Bayram Değil, Hesap Günü

Abone Ol

Takvim yaprakları bir kez daha 1 Mayıs’ı gösteriyor.
Yine kürsüler kurulacak, yine sloganlar atılacak, yine aynı cümleler tekrar edilecek.

“Emek en yüce değerdir.”
“İşçinin hakkı alın teridir.”

Peki gerçekten öyle mi?

Eğer öyle olsaydı, bu ülkede en zenginler en çok çalışanlar olurdu.
Ama değil.
Ne yazık ki en çok çalışanlar, en az kazananlar.

İşte tam da bu yüzden 1 Mayıs bir bayram değil.
Bir hatırlatma.
Bir hesap günü.

Sabahın karanlığında yola çıkan işçi…
Akşam eve döndüğünde cebinde kalanla değil, içinden eksilenle yaşıyor.

Çünkü bu düzen, emeği kutsamaz.
Tam tersine, emeği tüketir.

Birileri masa başında karar alır…
Binlercesi o kararın altında ezilir.

Birileri büyür…
Diğerleri hayatta kalmaya çalışır.

Bu bir sistem değil.
Bu, düzenli bir eşitsizliktir.

Bize yıllardır sabır öğrettiler.
“Daha iyi olacak” dediler.
“Zamanla düzelecek” dediler.

Ama zaman geçti.
Değişen ne oldu?

Çalışma saatleri uzadı.
Ücretler eridi.
Gelecek küçüldü.

Ve en tehlikelisi…
İnsanlar buna alıştı.

1 Mayıs tam da bu yüzden önemlidir.

Çünkü bu gün, alışmamak içindir.
Çünkü bu gün, unutulmaması gereken bir gerçeği hatırlatır:

Hak verilmez.
Alınır.

Ama bu almak, sadece sokakta slogan atmakla olmaz.
Sadece bir gün hatırlamakla da olmaz.

Bu bir bilinç meselesidir.

İşçinin kendi gücünü fark etmesi…
Birlik olmayı öğrenmesi…
Ve en önemlisi, korkmamayı seçmesi.

Çünkü korku, bu düzenin en büyük silahıdır.

Bugün 1 Mayıs.

Sadece pankart açılan bir gün değil.
Sadece yürüyüş yapılan bir gün değil.

Bugün, kimin kimin sırtında yükseldiğini görme günü.

Bugün, “neden?” diye sorma günü.

Ve belki de en önemlisi…

“Artık yeter” deme günü.

Çünkü bu düzen değişmez denildiği sürece değişmez.

Ama bir gün…
Gerçekten isteyenler çoğaldığında…

İşte o zaman 1 Mayıs, gerçekten bayram olur.

O güne kadar?

1 Mayıs bayram değil.

Direniştir.