Bazı tarihler vardır…
Takvimde sadece bir gün değildir.
Bir kırılmadır.
Bir hesaplaşmadır.
Bir utançtır.
6 Mayıs öyle bir gün işte.
Deniz Gezmiş,
Yusuf Aslan,
Hüseyin İnan…
Üç isim.
Ama aslında bir kuşak.
Onları bir gecede asmadılar.
Önce susturmak istediler.
Önce korkutmak istediler.
Önce yalnız bırakmak istediler.
Sonra ipi çektiler.
Ama mesele idam değildi.
Mesele, bir fikri boğmaktı.
Ve o gece…
Sadece bir infaz gerçekleşmedi.
Deniz Gezmiş, darağacını gördü.
Gözlerinin önünde kurulu olan o sehpayı…
Ve daha da ağır olanı…
Kendisinden sonra idam edilecek arkadaşları,
Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan…
Onun idamını izlemek zorunda bırakıldı.
Bir insanı öldürmek yetmedi.
Birbirlerine de tanık ettiler ölümü.
Bu, sadece bir ceza değildi.
Bu, bir gözdağıydı.
Bugün hâlâ aynı sorunun etrafında dönüp duruyoruz:
Neden korktular?
Üç gençten…
Üç öğrenciden…
Üç “hayalperestten”…
Bir düzen neden üç gencin sözünden ürker?
Çünkü o söz, düzensizliğe ayna tutar.
Çünkü o söz, eşitsizliği teşhir eder.
Çünkü o söz, “başka bir dünya mümkün” der.
Ve en tehlikelisi…
İnandırır.
Bugün onların adını anarken yapılan en büyük hata şu:
Onları sadece bir “anı”ya dönüştürmek.
Posterlere sıkıştırmak.
Sloganlara hapsetmek.
Yılda bir gün hatırlayıp sonra unutmak.
Oysa onlar, hatırlansın diye değil…
Anlaşılsın diye yaşadı.
Şunu da unutmayalım:
Onları asanlar bugün nerede?
İsimleri yok.
Anıları yok.
Kimse onları konuşmuyor.
Ama o üç gencin adı…
Sokakta var.
Üniversitede var.
Dillerde var.
Hafızalarda var.
Sadece bu ülkede değil…
Dünyanın dört bir yanında biliniyorlar.
Çünkü bazıları iktidarla hatırlanır.
Bazıları ise mücadeleyle.
Ve tarih, her zaman ikincileri yazar.
Bugün o günlerden çok mu farklıyız?
Eşitlik var mı?
Adalet gerçekten herkese mi işliyor?
Emek gerçekten karşılığını buluyor mu?
Yok.
O zaman mesele geçmiş değil.
Mesele hâlâ bugün.
6 Mayıs bir yas günü mü?
Evet.
Ama sadece yas değil.
Aynı zamanda bir yüzleşme.
Çünkü o ip sadece üç genci boğmadı.
Bir ülkenin vicdanına da düğüm attı.
Ve o düğüm hâlâ çözülmedi.
Onları asanlar kazandı mı?
Hayır.
Çünkü bazı insanlar ölünce bitmez.
Büyür.
Bir isim olmaktan çıkar…
Bir anlam olur.
Ama asıl mesele şu:
Biz ne yaptık?
Onların bıraktığı yerden mi devam ettik?
Yoksa sadece hikâyelerini anlatıp rahatladık mı?
Çünkü devrim, nostalji kaldırmaz.
Mücadele, hatıra defteri değildir.
Bugün 6 Mayıs.
Bir ipi üç kez çektikleri gün.
Ama unuttukları bir şey vardı:
Fikirler asılmaz.
Ve bazı isimler…
Ölmez.
Ama bir gerçek daha var:
Onları anmak kolay.
Onlar gibi yaşamak zor.
Asıl mesele de tam olarak bu.