Gündem

Baba Vanga’nın 2026 Kehanetleri Sosyal Medyayı Karıştırdı

Sosyal medyada hızla yayılan Baba Vanga kehanetleri, 2026 yılına dair savaş, küresel kriz ve uzaylı iddialarıyla yeniden tartışma konusu oldu. Kehanetler, artan jeopolitik gerilimlerle birlikte yeniden gündeme taşındı.

Abone Ol

Geçmişte yaptığı bazı öngörülerin gerçekleştiğine inanılan Bulgar kahin Baba Vanga, 2026 yılına ilişkin iddialarla yeniden kamuoyunun gündeminde. Sosyal medyada paylaşılan kehanetler, özellikle küresel çatışmaların arttığı bir dönemde geniş yankı uyandırıyor.

Kehanetler 5079 Yılına Kadar Uzandığı İddia Ediliyor

1996 yılında 85 yaşında hayatını kaybeden Baba Vanga’nın, takipçilerine göre 5079 yılına kadar uzanan çok sayıda kehanet bıraktığı öne sürülüyor. Doğal afetler, teknolojik gelişmeler, uzayla ilgili temaslar ve büyük savaşlar, kendisine atfedilen öngörülerin başlıca başlıkları arasında yer alıyor. 2026 yılı ise bu kehanetlerin merkezinde bulunuyor.

Süper Güçler Arasında Büyük Çatışma İddiası

Baba Vanga’ya atfedilen 2026 kehanetleri arasında en çok dikkat çeken başlıklardan biri, süper güçler arasında yaşanabilecek büyük bir küresel çatışma ihtimali. Bu sürecin ani bir yıkım değil, uzun soluklu ve yıpratıcı bir mücadele şeklinde ilerleyeceği iddia ediliyor. Özellikle Doğu ve Batı arasındaki gerilimlere işaret edildiği öne sürülüyor.

“3. Dünya Savaşı Bir Son Değil” İddiası

Kehanetlere inananlara göre, olası bir 3. Dünya Savaşı insanlığın sonu değil; aksine küresel düzenin değiştiği bir geçiş süreci olacak. Bu dönemde siyasi dengelerin köklü biçimde değişeceği ve yeni güç merkezlerinin ortaya çıkacağı iddia ediliyor.

Uzaylılarla Kitlesel Temas İddiası

2026 kehanetleri arasında en çok tartışma yaratan başlıklardan biri de uzaylılarla ilgili öngörü oldu. Baba Vanga’ya atfedilen iddialara göre, Kasım ayında insanlık ilk kez uzaylı varlıklarla kitlesel bir temas yaşayabilir. Bu iddia bilim çevreleri tarafından spekülatif olarak değerlendirilse de, sosyal medyada yoğun ilgi görmeye devam ediyor.

Uzmanlar, Baba Vanga’ya atfedilen kehanetlerin bilimsel dayanağı bulunmadığını vurgularken, bu tür iddiaların özellikle kriz dönemlerinde daha fazla ilgi gördüğüne dikkat çekiyor.