Gündem

Anadolu’nun nadir saraylarından biri yorgun: Kasrı Hümayun

Anadolu’daki nadir saraylardan biri olan tarihi yapının dış cephesindeki kararmalar ve yosun oluşumları tarihi yapının korunmasındaki ilgisizliği gözler önüne getiriyor.

Abone Ol

Kemal Paşa Mahallesi Saray Yokuşu Sokak’ta bulunan Kasrıı Hümayun, Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan tarihsel kimliğiyle İzmit’in en önemli yapıları arasında yer alıyor. “Padişaha ait saray” anlamına gelen yapı, ilk kez 4’üncü Murat döneminde ahşap temeller üzerine inşa edildi ancak deprem ve yangınlar nedeniyle yıkıldı. Günümüze ulaşan sarayın ise Sultan Abdülaziz döneminde, 1861–1876 yılları arasında yapıldığı biliniyor. Uzun yıllar boyunca Osmanlı padişahlarına, devlet adamlarına ve önemli konuklara ev sahipliği yapan saray, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Fransız yazar Claude Farrère’yi de ağırladı.


Cumhuriyet’in ilanına giden yol burada açıldı
Atatürk, 16 Ocak 1923 tarihinde Kasr-ı Hümayun’da ilk basın toplantısını gerçekleştirdi. Bu toplantıda Türkiye devletinin yönetim biçiminin Cumhuriyet olacağını kamuoyuna duyurdu ve yapı, bu yönüyle Türkiye siyasi tarihinde simgesel bir yer edindi. Mermer işçiliği, tavan süslemeleri ve bol sütunlu mimarisiyle dikkat çeken saray, küçük ölçekte Dolmabahçe Sarayı’nı andırıyor. 1967 yılına kadar Vilayet ve Ziraat Odaları olarak kullanılan bina, bu tarihten sonra İzmit Müzesi olarak hizmet vermeye başladı.


Restorasyon yapıldı, yıllar geçti
Daha önce 1992 yılında restorasyona alınan yapı, 17 Ağustos depreminde ağır hasar gördü. 2004’te yeniden başlayan çalışmalar 2005’te tamamlandı ve saray, 16 Ocak 2007 tarihinde yeniden ziyarete açıldı. Yapı halen Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü denetiminde bulunuyor. Ancak aradan geçen yıllar, yapının dış cephesinde ciddi izler bıraktı. Sarayın mermer yüzeylerinde kararmalar, sütun ve cephelerde ise yaygın yosun oluşumları göze çarpıyor.


Bakım periyotları merak konusu
En son 21 yıl önce restorasyon gören ve 19 yıldır ziyarete açık olan Kasrı Hümayun’un periyodik bakım süreçleri kamuoyunda sorgulanıyor. Tarihi yapının mevcut durumu için, “Bu ölçekte ve önemdeki bir kültür varlığının bakımı hangi aralıklarla yapılıyor?” sorusu akıllarda soru işareti olarak yer alıyor.