi pek çok önemli eser bırakacaktı. Tıpkı İmparator Jüstinyen’in Corpus Iuris Civilis’i gibi İstanbul’u Mecelle ile binlerce yıl sonra tekrar pek çok ülkenin yazılı hukuk kurallarının temelini oluşturacak şekilde etkileyen bu önemli entelektüel, ne tesadüftür ki Jüstinyen ve Theodara ile aynı yerde; Fatih Camii’nin bahçesinde uyumaktadır.
Ahmet Cevdet Paşa’nın da tıpkı Jüstinyen’in Theodora’ya duyduğu gibi büyük bir aşkı vardı: Rabia Adviye Hanım. Bu evlilikten üç çocuğu dünyaya geldi: Ali Sedad, Fatma Aliye ve Emine Semiye. Üç çocuğu da önemli işlere imza atan yazarlardır. Ali Sedad Bey, mantık alanında ün yapmış kitaplarıyla tanınacaktı. Kızları da roman ve gazete yazılarıyla adlarından söz ettirecekler lakin onların özellikle kadın haklarıyla ilgili verdikleri mücadele de tıpkı yazarları gibi gerçekten de takdire şayandır. Dönemlerinde verdikleri mücadele ile Osmanlı’da kadın haklarının kazanımlarında önemli rol oynamışlardır. Özellikle de Emine Semiye Hanım, kadınların iyi anne ve eş olmalarının değil, erkeklerle eşit haklara sahip olmalarının önemine ve bunun için eğitim almaları gerektiğine yazılarında sık sık değinir, kadınların erkekler gibi istedikleri meslekleri yaparak ekonomik özgürlükler kazanmasına ve meslekleriyle ilgili gerekli eğitimleri alabilme özgürlüklerinin önemine değinir. Ahmet Cevdet Paşa gibi dahi bir entelektüelin kızlarının verdikleri bu mücadele, Cumhuriyet ile birlikte Türk kadınlarının pek çok batılı ülkeden onlarca yıl önce ekonomik, siyasal ve sosyal özgürlüklerinin kazanılmasında önemli rol oynar.
Söz, Kadın haklarına uzanmışken, Sofokles’in en önemli trajedilerinden biri olan Antigone’den bahsetmemek olmaz. Sofokles, bu oyunda Yunan Mitolojisi’ndeki efsaneden yola çıkarak doğal hukuk- pozitif hukuk çatışması ile kadının erkekler karşısındaki konumunu ağırlıklı olarak kullanmaktadır. Oyunun kahramanı Antigone, hem fiziksel olarak erkekler karşısında yalnız hem de erkek aklın karşısında çırılçıplaktır. Oyunun M.Ö.440’da yazıldığı düşünüldüğünde Antigone trajedisinin kadının binlerce yıldır erkek egemen toplumlarda verdiği mücadele açısından önemi yadsınamazdır.
2009 yılında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından tedavüle sokulan ve hala dolaşımda olan 50 TL banknotunun arka yüzünde Ahmet Cevdet Paşa’nın kızlarından biri olan İlk Türk Kadın Romancı Fatma Aliye’nin resmini görürüz. Mücadelesini verdikleri kadın haklarında kat edilen yol, Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerinin kazanımlarıyla her geçen gün daha da ileri gitmektedir.
2011 yılında İstanbul’da bir sözleşme imzaya açılır. Sözleşmenin beş temel ilkesi; kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili iş birliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir. Sözleşme 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmıştır. İstanbul’da imzalanan bu sözleşme ile daha imza edildiği yıl kadın cinayetlerindeki sayı Türkiye’de ciddi oranda düşmüştür. Corpus Iuris Civilis, Mecelle, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile 20.yüzyıla adalet alanında vurduğu damgalarla bilinen İstanbul, İstanbul Sözleşmesi ile yeniden hukuka dair kazanımlar ile anılıyordu. Lakin Türkiye Cumhuriyeti, kendi kentinde imzalanan bu sözleşmeden 2021 yılında resmen çekilir.
İstanbul Sözleşmesi’nin imzaya açıldığı yıl olan 2011’de Sofokles’in 2400 yıl önce kadının erkek egemen toplum önündeki durumunu bir trajediyle anlattığı Antigone İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından İstanbul’da sahneye konur. Oyun, yurt içinde ve yurt dışında büyük ödüllere layık görülür.
Yazımızın başına dönecek olursak; demiştik ki:
6.yüzyılda İstanbul’da, Tiyatrocu Theodora’nın Roma İmparatoru ile yaşadığı büyük aşk, Corpus Iuris Civilis olarak adlandırılan, Roma Hukuku’nun temelini oluşturan ve yüzyıllar boyu Batı’da medeni kanunları temellendirerek kadın haklarına uzanan bir iyilik yoluydu. Bu aşk sayesinde, tiyatrocu kadınlar “Kötü Kadın” olmaktan kurtulacaktı. Jüstinyen’in Theodora’ya duyduğu büyük aşk, hukuk kitaplarında da ölümsüzleşecek, İstanbul ve Jüstinyen’in inşa ettirdiği Ayasofya, Corpus Iuris Civilis (Yurttaşlar Hukuku Derlemesi) ile anılan bir adalet şehri olacaktı.
Bir zamanlar Tiyatrocu Theodora’ya duyduğu aşk sebebiyle hukuk alanında devrim yapan Jüstinyen’in bir zamanlar sahip olduğu İstanbul’da, İstanbul Sözleşmesinin imza edildiği yıl, Antik Yunan’da yaşanan bir trajedi olan Antigone, İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye konur. İstanbul’un ilk Hukuk Fakültesi’ni kuran Ahmet Cevdet Paşa’nın kızlarından biri olan ilk Türk Kadın Romancı ve kadın hareketi savunucularından Fatma Aliye’nin torunu Suna SELEN’i de görürüz sahnede…
Binlerce yıldır tiyatro ve hukuk sahnesinde İstanbul, kadının mücadelesini anlatır, İstanbul Söyleşir, İstanbul Sözleşir, İstanbul Sözleşmesi Yaşatır… Duymalıyız.