Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti teşkilatlarıyla bayramlaşma programında, "Pazartesi gününden itibaren kontrollü normalleşme takvimimizi uygulamaya başlıyoruz. Süreci pazartesi günü Kabine sonrasında açıklayacağız. Niyetimiz hazirandan itibaren tedbirleri önemli ölçüde gevşetmek." ifadelerini kullandı. Peki ama normalleşme adımları için zamanlama ne kadar doğru?
Pandeminin toplumların ruh halini bozduğu bir gerçek. Bozulan bu ruh hali içerisinde dahi alınan önlemleri bir çeşit kurtuluş yolu olarak görüyordum. Yani 17 günlük tam kapanma benzeri birkaç kapanmanın daha gerçekleştirilmesine razıydım. Bu bizi sonbaharda keskin bir rahatlamaya kavuşturacaktı. Fakat yapılan açıklama ile hayal kırıklığına uğramış durumdayım. Sonbaharda keskin bir rahatlama yerine yine geçici bir rahatlamaya doğru gidiyor muyuz korkusu beni sarmış durumda. Artık toplum olarak keskin bir rahatlamaya ihtiyacımız var. Geçici çözümler hayli yordu bizi. İnsanı insan yapan temel değer olan sosyalleşmeden daha fazla mahrum kalmak istemiyoruz. Bu yüzden gerekli aşılama faaliyetlerinin bir an önce tamamlanması ve halkın özgürce sokaklarda dolaşmasını büyük bir gıpta ile hayal ediyorum. Zira geçici önlemlerle bu keşmekeş süreç devam ederse toplumun ruh sağlığında tamir edilemez yaralar açılmasından korkuyorum. İnsanlar artık çok sıkıldılar. Asosyallikten adeta acı çekiyorlar. İletişim kurma becerileri bir hayli zayıfladı. Yine özgüvenlerinin de zayıfladığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla olumsuz davranışlara alışılması beni korkutuyor. Örneğin bir insanın, pandemi sonrasında da sosyalleşmek istememesi tehlikeli bir durum. Bir öğrencinin okula gitmek istememesi keza… Bu tip alışkanlıkların karakterlerimize yerleşmeden keskin kararlar alınmalıydı. Sürecin olumsuza seyretmeyeceğinden emin olduktan sonra normalleşmeye geçebilirdik. Tabi, “Niyetimiz mayıs ayı sonuna kadar ihtiyatlı hareket etmeyi sürdürmek, hazirandan itibaren tedbirleri önemli ölçüde gevşetmeyi planlıyoruz,” ifadesi sürecin kontrollü bir şekilde ilerletilmek istendiğini gösteriyor ama ben yine de aman ha diyenlerdenim. Ne olur ne olmaz bir birkaç kapanma daha yaşayabilirdik. Yeter ki keskin bir kurtuluş söz konusu olsun. Çünkü toplum olarak geçirdiğimiz bir buçuk senelik pandemik süreç hepimizi çok yordu. Bu yorgunluk, ne yaparız da telafi edilir ona dair bir bilgimiz bile yok. Toplum olarak artık iletişim kurmaya, sosyalleşmeye, hayallerimizi gerçekleştirmeye, çalışmaya, aktif bir yaşam sürmeye ihtiyacımız var. Ne olur, tedbiri elden bırakmayalım ve bu süreci en kontrollü bir şekilde sonlandıralım. Ki ihtiyacımız olan aktif yaşam da bir an önce bizlere gelsin.