Afet Yönetiminde Enerjinin Sürdürülebilirliği ve Enerji Verimliliği
Ülkemiz, jeolojik, tektonik, meteorolojik, sismik, topografik ve iklimsel yapısı nedeniyle sel, kaya düşmesi vb. heyelan gibi doğal afetlerle, özellikle depremlerle sıklıkla karşı karşıya kalmaktadır. Ülkemiz, depremlerde insan kaybı bakımından dünyada üçüncü, depremden etkilenen insan sayısı bakımından sekizinci sırada yer almaktadır. Afetler toplum hayatını etkileyerek can ve mal kaybına yol açmaktadır. Bir felaketten sonraki ilk aşama, felaketten etkilenen mağdurlar, sağlık hizmetleri, yiyecek ve barınaklar sırasındadır. Afetlerde elektrik üretim santralleri, enerji iletim hatları, trafo merkezleri ve iletim ekipmanları yıkımlar nedeniyle çalışamaz hale gelmektedir. Bu nedenle, afetlerde en önemli ihtiyaçlardan birisi de elektrik enerjisi teminidir. Ülkemizde meydana gelen depremlerde binlerce hatta bazı bölgelerde on binlerce bina yıkılmış veya ağır hasar görmüş, şehir merkezi, belde ve köylerde uzun süreli elektrik kesintisi yaşanmıştır. Doğal afetlerde insanlar elektrik enerjisine bağlı olan ısıtma, aydınlatma ve elektrik hizmetlerinden çoğunlukla mahrum kalmaktadır. Afet yönetimi kapsamında, afet sonrasında meydana gelecek enerji ihtiyacını karşılayabilmek, enerjinin sürdürülebilirliği ve verimliliği sağlayabilmek için planlamanın yapılması ve afet durumunda acilen uygulanması son derece önemlidir. Enerji dağıtım firmaları, ülkemizin deprem haritasında deprem riski yüksek olan bölgelere kurdukları “yüksek kapasiteli jeneratörlerin” sayısını artırmalıdır. Özellikle büyük şehirlerde acil durumlarda alternatif kullanım için ayrı bir elektrik tesisinin ve elektrik iletim-dağıtım hatlarının kurulması gerekmektedir. Caddelerde, 25-150 KVA arasında değişen güçlerde elektrik sağlayacak jeneratörlerin kurulması, bu jeneratörlerin dış panolarına telefon şarj ihtiyacının karşılanabileceği prizler yerleştirilmesi ve her an afet olabileceği düşüncesiyle düzenli periyotlarla bu jeneratörlere yakıt aktarımı yapılması gerekmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından (güneş, rüzgar, termal, vb.) elektrik üretimi yapan konutların, kamu-üniversite-sanayi kuruluşlarının konumları ve ilgili envanter bilgileri tek dijital dosyada mobil uygulama üzerinden halkın kolay ulaşabileceği ortamda bulunması gerekmektedir. Güneş enerjisi, ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle yüksek bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin güneş ışığı süresi yıl boyunca değişmekle birlikte yılda yaklaşık 2.800 saattir. Aydınlatma, ısınma, küçük ev aletlerini çalıştırma, telefonların şarj edilmesi, vb. durumlarda elektrik ihtiyacının karşılanabilmesi için güneş enerjisi sistemi üzerinden enerjinin üretilebildiği ve batarya sistemleri gibi enerji depolama sistemleri ile enerjinin depolanabildiği yüksek performanslı konteynerlerin üretiminin yapılması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir.
Türkiye’deki Geçici Barınma Merkezlerine Kurulan Konteynerlerin Standartları
Barınma merkezinde kişi başına düşen kapalı alan ortalama 3,5-4,5 m² olmalıdır.
Barınma merkezlerinde bulunan konteynerler veya çadırlar arası 2 metre, kümeler arası
6 metre yangın önleyici boşluk bırakılmalıdır. Nemli ve sıcak iklime sahip bölgelerde
hava akışı sağlanmalı ve konteynerler güneş ışığından korunmalıdır. Kuru ve sıcak iklime
sahip yerlerde yüksek ısıya dayanıklı, yalıtkan ve çift kat çadır malzemesi kullanılmalıdır.
İklimi soğuk bölgelerde ise yerden yüksekliği 30 cm’den az olmamak koşulu ile yangına
karşı dayanıklı konteyner malzemesi kullanılmalıdır (AFAD,2015).
11 Nisan 2015 tarihli AFAD Geçici Barınma Yerlerinin Kurulması, Yönetimi ve İşletilmesi Yönetmeliğine
göre geçici barınma alanlarının aşağıdaki kriterleri karşılaması gerekmektedir:
Yer seçimine ait kriterler
• Geçici barınma merkezleri yerleşim alanlarına yakın konuma konuşlandırılmalı, dış tehdit ve tehlikelerden korunaklı, hizmetlerin sunumuna elverişli ve koordine edilebilir
şekilde dizayn edilmelidir.
• Planlanan barınma merkezi elektrik, su ve kanalizasyon şebekelerine ekonomik olarak
verimli bir şekilde bağlanabileceği konum tercih edilmelidir.
• Okullar, kreşler, marketler, ibadethaneler, sağlık ocakları, psikososyal danışma
merkezleri, spor tesisleri, çamaşırhaneler, içme suyu ve atık su arıtma tesisleri, oyun
alanları, kurslar gibi sosyal tesis kurulumuna uygun planlanmalıdır.
• Zemin etüdü standartlara uygun yapılmalıdır.
• Yağış suların tahliyesi için en az 3 m yukarıda olan ve %2 ila %6 eğime sahip alan
oluşturulmalıdır.
• Hakim rüzgarlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Barınma merkezine dair standartlar
• Barınak içindeki ana yollar en az 15 m, ara yollar en az 10 m genişliğinde olmalıdır.
• Barınma alanında yönetim ve güvenlik yapısı kurulmalıdır.
• Barınma merkezine ulaşım alt yapısını sağlamak için ana yollar asfalt veya parke taşı
ile yapılmalıdır.
Paylaşımlı konteyner veya paylaşımlı çadırlar dışındaki konteyner ve çadırlarda bir
ailenin konaklaması sağlanmalıdır.
• Çadır veya konteynerler için kişi başına düşen iç alan 3,5-4,5 m2 olmalıdır.
• Konteynerin yerden yüksekliği 30 cm olmalıdır.
• Çadır veya konteyner içindeki tüm odalara elektrik sağlanmalıdır.
• Çadır ve konteynerlerin yerel iklim şartlarına ve yangın güvenliği standartlarına uygun
malzemelerden yapılması önemlidir.
Yukarıda kısaca özetlenen ilgili standart ve kriterler, Türkiye’deki geçici barınma merkezlerinin yönetimini, çadır veya konteyner için gerekli ekipmanın tedarikini, kurulum kriterlerini içerir. Bu standartların yanı sıra uluslararası “Sphere Projesi” hakkında da detaylı bilgiler içermektedir. Altyapı, yollar, okullar, işyerleri, su sistemleri, güvenlik/yardımcı sistemler, marketler, depolama tesisleri ve barınaklar dahil olmak üzere yerleşim alanlarının kişi başına en az 45 m2 alana sahip olması gerekmektedir .
Geçici barınma merkezlerine kurulan tek katlı ve çift katlı konteynerler 2 oda, 1 tuvalet ve banyo içinde olacak şekilde 21 m²den oluşmaktadır. Standart plandaki afet yaşam konteynerlerinin temel özelliği üretimi kolay, hızlı nakliyeye elverişli ve kullanıma en kısa sürede hazır hale gelebilmesidir. Tam fabrikasyon üretimi olması sebebiyle afet ve acil durumlarda demonte kurulum özelliği ile vinçten indirildiğinde kullanıma hazır haldedir. Konteynerler demonte özelliği sayesinde cıvata ve geçmeli yeni nesil sistem olması sebebiyle iki kişi ile başka malzeme ihtiyacı duyulmadan dakikalar içerisinde kullanıma hazır hale gelmektedir.
Konteynerlar İçin Enerji Senaryo Planı
Türkiye'de Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı
olmak üzere üç büyük fay hattı bulunmaktadır. Bu çalışmada fay hatları üzerinde bulunan İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova illerinde olası bir deprem sonrası oluşturulacak konaklama merkezlerine güneş paneli sistemi entegresi için illerin GÜNEŞ ENERJİSİ POTANSİYEL ATLASI (GEPA) kaynaklı güneşlenme süreleri, ışınım şiddeti (radyasyon) değerleride dikkate alınarak senaryo planı oluşturulmuştur . Yıllık güneş radyasyon değeri (kWh/m2) ve güneşlenme süreleri (h) grafik halinde verilmiştir.
Analizler
Çalışmanın bu bölümünde Türkiye’de meydana gelmiş depremlerden sonra oluşturulan
konaklama merkezlerindeki konteyner başı gerekli olan enerji ihtiyacının maliyet hesapları
incelenmiştir. İncelenen enerji ihtiyacı doğrultusunda alternatif enerji kaynağı olan güneş
enerjisinden faydalanılması düşünülmüştür.
Bu doğrultuda GÜNEŞ ENERJİSİ POTANSİYEL ATLASI (GEPA) kaynaklı Türkiye’ye ait ortalama güneş radyasyon değerleri ve güneşlenme sürelerine ait grafikler gösterilmiştir. Daha sonra incelenen maliyet hesaplarına ek olarak bir konteynerde kullanılabilecek televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi vb. elektrik ve elektronik malzemelerinin oluşturacağı enerji ihtiyacı maliyet hesaplamaları yapılmıştır.
Çalışmanın devamında ise Rüzgar Enerjisi ve Su ayrı başlıklar halinde ele alınmıştır. Olası afetlerde enerjinin sürdürülebilirliği ve sağlıklı yaşamlar için bunların hepsi çok önemli.
Güneşlenme Süreleri
Seçilen illerde olası bir afette enerji sürdürülebilirliği için oluşturulacak senaryo için konaklama merkezlerinde afet yaşam konteynerlerinin kurulması muhtemel iller için güneşlenme süreleri GEPA verilerinden saatlik olarak verilmiştir.
Türkiye Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası’ndan (GEPA) dan elde edilen verilere göre İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu illeri baz alınarak oluşturulan GEPA grafikleri:
İstanbul, Güneşlenme Süreleri (saat)
Kocaeli , Güneşlenme Süreleri (saat)
Kocaeli en yüksek güneşlenme süresi ortalama 10,44 saat ile Temmuz ayı
görülürken en az aylık güneşlenme süresi 3,06 saat ile Aralık ayı görülmektedir.
Sakarya, Güneşlenme Süreleri (saat)
Elazığ en yüksek güneşlenme süresi ortalama 12,01 saat ile Temmuz ayı
görülürken en az aylık güneşlenme süresi 3,56 saat ile Aralık görülmektedir.
Düzce, Güneşlenme Süreleri (saat)
Düzce en yüksek güneşlenme süresi ortalama 10,40 saat ile Temmuz ayı
görülürken en az aylık güneşlenme süresi 3,04 saat ile Aralık ayı görülmektedir.
Bolu, Güneşlenme Süreleri (saat)
Bolu en yüksek güneşlenme süresi ortalama 10,44 saat ile Temmuz ayı
görülürken en az aylık güneşlenme süresi 3,12 saat ile Aralık ayı görülmektedir.
Güneşlenme Işınım Şiddeti
Oluşturulması planlanan senaryoya göre konaklama merkezlerinde afet yaşam konteynerlerinin kurulması muhtemel iller için güneşlenme ışınım şiddetleri (KWh/m2) olarak verilmiştir.
Kaynak : GEPA
İstanbul, Güneşlenme Işınım Şiddetleri (KWh/m2-gün)
İstanbul, en yüksek güneşlenme ışınım şiddeti ortalama 6,79 KWh/m2 ile Temmuz-Haziran ayı görülürken en az aylık güneşlenme ışınım şiddeti 1,80 KWh/m2 ile
Aralık ayı görülmektedir.
Kocaeli , Güneşlenme Işınım Şiddetleri (KWh/m2-gün)
Kocaeli en yüksek güneşlenme ışınım şiddeti ortalama 5,98 KWh/m2 ile Haziran ayı görülürken en az aylık güneşlenme ışınım şiddeti 1,21 KWh/m2 ile Aralık ayı görülmektedir.
Sakarya , Güneşlenme Işınım Şiddetleri (KWh/m2-gün)
Sakarya en yüksek güneşlenme ışınım şiddeti ortalama 6,01 KWh/m2 ile Haziran ayı görülürken en az aylık güneşlenme ışınım şiddeti 1,23 KWh/m2 ile Aralık ayı görülmektedir.
Düzce , Güneşlenme Işınım Şiddetleri (KWh/m2-gün)
Düzce en yüksek güneşlenme ışınım şiddeti ortalama 6,00 KWh/m2 ile Haziran ayı görülürken en az aylık güneşlenme ışınım şiddeti 1,23 KWh/m2 ile Aralık ayı görülmektedir.
Bolu, Güneşlenme Işınım Şiddetleri (KWh/m2-gün)
Bolu en yüksek güneşlenme ışınım şiddeti ortalama 6,00 KWh/m2 ile Haziran ayı görülürken en az aylık güneşlenme ışınım şiddeti 1,23 KWh/m2 ile Aralık ayı görülmektedir.
Yalova, Güneşlenme Işınım Şiddetleri (KWh/m2-gün)
Yalova en yüksek güneşlenme ışınım şiddeti ortalama 6,20 KWh/m2 ile Haziran ayı görülürken en az aylık güneşlenme ışınım şiddeti 1,32 KWh/m2 ile Aralık ayı görülmektedir.
Güneş Paneli Sisteminin Afet Konutlarına Entegresi
Güneş Paneli Sistemi (GPS) kurulumunda dikkat edilmesi gereken aşamalar bulunmaktadır. Güneş paneli sistemi; güneş paneli (GP), inverter (doğru akımı alternatif akıma çevirici), şarj regülatörü ve çeşitli elektronik aksamdan oluşmaktadır. Bu elektronik aksam seçilirken dikkat edilmesi gereken durumlardan biri sistemi oluşturan elektronik ekipmanların verimliliğidir. Güneş paneli tasarımında ortalama güneş paneli verimi (ηpv) %80, akü verimi (ηakü) %80 ve inverter verimi (ηinv) %90 olmaktadır.
Güneş paneli sistemine ait örnek şema aşağıda gösterilmiştir :
Güneş Paneli Sistemi (GPS) :
İlk aşama güneş paneli seçimi; GPS’ deki ihtiyaç olan enerji miktarına göre panel hesabı yapılırken verimliliği de göz önünde bulundurmak gerekmektedir
İkinci aşama akü seçimi; şebekeden bağımsız ve şebekeye bağımlı olarak çalışan sistem olarak iki farklı şekilde tasarlanması mümkündür. Gün ışığı olduğu dönemlerde aküye ihtiyaç duyulmaz iken gün ışığı olmadığı zamanlarda aküye ihtiyaç duyulur. Akü seçiminde ise ekonomik ve özeliklerine göre akü seçimi yapılır.
Üçüncü aşamada şarj regülatörü; akü seçimleri yapıldıktan sonra, aküde meydana gelebilecek aşırı şarj ve elektrik dalgalanmalarından korunması için şarj regülatörü
kullanılması gerekmektedir. Dördüncü ve son aşamada ise inverter; inverter seçimi güneş paneli sisteminin kapasitesine göre yapılmaktadır. Günlük hayatta kullanılan televizyon, çamaşır makinesi, buzdolabı gibi elektronik ve elektrikli eşyalar genellikle 220 volt ve 50 Hz elektrik akımında çalışmaktadır. Ayrıca kullanılan bu elektronik ve elektrikli eşyaların tamamı alternatif akım ile uyumludur. Güneş paneli sistemlerinde üretilen güneş enerjisi 12 voltluk doğru akımlıdır. Güneş paneli sistemleri ile üretilen güneş enerjisini alternatif enerji akımına dönüştürmek için inverter kullanılması gerekmektedir.
Afet sonrası oluşturulan geçici barınma merkezlerinde kurulması planlanan afet yaşam
konteynerinin elektrik ihtiyacı aşağıdaki tabloda verilmiştir:
Geçici barınma merkezlerinde elektrik üretimi için tasarımı planlanan güneş paneli
sistemi için günlük kullanılan cihazların enerji ihtiyacına ve hesaplanan panel sayı, panel
gücü ve panel verimine istinaden İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova kapsamında geçici barınma merkezlerinde kurulması planlanan afet yaşam konteynerlerinin güneş paneli sistemi için oluşturulan teknik yapı ile ilgili ekonomik analiz sayısal değerleri aşağıdaki tablodadır:
Güneş enerjisinin afet durumunda kullanılması gerekliliğini ortaya koyan bu irdelemelerden yola çıkarak şunları söylememiz yanlış olmaz :
Yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan güneş enerjisi Türkiye’nin coğrafi konumu
nedeniyle yüksek bir potansiyele sahiptir. Türkiye’nin güneşlenme süresi yıl içerisinde
değişiklik gösterse de yıllık yaklaşık 2 bin 800 saattir. Afette konutlarını kaybetmiş
vatandaşlar için kurulan barınma merkezleri şehir dışı konumda olması sebebi ile elektrik
şebekesinden deprem gibi afetlerde enerji ihtiyacının karşılanamaması riski de göz
önünde bulundurularak enerji ihtiyacının aynı lokasyonda çözülmesi deprem, savaş vb.
afetlerin gelişim sürecinden dolayı önemli bir husus olarak varlığını sürdürmektedir.
Yerinde enerji üretimi yaklaşımı son zamanlarda yaşanan Ukrayna’da enerji
santrallerinin vurulması ardından şehrin enerjisiz kalması olayı ile şehirsel alanlarda da
kullanımının gerekliliğini ön plana çıkarmıştır. Paris Anlaşmasının 2054 yılındaki hedeflerinden biri riskleri önlemek için kullanılan alternatif enerji kaynaklarının karbon
emisyonlarını artırmamasıdır. Ayrıca Kyoto Protokolü, sera gazı emisyonlarının
azaltılmasını zorunlu kılan ve taraflara hedeflerine ulaşmaları için çeşitli mali teşvikler
sağlayan bir anlaşmadır. Konvansiyonel enerji kaynaklarının alternatif enerji kaynakları
ile değiştirilmesini amaçlayan Kyoto Protokolü, bu sürecin sağlıklı işlemesi için bölgesel
ekonomik bütünleşme ve bu sürece ilişkin finansal mekanizmaların kurulmasını
sağlamıştır. Emisyon ticareti adı verilen bir sistem kapsamında, üye ülkeler taahhütlerini
yerine getirmeleri karşılığında finansal destek almakta ve emisyonları arttıkça
borçlanmaktadırlar. Kyoto Protokolü'nün 2, 3, 11, 12, 17 ve 24. Maddeleri, Üye Devletlerin birbirlerine ödemesi gereken emisyon azaltma primlerini düzenler ve anlaşma
ekonomik fayda elde etmenin önemli bir yolunu sağlar. Bu nedenle günümüz enerji üreten
kurum ve kuruluşları, enerji sektörünü çevresel etkinin bir adım ötesine taşıyarak 'karbon ticareti' sistemine dönüştürmüştür. Bu nedenle alternatif enerji kaynağı olarak Türkiye’de
erişimi kolay ve enerji üretim potansiyeli yüksek, yerli kaynak ve yeşil kaynak olan güneş
enerjisi seçilmiştir. Bu çalışmada Türkiye’de insan ve doğal afet sonucu oluşturulan
geçici barınma merkezlerinde kurulacak yaşam konteynerleri için güneş panelleri sistemi
fizibilite çalışmaları yapılmıştır. Olası bir afet sonrası kurulacak konaklama merkezleri
için Türkiye’de bulunan üç önemli fay olan Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay
Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunan altı farklı pilot il seçilmiştir. Bu illerde
konaklama merkezi kurulması durumunda dört kişilik bir ailenin barınacağı bir
konteynerin gerekli enerji ihtiyacı göz önünde bulundurulmuştur.
İllere ait ortalama güneşlenme süreleri, ortalama ışınım şiddetlerine göre, gerekli güneş paneli sayısı,
üretilecek enerji miktarı, güneş paneli sisteminin kurulum maliyeti hesaplanarak
maliyet analizi yapılmıştır.
Güneş paneli sisteminin ömrü 25 yıllık olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda TEDAŞ şebeke elektriğinin 25 yıllık kullanımı durumunda fatura bedeli yaklaşık 400.000 TL değerindedir. Ama güneş paneli sistemine tek seferde ödenilecek miktar önerilen senaryoda 60.000,00 TL ile 100. 000,00 TL arasında farklı güçlere göre değişkenlik göstermektedir. Güneş enerjisi kurulum maliyeti yüksek olabilir fakat uzun süre kullanımda maddi açıdan rahatlık sağlamanın yanında dışa bağımlılığı azaltır. Güneş enerjisi kurulumu kompleks bir teknoloji olmadığından güneş enerjisi uygulamaları hem devlet olarak hem de halk tarafından kullanımı yaygın hale getirilerek teşvik edilmelidir.
Bu çalışmada hesaplanan ekonomik analiz sonuçlarına göre konaklama merkezlerinde
güneş panelleri sisteminden elektrik üretimi kullanılması durumunda yıllık güneşlenme
süresi ve ışınım şiddetine bağlı olarak 25 yıl sonraki ülke ekonomisi açısından ekonomik
kazanç elde edileceği düşünülmektedir.
Afet ve acil durumlarda oluşturulan konaklama merkezlerinde enerji yönetimi açısından
kendine yeter hale gelmesinde sürdürülebilir konaklama merkezleri, afet bölgelerinin
barınma ve enerji ihtiyacının etkin ve hızlı yönetim kabiliyeti oluşturulması adına güneş
enerji kullanımı yönlendirilmelidir.
Afetlerde Su Yönetimi
“Afet; insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, insanın normal yaşantısını ve eylemlerini durduracak veya kesintiye uğratacak, imkânların yetersiz kaldığı olaylara verilen genel bir isimdir” (Vikipedi). Sel, yangın, fırtına, iklim değişikliği, kuraklık, deprem ve benzeri olaylar afet olarak tanımlanmaktadır.
Afetler sonrasında yerleşim alanlarında, ölümler, yaralanmalar, insanların yaşam alanlarını terk etmeleri, hastalık, gıda, su güvensizliği ve yetersizliği, üstyapı ve altyapının hasar görmesi ya da kaybedilmesi, zayıflamış, sekteye uğramış kamu yönetimi, yetersiz kamu güvenliği ve benzeri durumlar ile karşılaşılma olasılığı yüksektir.
Afetler, bütün mühendislik disiplinlerinin multidisipliner yaklaşımı çerçevesinde başa çıkması gereken en önemli doğa olayıdır. Ülkemiz için, afetler arasında “deprem” ve “kuraklık” başı çekmektedir. Tüm dünyada, değişen iklim koşullarının, son yıllarda meydana gelen afetlerin sıklığında ve boyutlarında artışlara neden olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, iklim krizi de bir çeşit afet olup, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu kuraklığın, iklim değişikliği sonucu olan bir afet kapsamında düşünülmesi gerekir. Şunu söyleyebiliriz ki; herhangi bir afet olmaksızın şu anda yaşamakta olduğumuz su krizinin tek sebebi iklim krizi değildir. Aynı zamanda da uzun dönemlerdir süregelen yanlış su politikalarıdır. Başta Türkiye’nin en büyük nüfusa sahip şehri olan İstanbul olmak üzere, tüm ülkede barajlardaki su kıtlığı, su toplama havzalarının yapılaşmaya açılarak küçültülmesi, su yollarını hiçe sayan yapılaşmalar, su kaynaklarındaki kirlenme ve yanlış su politikaları ile birlikte gün geçtikçe daha fazla içme suyu kaynakları kaybedilmektedir. Su ile ilgili alınması gerekli tüm önlemler sadece ani ve öngörülemez afetler için değil, şu an yaşadığımız kuraklığın çözümüne de büyük katkı sağlayacaktır.
Olası afet durumlarında su konusunda “nasıl bir kriz yönetimi olmalı” sorusunu sormadan önce aslında, “afetlere karşı su ve atıksu konusunda nasıl bir su yönetimi olmalı” sorusunu sormalıyız. Yaşadığımız coğrafya koşulları gereği, bu konuyu sorgulamalı ve günlük hayatımıza vazgeçilmez şekilde yerleştirmeli, güncel teknoloji ve bilimsel gelişmeleri her daim hayata geçirmeye açık olmalıyız. Krizi öngörme ve önleme mekanizmalarını başarıyla ve istikrarla yürütmek “krizlerden nasıl az hasarla çıkabiliriz” sorusuna cevap verecektir. Afet kriziyle baş etmenin yolu; krize hazır olmak ve afet oluştuğunda krizi yönetebilmektir.
Su, yaşamın kaynağı ve vazgeçilmezidir. Her ne sebeple olursa olsun, yaşanan su kıtlığı, biyolojik yaşamın döngüsüne zarar verir ve kayıplara sebep olur. Bir afet durumunda; önceden hazırlık yapılmaksızın afete yakalanılırsa ve su-atıksu yönetimi doğru şekilde yapılamazsa, kayıplar katlanarak artar.
İçme suyu ve evsel kullanma suyu, afet bölgelerinde en önemli ihtiyaç maddelerinin başında gelmektedir. Yeterli miktarda su bulunmadığı durumlarda can kayıplarının daha da artması kaçınılmazdır. Gelişmiş ülkelerde, acil afet planlarında kanalizasyon ve temiz su hatları gibi, kentsel altyapı tesislerinin büyük zarar görmesine karşı yerel çözümler üretilmektedir. Doğal afetlerin olduğu bölgelerde, özellikle depremler sonrasında kentsel su-altyapı tesislerinin büyük zarar gördüğü rapor edilmektedir.
Afet ve acil durumlarda kullanılabilecek su kaynaklarının belirlenmesi, miktar, kalite ve sevkiyat planlarının hazırlanarak afet su yönetim planlarının yapılmış olması, tüm yerel birimlerle, mahalle ve sokak ölçeğinde yapılmış planların afet koordinasyon birimleri ile paylaşılabilir durumunda olması hayati önem taşımaktadır.
Ülkemizde; deprem, taşkın, sel, çığ ve kuraklık gibi doğal afetlerle mücadele etmek için; başta su konusu olmak üzere ilgili her konuda, planlamadan uygulamaya kadar bilime dayalı politikaların uygulanması, toplumun ve devletin yerel ve merkezi her biriminin afetlere karşı hazırlanması ve fiziksel altyapının yanı sıra sosyal altyapının da güçlendirilmesi gerekmektedir.
Büyüyen kentler ve artan kent merkezi nüfusları, afetlerden etkilenen insan sayısının ve maddi kayıpların artmasına sebep olmakta ve afet sonrası için yapılması gereken kurtarma çalışmalarının daha detaylı planlanmasını gerektirmektedir.
Bu nedenle, özellikle nüfusu yüksek ve fay hattı üzerinde bulunan kentlerden başlamak üzere afet yönetim planı hazırlanmalı ve her birimin sorumlulukları, idari birimlerle koordine edilmelidir.
Türkiye nüfusunun halen yaklaşık % 20’sini, ekonomisinin ise yaklaşık % 30’unu oluşturan ve TÜİK verilerine göre 2020-2025 yılları arasında nüfusunun %7 civarında artacağı öngörülen İstanbul için ise, yaklaşan depremin en yıkıcı etkisi, deprem sırasında ve sonrasında iyi yönetilememesi halinde “su krizi” olacaktır.
Depremde su temini ile ilgili sorunlar deprem sırasında ve hemen sonrasında başlar. Örneğin depremden hemen sonra su dağıtım şebekesinde lokal vanalar vasıtasıyla otomatik olarak suyun kesilmesi gerekir. Aksi taktirde kırılan, kopan boru ve su tesisatından sızan sular enkaz altında kalan canlıların boğulma tehlikesi geçirmesine ve yapı taşıyıcı elemanlarının su etkisiyle gevşeyerek daha hızlı bir şekilde yıkılmasına yol açmaktadır.
Depremde su ve kanalizasyon altyapı tesisleri büyük hasar görmektedir. Bu konu, deprem anından hemen sonrası için, acil yardım döneminde gerekli müdahalelerin hızla yapılabilmesi için dikkate alınması gereken konulardan biridir. Hasarların çoğu, su şebekesi, iletim boru hatları, depolar ve terfi merkezlerinde oluşmaktadır. Bu nedenle de su hatlarında meydana gelen uzun süreli su kesintileri yaşanabilmektedir. Su, deprem esnasında ve deprem sonrası karşılaşılabilecek yangınları söndürmek, içme suyu ve temizlik ihtiyacını gidermek için hayati önem taşır. Yaşanan tecrübeler, içme suyu şebekesinin yer sarsıntısından, sıvılaşmadan, toprak kaymasından ve faylanmadan dolayı ağır hasar görme ihtimalinin yüksek olduğunu göstermiştir
Deprem sonrası devam eden süreçte, su dağıtım şebekelerinde meydana gelen hasarlar da suyun kesilmesine yol açmaktadır. Bunun sonucunda bölgede su sıkıntısı çekilmekte, sağlıksız ve kirli su kullanılması sonucu salgın hastalık tehlikesi baş göstermektedir. Su şebekesinin kırılan noktalarından içeri atık suların sızması sonucu toplum sağlığı tehlikeye düşmektedir.
Bir diğer önemli konu; altyapı sistemi olan atık su toplama – kanalizasyon - sisteminin zarar görmesi durumunda kirli sular çevreye rastgele yayılmakta, yine salgın hastalıklar baş göstermektedir. Depremden sonra su temini ve kanalizasyon sistemlerinin kullanılamaması sonucunda su temininde ve atık-su uzaklaştırmada sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu noktada su temini ve atık-su uzaklaştırma sorununu kısa sürede çözmek hayati önem taşır.
Depremlerden sonra peş peşe çıkan ve ulaşım imkanının kısıtlı olması nedeniyle hızla yayılan yangınların önlenmesi için gerekli suyun temini de deprem afeti öncesinde planlanması gereken en önemli konulardandır. Bu konuda, deniz suyunu da kullanan depreme dayanıklı acil yangın suyu ilave sistemleri planlamak şarttır.
Depremde kullanılacak kuyular tespit edilmeli ve denetlenmelidir. Su ihtiyacına yönelik, yeraltı suyu kuyularının deprem süresinde büyük yararlar sağlayacağı şüphesizdir. Bu nedenle ülke çapında bir “acil durum yeraltı suyu kuyu kayıt sistemi” programı başlatılmalıdır. Bu anlamda, kişilere ve şirketlere ait olan su kuyularının kayıt altına alınması büyük önem taşımaktadır. Kayıtlı su kuyuları hem bugün, hem de olası depremde su ihtiyacına büyük fayda sağlayacaktır. Bu kuyulardaki suyun kalitesi, afet öncesinde de belediyeler tarafından her ay içme suyu standartlarına göre uygunluğu kontrol edilmelidir. Bunun yanı sıra bu suyun kuyulardan çekilmesi için gerekli jeneratör ve pompa tesislerinin de kuyu alanlarında hazır ve çalışır halde olması kontrol edilmelidir. Yeraltı suyu, su kuyuları ve yağmur suyu kullanımı için ülke çapında, merkezi yasal bir düzenleme yapılmalıdır. Bu kapsamda çıkarılacak yasalar ile yeraltı suyunun afet durumunda acil su temini için verimli bir şekilde kullanımı planlanmalıdır. Yağmur suyunun toplanması ve afette kullanılmasına yönelik projeler için belediyelere merkezi yönetim tarafından finansman desteği verilmesi önemlidir.
Afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılabilmesi için afet öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gereken idari, yasal ve teknik çalışmaları belirlemek ve uygulamaya aktarmak, afet anında, uygulama yapabilmeyi sağlamak ve çıkarılan derslerin ışığında planlama yapmak çok önemlidir. Bu kapsamda yürütülmekte olan çalışmaların eksiklerine rağmen, yapılması gereken acil durumun türünü belirlemek, vereceği zararların, ihtiyaç duyulacak can ve mal kurtarma, sağlık, iaşe, güvenlik, çevre koruma ve destek hizmetlerinin verilmesine yönelik çalışmaların, bölgedeki hayatın normale döndürülmesi için gereken temel gereksinimlerin karşılanması, sonrasına da hazırlıklı olmak ve ikinci bir felaketin yaşanmasını engellemek için çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Altyapıların afetlerde büyük hasarlar alması, artan kentleşme ve nüfus ile can kayıplarının artması, aynı zamanda ülke bazında büyük maddi kayıp anlamına da gelmektedir. Modern kentleşmenin de etkisiyle, kentsel ve kırsal alanlar arasındaki sınırlar belirsizleşmiştir. Afet ve acil durumlarda su yönetimi anlayışında son yıllarda bir anlayış ve kavrayış değişikliği yaşanmaktadır. Halihazırda ve uzun yıllardır uygulandığı şekilde, büyük ve dikey üst ve altyapıların olduğu kentlerde, bu sisteme uygun inşa edilen merkezi ve büyük su yapıları durumu daha da vahimleştirmektedir. Teknolojik altyapı ne kadar ilerlemiş olsa da, afet anında zararlar büyük ve merkezi bloke eden şekilde olmaktadır. Bu anlayış çerçevesinde, afetzedelerin kurtarılması öncelikli konu olmaktadır. Yeni anlayışta özellikle de kentsel alanlarda merkezi ve büyük su yapıları yerine; daha küçük, dağınık ve afetlere karşı direnci daha fazla olan malzemelerle daha sağlam su yapıları altyapı inşası anlayışı önem kazanmaktadır. Gelişmekte olan acil afet müdahale yöntemlerine göre; afet durumlarında hayat kurtarma operasyonlarından ziyade, afet öncesinde alınan önlemlerle, sorunları oluşmadan tahmin etmeye ve zararları en aza indirgemek üzere altyapı düzenlemeleri yapmaya önem verilmektedir. Yönetim ve planlama açısından ise detaylı, afetlerden doğrudan ya da dolaylı şekilde etkilenecek her vatandaşı ilgilendiren ve planlama sürecine dâhil eden bir afet yönetimi ve altyapı planlaması anlayışı hayata geçirilmektedir. Bu bağlamda; yeni mühendislik teknolojileri ve malzemeleriyle, hayat kurtarıcı olan sağlam, sağlıklı, sürdürülebilir ve dirençli bir su altyapı modeli önerilmektedir
Ülkemizde yaşanabilecek her tür ve ölçekteki afet ve acil durumlara, etkin müdahale için görev alacak, kamu kurumları, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve gerçek kişileri kapsayacak düzenlemeler çok önem arz etmektedir. Hazırlanacak afet müdahale planı ile bir afet anında kimin ne yapacağı ve müdahalenin nasıl bir organizasyon içinde yapılacağı önceden belirlenmelidir. Bu anlamda, ülke çapında, tüm yerleşim birimlerinde deprem, sel, heyelan, çığ, yangın, gibi afet ve acil durumlara müdahalede görev alacak hizmet grupları ve koordinasyon birimleri oluşturulmalıdır. Afet ve acil durumlara ilişkin müdahale çalışmalarında görev alacak hizmet grupları ve koordinasyon birimlerine ait rolleri ve sorumlulukları uzmanlık alanlarına uygun şekilde tanımlamak, afet öncesi ve sonrasındaki müdahale planlamasının prensiplerini belirlemek çok önemlidir. Herhangi bir afet veya acil durum olduğunda, müdahale ekiplerinin ilk işi afetin gerçekleştiği bölgeye en kısa sürede ulaşarak afet bölgesinde yaşayan insanların öncelikle can güvenliklerini sağlamaktır. Eğer var ise, enkaz altında kalan vatandaşlarımızı arama kurtarma ekipleri ve sivil toplum kuruluşları yardımı ile mahsur kaldıkları yerlerden kurtarmak ve yaralıların tedavisi için en yakın sağlık kuruluşuna gönderilmelerini sağlamaktır.
Merkezi Yönetimler başkanlığında yerel yönetimler, afet bölgesinde alt yapı çalışmaları tamamlanıncaya kadar kullanma suyu temini, nakli ve su kuyularının açılmasına ilişkin çalışmalardan sorumlu olmalıdır. Salgın hastalıklar açısından çevresel ve suya bağlı risk faktörlerinin önlenmesi hususunda ilgili kurumların koordinasyonu sağlanmalıdır. Su temini ve hijyen bakımından çevrede risk oluşturacak faktörler ile ilgili tüm tedbirlerin alınması sağlanmalıdır.
Afet bölgesinde su, kanalizasyon ve arıtma tesisi vb. hatlarının acil onarımı yapılmalı ve en kısa sürede bu hizmetlerin, normale dönmesini sağlamaya yönelik koordinasyon sağlanmalıdır. Afet bölgesinde etkilenen su, kanalizasyon, arıtma ve benzeri alt yapı tesislerinin acil onarımı ve devamlı hizmet vermesi, önemli ve kritik tesislerin kısa sürede devreye girmesi sağlanmalıdır. Afet bölgesinde, alt yapı (su, kanalizasyon, arıtma ve benzeri) ve yapı stokunda meydana gelen yaklaşık ön hasar boyutunu ivedilikle belirlemek, üst makamları bilgilendirmek ve hasar tespit hizmetlerini yapmaya yönelik koordinasyon yapılmalıdır.
Afet yönetimi açısından temel olarak üç kritik dönem belirlenmiştir. İlk 3 gün en kritik süreçtir. Afet sonrasında hayatta kalabilmek için ilk 3 günlük yiyecek ve içecek gibi temel ihtiyacın bulunması gerekir. Devam eden 15 günde, su altyapısının zarar görmesi, mahsur kalmak, sabotaj, su kaynaklarına karışan kirleticiler ve benzeri nedenlerle temiz suya erişememe durumlarında salgın hastalıklar baş göstermeye başlamaktadır. Sonraki üçüncü kritik dönem olarak tanımlanan geçiş sürecinde, afet çeşidine göre değişen süreler içinde, afet kaynaklı sonuçlarının iyileştirilmesi ve yeni hayata uyum süreci başlar. Bu üç kritik dönemin afet sonrası planlarında düzenlenmesi gerekir.
Özellikle deprem, sel baskını, kuraklık, yangın ve benzeri afetlerde hayatta kalabilmek için suyun önemi tartışılmazdır. Afetlerden sonra temiz içme ve temizlik suyuna erişememek nedeniyle can kayıpları ve afet sonrası salgın hastalıkları önlemek için, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi örgütlerin geliştirmeye başladıkları afet planlama ve yönetimi anlayışı içinde su konusunda eski anlayışa nazaran önemli değişikliklere gidilmiştir.
Bir acil durum ile müdahale planı tasarlarken, ihtiyaçlarla ilgili hem genel hem de kurumlar tarafından yayınlanan düzenlemelere dayanan hedefleri belirlemek önemlidir. Yıllardır acil durum su tedarikine yönelik hedeflerin belirlenmesinde genel kurumsal standartlar esas alınmıştır. Örneğin, içme, pişirme ve hijyen suyu için asgari kişisel kullanıma verilen miktar, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından kişi başı günlük 7 litredir. Bununla birlikte, çoğu durumda su ihtiyacı çok daha yüksektir. Buna göre:
· Genel nüfus için: kişi başı günlük 15-20 litre;
· Suyla taşınan kanalizasyon sistemlerinin işletilmesi için: kişi başı günlük 20-40 litre; Su tasarrufu için vakum kanalizasyon sistemi önerilir.
· Aşevleri yemek dağıtım merkezlerinde: günde kişi başına 20-30 litre;
· Hastanelerde ve ilk yardım merkezlerinde: kişi başı günlük 40-60 litre;
· Camilerde: kişi başına 5 litre;
· Tahliye edilmiş insanlara ve mültecilere eşlik eden hayvanlar için: inek veya deve başına günde 30 litre, keçi veya diğer küçük hayvanlar başına günde 15 litredir.
Afet ve Acil Durumlar için Alternatif Su Kaynakları Planlaması ile Afet ve acil durumlarda sağlık kurumları ve hastanelerin yeterli hizmeti sağlayabiliyor oluşu hayati önem taşımaktadır. Afet ve Acil durumlar için kurumların kendi planlarını hazırlamaları ve kısa, orta ve uzun vadede kullanacakları su ile ilgili planlamaları yapmış olmaları gerekmektedir. Afet ve acil durum su ihtiyacı için hasta başına ihtiyaç duyulan paketlenmiş içme suyu depolanmış olmalıdır. Kullanılacak temizlik su miktarına göre; su deposu planlanmış, inşa edilmiş ve her durumda dolu tutulmalıdır.
Acil durumlara için planlanabilecek dört temel su kaynağı öne çıkmaktadır. Bunlar:
· Paketlenmiş su üreticileri ve satıcıları,
· Hali hazırda kullanılmakta olan su dağıtım şebekesinde yer alan depolar,
· Doğal su kaynakları ve çeşmeler,
· Yağmur suyu toplama sistemleri ve bunların afet ve acil durumlar için yeniden planlanmasının yapılarak yeni depo hacimleri belirlenmelidir.
Paketlenmiş sular, acil durumlarda kullanılması en güvenli su kaynaklarıdır. Afet ve acil durumlarda birçok ülkede kişisel hazırlık için düşünülen kurtarma çantalarında kişi başı günlük iki litre olmak, 3 günlük suyun mutlaka bulundurulması istenmektedir. Paketlenmiş su üreticileri ve satıcılarının Afet ve Acil Durum Müdahale Planları içinde önemli bir yeri vardır. Bu kuruluşlar kapasitelerine göre üretime geçebilecekleri ve tekrar tedarik yapabilecekleri ana kadar üç günlük suları depolarında bulundurmaları konusunda görevlendirilmelidir.
Hali hazırda kullanılmakta olan su dağıtım şebekelerinde yer alan özelikle gömme depoların, deprem, yangın, hortum, kasırga ve sel gibi durumlara karşı dayanıklı olup olmadığının kontrolleri gereklidir. Yeni yapılacak depolar, afet durumlarında zarar görme riskleri de göz önünde bulundurularak inşa edilecek olursa; tüm şebekeye hizmet verememelerine rağmen bölgesel olarak kullanılabileceklerdir. İnşaat malzemelerinde teknolojik gelişmeler ile ortaya çıkan sızmaları önleyici yüzey kaplamaları ile depo içlerinin kaplanması, afetlerde görebilecekleri yapısal hasarları en aza indirecektir. Gerek Ayaklı depolar gerekse gömme depolar hizmet amaçları nedeniyle sel riskine maruz kalmayacak şekilde yüksek kotlarda inşa edilmelidir. İnşaat sırasında uygulanacak detay uygulamalar ile sel ve su baskınlarında depo içine su girmesi engellenebilir.
Doğal kaynak sularının afetlerde kullanımı, bu kaynakların toplama ve depolama yapılarının afet öncesinde ve afet durumunda göz önünde bulundurarak planlanması ile mümkün olacaktır. Afet halinde kolay ve hızlı kullanım imkânı sağlayacak yer altı suyu ve yağmur sularının toplama ve depolama yapılarında hijyene dikkat edilerek kullanılması daha hızlı ve işlevsel bir yöntem olacaktır.
Ülkemizde halihazırda yağmur sularının kalitesinin ölçümü çalışmaları, özelikle havadaki kirleticilerin oranlarının belirlenmesi için yapılmaktadır. İl bazında hava kalitesini ve asit yağmurları riskini belirlemek için yağmur suyunun kimyasal analizleri yapılarak asit riski belirlenmelidir. Ph değerlerine bakıldığında; yağmur sularının; nötr karakterli ve Türk Standartların da belirtilen düşük sertlik düzeyindeki su sınıfında yer alıyor olması gerekmektedir. İçme suyu için verilen sınırlara bakıldığında Ph değeri uygun olmayan sular kullanmadan önce uygun hale getirilmelidir.
Şehirleşmenin ve sanayinin yoğun olduğu kentlerde yağmur sularının içme suyu olarak doğrudan kullanılması mümkün değildir. Fakat şehirleşmenin ve sanayinin yoğun olmadığı illerde temel kirleticiler ve Ph değeri göz önünde bulundurularak yağmur sularının içilmesinde engel bulunmamaktadır.
Uygun çatılar ve sert zeminlerden yağmur suyu toplamak yağışların ek su kaynağı olması bağlamında kullanışlıdır. Bu da mevcut barajların depolama alanlarındaki suyun kurak mevsimlerde kullanılmasına imkân sağlar. Yeni yapılarda bu suyu toplayıp depolayacak ve ihtiyaç halinde kullanımını sağlayacak, eskiden sarnıç adı verilen su yapıları mahalleye ve sokağa hizmet verecek şekilde planlanmalı ve zorunlu hale getirilmelidir.
Yağmur sularının kullanım öncesi dezenfeksiyonu önemlidir. Bu suların dezenfeksiyon işlemi;
· Kimyasal yöntemde suya eklenen klor, klor dioksit, ozon, gümüş iyonları ve biosidler gibi maddeler ile
· Fiziksel yöntemde ısıl dezenfeksiyon uygulanması ile,
· UV ışınları yöntemi ile; küçük gözenekli filtre ortamında filtrasyon ile mikro organizmaları tutulması ve mikrorganizmaların UV ışınları ile yok edilmesi mümkündür.
Tuvalet sifonlarında, temizlik işlerinde ve bahçe sulamada kullanılması öngörülerek tasarlanmış yağmur suyu toplama sistemlerini yaygınlaştırmak, bu sistemlere eklenecek olan acil durum su ihtiyacı hacmi ile acil durumlarda temizlik suyu ihtiyacını karşılayabilecek duruma gelecektir. Sistemlere, ilave acil durum depoları eklenerek yağmur suları afet durumunda da kullanılabilir.
Sonuç olarak,günümüz dünyasında büyük ölçüde ve ülkemizde, kentleşmeyle gelişen teknolojiye rağmen afetlerde can kayıpları azalmamıştır. Afetlerde ve acil durumlarda en önemli yaşamsal ihtiyaç maddesinin “su” olduğunun tartışılmaz gerçekliği ile; Afet ve acil durum planlamasında “su” önceliğinin dikkate alınarak tutarlı ve sürdürülebilir çalışmalar yapılması şarttır. Su kaynaklarının afet ve acil durum planlaması ivedilikle yapılmalı ve ilgili idarelerle bütünlük içinde hazırlık çalışmaları yapılmalıdır. Bu çalışmaların esası, afet durumunun yönetilmesi ve yerel kaynakların doğru kullanımına yönelik öngörü yönetimi olmalıdır. Yerel kaynaklarının, afetle karşılaşılmadan önce bütünlüklü bir şekilde planlanması ile afet durumunda su ihtiyacının karşılanabileceği şüphesizdir.
Yukarıda belirtilen tüm kaynakların önceden doğru olarak planlanması ile tüm yerel ve merkezi birimlerde, afet öncesinde gerekli su kaynağını uygun bütçeler ile planlamak ve hayata geçirmek mümkündür.
Afetllerde Rüzgar Enerjisi’nin Önemi
Buraya kadar yazılanlarla beraber bir başka önemli nokta afet bölgelerinde yaşamsal bir önemi olan elektrik enerjisinin geniş alanlarda sürdürülebilirliği açısından yenilenebilir enerji kaynağı olarak Rüzgar Enerjisi’nden faydalanmayıda gözönüne almak olmalıdır.
Ülkemiz tarafında baktığımızda İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova ekseninde illere göre rüzgar enerjisi kurulu gücü olarak İstanbul,Kocaeli,Sakarya, Bolu ve Yalova’da (2022 Mart sonu itibariyle) oluşan bir yapılanmayı görebiliriz. Bu yapılanma afet durumlarında bölgede sağlanması gereken elektrik enerjisi için mutlaka gözönünde bulundurulmalıdır.
İllere göre genel olarak baktığımızda ise , Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan alınan verilere göre, Türkiye'nin elektrik kurulu gücü mart sonu itibarıyla 100 bin 334 megavata, rüzgar enerjisi kurulu gücü ise 10 bin 861 megavata ulaştı. Rüzgar enerjisinin elektrik kurulu gücündeki payı da yüzde 10,8 oldu.
Türkiye, geçen 2021 yılında rüzgar enerjisinde yaklaşık 1750 megavatla yıllık bazda tarihindeki en yüksek kapasite artışını gerçekleştirdi. Rüzgar enerjisinde 10 bin megavat kurulu gücüne ulaşılarak bu alanda bir eşik de aşılmış oldu. Türkiye'de geçen yıl devreye alınan elektrik kurulu gücünün yarısını rüzgar enerjisi santralleri oluşturdu.
Ağırlıklı olarak lisanslı santrallerin bulunduğu Türkiye'de rüzgar enerjisi kurulu gücünde 1728,3 megavatla İzmir lider durumda bulunuyor.
Türkiye'deki ilk rüzgar enerjisi santraline (RES) ev sahipliği yapan İzmir, rüzgar türbinleri bileşenlerinin üretimi yanında bakım, onarım, servis hizmetlerinde de çevresinde bulunan rüzgar santrallerine 1 ila 3 saatlik mesafede olması sayesinde sektörde önemli bir noktada bulunuyor.
İzmir, Türkiye'deki rüzgar enerjisi kurulu gücünün yüzde 65'ine hizmet verebilecek bir konumda bulunuyor.
TÜRKİYE'NİN TÜM BÖLGELERİNDE RÜZGAR POTANSİYELİ VAR
Karasal rüzgar enerjisinde Türkiye'nin tüm bölgelerinde üretim potansiyeli bulunurken, deniz üstü rüzgar santrallerinden elektrik üretiminde Ege Denizi'nin coğrafi yapısı nedeniyle yüksek potansiyeli bulunuyor.
İzmir'in ardından Balıkesir 1358,3 megavat, Çanakkale 895,5 megavat, İstanbul 776,2 megavat, Manisa 701,6 megavat, Hatay 420,2 megavat, Aydın 387,3 megavat, Kırklareli 384,8 megavat, Bursa 349,7 megavat ve Afyonkarahisar 323,8 megavatla rüzgar enerjisi kurulu gücü en yüksek ilk 10 şehir olarak sıralanıyor.
Kayseri 273 megavatla bu illeri izlerken, 6 şehirde 200-300 megavat arasında, 9 ilde ise 100-200 megavat arasında rüzgar enerjisi kurulu gücü bulunuyor.
İşletmedeki rüzgar enerjisi proje sayısı 271 olan Türkiye'de emisyon azaltımı hedeflerine ulaşmak için yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminin hızla artırılmasına ihtiyaç duyuluyor.
Rüzgar enerjisinde kurulum maliyetlerinin yıllar içinde azalması da hedeflerin yakalanmasında önemli fırsatlar sunuyor.
Bu konuyla ilgili güncel maliyetlere örnek aşağıdaki tablolarda farklı güçler için Rüzgar Enerjisi kurulumu ile ilgili fiyatlandırmalar verilmiştir:
Bataryalar için de 24 V dc, 210 Ah Batarya grubu (2 ve 2,5 kW RES için) 700 USD, 48 V dc, 210 Ah Batarya grubu (3 ve 5 kW RES için) 1400 USD eklemek gerekiyor.
SONUÇ
Türkiye’de bir çok afet türü gözlemlenmektedir. Bu afetlerin başını deprem, sel, yangın ve göçmen sorunu oluşturmaktadır. Yaşanan bu afetler sonrası barınma sorunu ortaya
çıkmaktadır. Türkiye’nin bu barınma sorunu acil barınma, geçici barınma, geçici barınak,
geçici iskan imkanları sağlanarak çözülmeye çalışılmaktadır. Türkiye’deki geçici
barınma merkezleri çadırkent ve daha yaygın olarak konteynerkent şeklinde
kurulmaktadır. Oluşturulan barınma merkezlerinde geçici çözümler sunulması, göçmen
kampında yerleşik nüfusun artması sebepleri ile bu geçici barınma merkezlerini işletmek
gün geçtikçe artan bir maliyet haline dönmektedir.
Afet bölgelerinde kullanılan konteynerin nakliyesi ve montaj maliyeti düşük olması
sebebiyle tercih edilmektedir. Bu nedenle konteynerler için tasarlanan güneş paneli
sistemi ile 72 saatlik süreçte afetten etkilenen afetzedelerin barınma, ısınma/soğutma,
aydınlatma ve sıcak su gibi temel ihtiyaçları sosyal devlet anlayışı ile karşılanmış
olacaktır.
Türkiye için hızlı ve etkin afet yönetimi kabileyeti oluşturulması adına:
• Afet sonrası iyileştirme çalışmalarının tam anlamı ile yapılabilmesi için olası bir
afet öncesi iyileştirme aşamalarının usul ve esaslarını kapsayan yasal bir mevzuat
çerçevesinde hangi kurumun görev ve sorumluluğuna ait olduğu bilinmesi gerekmektedir.
• Türkiye’de bulunan bölgelere ait risk planı çıkarılması ve bölgelere göre afet
türleri belirlenerek olası bir afet durumunda geçici barınma yerlerinin tespit edilmesi gerekmektedir.
• Bölgelere kurulacak geçici barınma merkezlerindeki konteyner sayısı ve insan
kapasitesi hesaplanmalıdır.
• Bölgelere ait olası afet riski en az olan il seçilerek kurulması planlanan konteynerlerin bu illerde muhafaza edilerek deprem bölgesine ya da güvenli bölgeye naklinin gerçekleşmesi planlanmalıdır.
• Geçici barınma merkezlerinde kurulacak konteynelerda kullanılması planlanan elektrikli ve elektronik cihazların enerji maliyeti hesaplanması gerekmektedir.
· Sosyal alanlar için aydınlatma, ısınma ve sıcak su ihtiyacı için lazım olan enerji
miktarının hesaplanması gerekmektedir.
• Afet alanında planlanacak panel sayısı artırılırsa/ rüzgar enerjisinden daha fazla faydalanma yoluna gidilirse ve Ar-Ge çalışmaları sonucunda enerji depolama yapılabilmesi durumunda üretilecek fazla enerjinin talep durumunda ticareti yapılabilir.
• Güneş paneli sisteminin / rüzgar enerjisi kurulumunun ticaretinin dolar kuru üzerinden yapılması kurulum sebebiyle kurulum maliyetini artırmaktadır. Bu sebeple devlet tarafından teşvik amacı ile uygulanacak vergi muafiyeti kurulum maliyetini düşürecektir.
· G üneş paneli sisteminin/rüzgar enerjisi sistemlerinin daha fazla yerli üretiminin yapılmasının devlet eli tarafından yerli üretim teşviki ile maliyetlerin düşmesi beraberinde yenilenebilir enerjiden enerji üretiminin var olan önemini dahada artıracaktır.
Sevgiyle ve Sağlıkla Kalın.
ncmozdmr
Hüsnü Baysal’ın katkılarıyla
Kaynaklar :
1. acikerisim karatay edu tr/bitstream/handle/20.500.12498/5528/Muammer
%20%C5%9EAH%C4%B0NER%20%2810513499%29.pdf?sequence=1&isAllowed=y
AFET SONRASI KONAKLAMA TESİSLERİNİN ENERJİ İHTİYACININ GİDERİLMESİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Muammer ŞAHİNER - Yüksek Lisans Tezi, Konya Aralık 2022
KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ ENERJİ YÖNETİMİ ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
2. enerji gov tr/enerji-isleri-genel-mudurlugu-yenilenebilir-enerji
3. gepa enerji gov tr/MyCalculator/
Güneş Enerjisi Potansiyel Atlası (GEPA)
4. www maltepe edu tr/sustainability/tr/afet-yonetiminde-enerjinin-surdurulebilirligi-ve-enerji-verimliligi
5. www afad .gov tr
6. olcuistanbul org?SayiX=2021_nisan
AFETLERDE SU YÖNETİMİ
Selim Bayer
Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
ÖLÇÜ, Nisan 2021
7. www ntv com tr/ekonomi/illere-gore-ruzgar-enerjisi-kurulu-gucu,L76PfoQ-SE-f5R2IpiRDDw
İllere göre rüzgar enerjisi kurulu gücü
Haberler - Anadolu Ajansı 15.04.2022
8. kahramanmaras bel tr/haber/2023/02/20/karacasu-konteyner-kent-hizmete-aliniyor#&gid=null&pid=3