Türkiye'nin yakın tarihine ve Misak-ı Millî sınırlarına dair en çok merak edilen, üzerine en çok tartışılan konulardan biri de Batum'un kaybedilme sürecidir. "Batum'daki egemenlik hakkımız hangi antlaşmadan sonra Gürcistan'a verilmiştir?" sorusu, sadece bir tarih bilgisini değil, aynı zamanda Milli Mücadele döneminin diplomatik zorluklarını da gün yüzüne çıkarmaktadır. İşte Batum'un kaderini belirleyen o kritik antlaşmalar ve sürecin perde arkası:
1. Moskova Antlaşması (16 Mart 1921): İlk Büyük Fedakarlık
Batum'un elimizden çıktığı ilk ve en temel diplomatik belge Moskova Antlaşması'dır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümeti ile Sovyet Rusya arasında imzalanan bu antlaşma, Türk diplomasisi için hem bir zafer hem de hüzünlü bir dönüm noktasıdır.
-
Misak-ı Millî'den Verilen İlk Taviz: Antlaşmanın şartları gereği Türkiye; Kars, Ardahan ve Artvin'i kendi topraklarına katmayı başarmış ancak Misak-ı Millî sınırları içerisinde yer alan Batum'u Sovyet Rusya'nın nüfuzundaki Gürcistan'a bırakmak zorunda kalmıştır.
-
Özerklik Şartı: Antlaşma maddelerinde Batum halkının geniş bir özerkliğe sahip olması, halkın dini ve kültürel haklarının korunması ve Batum limanının Türkiye'nin ticari faaliyetlerine açık tutulması (gümrüksüz geçiş hakkı) şart koşulmuştur.
2. Kars Antlaşması (13 Ekim 1921): Sınırların Kesinleşmesi
Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasından sonra TBMM; Sovyet Rusya'ya bağlı olan Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan hükümetleriyle Kars Antlaşması'nı imzalayarak doğu sınırlarını nihai biçimine kavuşturmuştur.
-
Moskova'nın Onayı: Kars Antlaşması, özünde Moskova Antlaşması'nın hükümlerini teyit etmiştir. Bu antlaşma ile Batum'un Gürcistan'a (dolayısıyla Sovyetler Birliği'ne) bırakıldığı tescillenmiştir.
-
Bugünkü Sınır: Günümüzde Türkiye ile Gürcistan arasındaki kara sınırı, hala 1921 yılında imzalanan bu antlaşmanın esaslarına dayanmaktadır.
Batum'un Gürcistan'a Bırakılmasının Temel Nedenleri
Stratejik önemi bu kadar yüksek olan bir liman şehrinin neden bırakıldığı sorusuna tarihçiler şu üç ana eksende yanıt vermektedir:
1. Kurtuluş Savaşı'nın Stratejik Öncelikleri: Batı Cephesi'nde Yunanistan'a karşı verilen ölüm kalım mücadelesinde, Doğu Cephesi'ni tamamen kapatmak ve oradaki askeri birlikleri batıya kaydırmak hayati bir önem taşıyordu. Batum için Sovyetler ile bir çatışmaya girmek, tüm Milli Mücadele'yi riske atabilirdi.
2. Sovyet Rusya’nın Hayati Desteği: Milli Mücadele döneminde TBMM'nin en büyük lojistik ve askeri destekçisi Sovyet Rusya idi. Sovyetlerden gelen silah, mühimmat ve altın yardımlarının devam edebilmesi için bu diplomatik uzlaşma "zorunlu bir geri adım" olarak görülmüştür.
3. Diplomasi Masasındaki Güç Dengesi: O dönemde Sovyet Rusya, Kafkasya'da tam hakimiyet kurmak istiyordu. Batum Limanı, Sovyetlerin Karadeniz'e açılan en önemli kapılarından biriydi. Türkiye, Kars ve Ardahan gibi vatan topraklarını kurtarmak adına, Batum konusunda taviz vermek durumunda kalmıştır.





