Diyarbakır’da Remzi Sati ile oğlu Muhammed Sati’nin öldürülüp kamyonetlerinin yakılmasına ilişkin davanın ikinci duruşmasında yeni gelişmeler yaşandı. Ailenin avukatları, Remzi Sati’ye ait kayıp telefonun bulunması halinde cinayetin ayrıntılarının ortaya çıkabileceğini belirterek araştırma yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, bu talebi reddetti.
Baba ve oğlun cansız bedenleri kamyonette bulunmuştu
Olay, 19 Mayıs 2025’te Sur ilçesi kırsal Köprübaşı Mahallesi yakınlarındaki boş arazide meydana geldi. 21 GH 662 plakalı kamyonetin yandığını görenlerin ihbarı üzerine bölgeye ekipler sevk edildi.
Yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü. Yapılan incelemede kamyonette Remzi Sati ve oğlu Muhammed Sati’nin cansız bedenleri bulundu. Baba ve oğlun tabancayla öldürülüp, ardından yanıcı maddeyle yakıldıkları tespit edildi.
Soruşturma kapsamında şüpheliler gözaltına alındı
Olayla ilgili soruşturma kapsamında Ali Mert İldeniz ile babası A.İ., İ.K., M.D., M.K., O.K. ve A.Ö. gözaltına alındı. O.K. ve A.Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, diğer şüpheliler tutuklandı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, sanıklardan Ali Mert İldeniz’in itiraflarına yer verildi.
İddianamede cinayet planı anlatıldı
İddianamede yer alan ifadeye göre Ali Mert İldeniz, maktul Remzi Sati ile arasında hayvan alım satımı nedeniyle husumet bulunduğunu, maktulü öldürmek için plan yaptığını ve olay günü “kayıp inek” senaryosuyla baba ve oğlunu bölgeye çağırdığını anlattı.
İldeniz’in, tartışma sonrası tabancayla ateş ederek baba ve oğlunu vurduğunu, delilleri yok etmek için aracı kolonya dökerek ateşe verdiğini ve hedef şaşırtmak amacıyla maktulün telefonundan başka bir sanığa mesaj attığını beyan ettiği aktarıldı.
Kuvvetli yanıcı madde değerlendirmesi
İddianamede, sanığın “kolonya kullandım” beyanına karşın cesetlerin kömürleşmiş ve karbon halini almış olması nedeniyle yakma işleminin benzin gibi kuvvetli bir yanıcı maddeyle gerçekleştirilmiş olabileceği değerlendirmesine yer verildi.
Kriminal raporlarda bazı şüphelilerin kıyafetlerinde atış artığı bulgularına rastlandığı, olay saatinde şüphelilerin telefonlarını kapattığı veya baz istasyonu kayıtlarının olay yeriyle örtüştüğü kaydedildi.
İddianamede, şüphelilerin dosya kapsamı değerlendirildiğinde aynı fikir ve eylem birliği içerisinde Remzi Sati ile oğlu Muhammed’i tasarlayarak ve canavarca hisle ateş etmek ve yakmak suretiyle öldürdüklerinin anlaşıldığı belirtilerek, “Kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
İlk duruşmada dört kişi tahliye edilmişti
Davanın ilk duruşması, 7 Nisan’da Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Ali Mert İldeniz’in tutukluluk halinin devamına karar verirken, diğer tutuklu sanıklar A.İ., İ.K., M.D. ve M.K.’nin yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetti.
Tanıklar mahkemede dinlendi
Davanın ikinci duruşmasına tutuklu sanık Ali Mert İldeniz SEGBİS üzerinden katıldı. Duruşmada taraf avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları ile altı tanık hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan sanıklar ise duruşmaya katılmadı.
Tanık mahalle muhtarı Seyithan Bakır, Remzi Sati ve oğlundan haber alınamaması üzerine Ali Mert İldeniz’i aradığını belirtti. Bakır, İldeniz’in telefonda kendisine Remzi Sati ile yalnızca telefon görüşmesi yaptığını, yanına gelmediğini söylediğini ifade etti.
“Yanmış kamyoneti kum ocağında bulduk”
Tanık İ.S., Remzi Sati ve oğlundan haber alınamayınca Ali Mert İldeniz’i aradığını söyledi. Daha sonra Remzi Sati’nin telefonundan gelen mesaj üzerine kum ocağına gittiklerini belirten İ.S., kamyoneti yanmış halde bulduklarını anlattı.
İ.S., olay yerinde Muhammed Sati’ye ait olduğunu düşündüğü bir ayakkabı bulduklarını, ayrıca jandarma ekiplerinin görüntülü görüşmesinde sağır ve dilsiz çobanın iki beyaz aracın kamyoneti ateşe verdikten sonra bölgeden ayrıldığını anlattığını ifade etti.
Tanık kamyon şoförü K.E. ise olay gecesi kum ocağında çalıştığını, saat 21.00 sıralarında olay yerinde herhangi bir şey olmadığını, gece saat 02.00 sıralarında daha önce farları açık şekilde beklediğini gördüğü kamyoneti yanar halde gördüğünü söyledi.
Aile avukatlarından kayıp telefon talebi
Savcı, mütalaasını tekrarlayarak dosyadaki eksiklerin giderilmesini ve sanık Ali Mert İldeniz’in tutukluluk halinin devamını talep etti.
Sati ailesinin avukatlarından Bayram Aydemir, Remzi Sati’nin kayıp telefonunun bulunması halinde cinayetin ayrıntılarının ortaya çıkabileceğini belirterek araştırma yapılmasını istedi.
Ailenin diğer avukatlarından Sabahattin Acar ise duruşmada, “Bakın, sanık sandalyesi boş. 2 insan canice yakılarak katledildi. Üzerinde svap izi olanlar tahliye edildi. İnsan özgürlüğü çok önemlidir. Burada tahliyeleri görünce o ailenin durumunu gördük hepimiz. O özgürlük telafi edilebilir, ancak yaşamın telafisi yoktur. Siz tek delil olan uydu ve svap izi olan M.K.’nin beyanıyla tahliyeler verdiniz. Kendisi 'Ben jandarmanın aracına bindim, indikten sonra svap bulaştı’ dedi. Ancak buna çocuklar güler” dedi.
Hakim ile avukat arasında diyalog yaşandı
Avukat Sabahattin Acar’ın beyanlarının ardından duruşma hakimi, “Bizi mi sorguluyorsunuz?” diye sordu. Acar ise “Evet, sizi sorguluyorum” yanıtını verdi.
Bunun üzerine duruşma hakimi, “Kararlarımıza hukuki bir şekilde her zaman itiraz edebilirsiniz” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü avukatı Şeyhmus Erdoğan da bir önceki duruşmada verilen tahliye kararlarına itiraz ettiklerini belirterek, sanıkların tutuklu yargılanmasına karar verilmesini talep etti.
Duruşma 3 Kasım’a ertelendi
Mahkeme heyeti, Remzi Sati’nin kayıp telefonunun araştırılması talebi ile tutuksuz sanıkların yeniden tutuklanması talebini reddetti.
Heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesine, Van Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğünden gelecek raporların beklenmesine ve bazı tanıkların dinlenmesine karar verdi. Sanık Ali Mert İldeniz’in tutukluluk halinin devamına hükmeden mahkeme, duruşmayı 3 Kasım’a erteledi.
“Sayın mahkeme delilleri dikkate almadı”
Duruşma sonrası konuşan Sati ailesinin avukatlarından Sabahattin Acar, mahkemenin kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Acar, “Bunun adil bir karar olmadığını söyledik. Sayın mahkeme de aynı görüşte olmadığını söyledi. Ben bunun kendi görüşüm olmadığını, yasaların emrettiğini söyledim. Deliller toplanmadan delillerin karartma ihtimali varsa, güçlü suç şüphesi varsa, sanıkların tahliye edilmemesi gerekti. Ben de bu dosyada çok güçlü bir şüphe mevcut olduğunu, özellikle somut, objektif deliller mevcut olduğunu, bu delillerin henüz sanıklar lehine çevrilmeden tahliye edildiğini, sanık sandalyelerinin bomboş olduğunu, bir müşteki vekili, bir hukukçu olarak rahatsızlık duyduğunu söyledim. Biz adil bir kararın verilmediğine inanıyoruz. Çünkü biliyorsunuz; bir baba ve 15 yaşındaki bir çocuk canice, vahşice katledilmiş. Daha önce ifadeleri reddeden, sonra telefon tapeleri ortaya çıkan biri olayı üstlendi. Diğer sanıkların hepsini aklamaya çalıştılar. Mahkeme heyeti de bu hukuka aykırı, kendilerini aklamaya yönelik suçlamayı reddeden insanların ifadelerini geçerli görerek tahliyelerine karar verdi. Tanıklar hiçbiri olayı hakkında sağlıklı bir bilgi sahibi değildi. Bugün dinlenen tanıklarının dosyaya pek bir şey katacağını sanmıyorum. Çünkü çok daha önemli deliller; telefon görüşmesi, telefon sinyalleri ve sanıkların üzerindeki svap izleri, barut izleri, atış artıkları, en önemli deliller bunlardır. Bu deliller de dosyada. Sayın mahkeme bu delilleri dikkate almadı. Bizim hukukçu olarak itirazımız bunadır” dedi.