Aldatma ve yalan üzerine…

Abone Ol

Aldatma Nedir?

Aldatma, kişinin, gerçek olmayan bir şeye inanmasına neden olan büyük ya da küçük, zorlayıcı ya da cazip gelen bir eylemdir. Genel olarak dürüst insanlar bile aldatmaya yatkındırlar; bu konuda yapılan çeşitli çalışmalar, ortalama bir insanın gün içinde kendisini bile aldatabildiğini göstermektedir. Bireyin kendisini aldatması, kendi kendisine söylediği yalanları da kapsamaktadır. Bizim aldatma konumuz ikili ilişkilerdeki aldatma kavramıdır. Aldatan insanlar genellikle karşılarındaki insanların duygularını incitmemek adına pembe beyaz yalanlara başvururken bazıları aldatmayı bir vicdan meselesi haline getirerek ya da karşısındaki kişinin bir şeylerden şüphe etmemesi için hediyeler alırlar. Aldatma her zaman dışa dönük bir eylem değildir. İnsanların kendilerine söyledikleri yalanlar da vardır, çünkü benlik saygısının sağlıklı bir şekilde sürdürülmesinden, kontrolleri dışındaki ciddi sanrılara kadar kişi kendisini aldatmaya yönelik düşüncelere de sahiptir. Kendi kendine yalan söylemek genellikle zararlı olarak algılanırken, bazı uzmanlar, belirli türden kendini aldatmanın (aksine kanıtlar olsa bile zor bir hedefe ulaşabileceğine inanmak gibi) genel refah üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini savunmaktadır. Güven özellikle kendine güvenmek – özgüven, romantizm, ebeveynlikten tutun da ulusal yönetime kadar her düzeyde sosyal yaşamın temelidir. Aldatma kavramı ise her zaman aldatan kişinin kendisine karşı ciddi özgüvensizliğinden doğar ve aldatan kişiler güven ve özgüven konusunda oldukça zayıflatırlar.

Bir Yalanı Bulmak Mümkün Mü?

Araştırmacılar uzun zamanlardan bu yana, insanların ne zaman yalan söylediğini kesin olarak tespit etmenin yollarını aramaktadırlar. En iyi bilinen yöntemlerden biri olan yalan makinesi testi, yalan söylemenin hassas makineler tarafından tespit edilebilen normal psiko-fizyolojik kalıpları değiştirdiği teorisine dayanmaktadır. Suç filmlerinde popüler olmasına rağmen yalan makinesi, uzun süredir tartışmalı olan ve fizyolojide kesin dalgalanmalar olduğuna dair hiçbir kanıt barındırmamaktadır. Bu zıt kanıtlar, Antisosyal Kişilik Bozukluğu gibi bazı psikiyatrik bozuklukları olanların yalan makinesi veya diğer yaygın yalan tespit yöntemleri ile doğru bir şekilde ölçülemediğini göstermektedir.

Çoğu uzman bir yalan makinesi yerine, yalan söyleyenlerin, vücut dilinde ya da yüz ifadelerinde büyük ve küçük değişiklikleri – mimikler ve jestler –  “anlattıklarını” ortaya koymanın daha iyi olabileceğini önermektedirler. Ancak yapılan çalışmalar, bu tür gözlemlenebilir yalan belirtilerinin güvenilmez olabileceğini ve aldatma tespitinin – psikologlar tarafından bile – şansa bağlı olduğu kanısındadırlar.

Bununla birlikte, aldatmanın tespiti kolluk kuvvetleri için zorunludur ve güvenilir yöntemler konusundaki arayışlar devam etmektedir. Birçok ilgili taraf, odağını yalan söylemenin, dışa dönük işaretlerinden, yalanı ortaya çıkaran görüşme tekniklerinin kullanımına kaydırmıştır. Araştırmalar, stratejik durumlarda, kişinin kullandığı kelime sayısının yanı sıra kelimelerin türü ve kelimelerin tekrarının, eğitimli görüşmecilerin aldatmayı tespit etmesine yardımcı olabileceğini göstermektedir. 

Neden Yalan Söylüyoruz?

Kimse aldatılmaktan hoşlanmaz ve aldatılmanın, toplum tarafından büyük bir skandal olarak karşılanabileceğini düşünürler. Kendisine güveni olduğunu, dürüst ya da benzeri olumlu şeyler söyleyen insanların öncelikle bu cümleleri, toplum içerisinde olumsuz bir durumun içerisinde yer almamak adına kurdukları düşünceleri kapsar. Aslında, bazı uzmanlar sağlıklı işleyen bir toplumun korunması için belirli bir aldatmanın gerekli olabileceğini öne sürmektedir. Yani, toplum bilinçli olarak kandırılarak, daha uyanık ve daha dikkatli olan bir toplum oluşturabilineceğini savunurlar.

Aldatma ve yalan üzerine yapılan çalışmalar, bir zamanlar din adamlarının ve teologların alanıyken son zamanlarda psikologların da dikkati, insanların neden yalan söylediğine ve bunu yapma olasılığına sebep olan koşullara çevirldi.

Yine de aldatmanın temel sebebi olan yalanlar zinciri, bireyin öncelikle kendisini kandırması sonra da bu kandırılmışlık haline kendisini inandırarak başkalarını aldatmasını sağlamaktadır. Özgüven, sadakatin ama en önemlisi bireysel sadakatin temelidir.

Not : bir insana karşı “yalan söyleme!” demek yerine “doğru konuş” demek, karşınızdakini incitmeden, onu sizinle uzlaşmaya sevk etmenize yardımcı olur.

Doğru, güzel ve güçlü duygulara sahip olmanız dileği ile

 

Sevgilerle dostlar