AŞK-I MEMNU'YA DÖNEN BİR SAVAŞ

Abone Ol

Ortadoğu’da sular bir türlü durulmuyor. Barış görüşmeleri yapılsın deniyor fakat hiç kimse masaya karşılıklı bir şekilde oturmuş değil. Kimse kimseyle açık konuşmuyor ama herkes herkesle konuşuyor.

İran “asla masaya oturmam” diyor… ama mesajlarını Pakistan üzerinden gönderiyor. ABD “diplomasi istiyoruz diyor” …ama aynı anda bombardımanı sürdürüyor. İsrail ise sahnede açık olan tek aktör: vuruyor, geri çekiliyor, yeniden vuruyor. Bu arada ne tam dost ne tam düşman olan Pakistan sözde arabuluculuk yapıyor. İran Dışişleri Bakanı İslamabad’a gidip görüşmeler yaparken, ABD heyetinin ziyareti Trump tarafından iptal ediliyor. Yani sahnede barış var gibi, perde arkasında ise kopuş. Çünkü burada kimse birbirini sevmiyor ama kimse birbirinden vazgeçemiyor. Bu gerilimin merkezinde bulunan İsrail ise çözümün dışında kalıyor. Füzeler düşmeye devam ediyor.

Olaylar bu şekilde ilerlerken hegemonik güç dengesini İran üzerinden güçlendirmeyi amaçlayan ABD’nin asıl hedefi İran’ın petrol rezervlerini, bünyesinde tuttuğu büyük şirketlerin kullanımına sunmak. Bu nedenle Hürmüz Boğazı’ndaki tacizlerine ve yasadışı deniz ablukasına ara vermeden devam ediyor. ABD başkanı Trump sürekli İran’ı, “kozlar benim elimde ” diyerek kışkırtmaya, ortalığı bulandırmaya devam ederken, İsrail ise bu arada Hizbullah’ ı bahane ederek ordusuna Lübnan’ ı hedef gösteriyor.

Son gelişmeler ışığında bu dalgalanma süreci, şiddetini arttırarak devam edecek gibi. Tamamen devletlerin kendi çıkarları için çatıştığı, barış müzakerelerinin ise durma noktasına geldiği bu savaş, arada sıkışmış milyonlarca insanın canını yakmaya devam ediyor.

BARIŞ SÜRECİNDE KARANLIK GERÇEK

Bu bir barış düzeni değil, bir savaş düzeni de değil. Bu, sürekli ertelenen bir çöküş hali. Her görüşme bir çözüm değil, sadece daha büyük bir kırılmayı geciktiren bir bandaj. Ve yine herkes her şeyi biliyor ama kimse gerçeği ne yazıktır ki itiraf edemiyor.

Sevgiyle kalın…