Böyle böyle, ufak ufak bölünüyoruz işte…

Abone Ol

Bugün Cemil Tugay’ın istifası konuşuluyor, yarın başka bir belediye başkanının istifası gündeme gelecek. Sonra da bu ayrılıklar sıradanlaşacak ve normal karşılanmaya başlanacak.

Bugün birçok kişi, AKP’nin kuruluş sürecine benzer şekilde yeni bir siyasi hareketin ortaya çıkıp kısa sürede iktidara yürüyebileceğini düşünüyor. Ancak gözden kaçan önemli bir gerçek var. AKP yükselişe geçtiği dönemde Türkiye’de demokratik kurumlar, siyasi rekabet ve hukuk devleti algısı çok daha güçlüydü. Siyasi yasakların kaldırılması, demokratik temsil hakkının savunulması ve sandık iradesine saygı gösterilmesi konusunda CHP de önemli sorumluluklar üstlenmişti. Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset yapabilmesinin yolu da demokratik mekanizmalar işletilerek açılmıştı.

Bugün ise aynı şartların varlığından söz etmek kolay değil. Yeni kurulacak bir partinin önünün çeşitli idari, hukuki veya siyasi engellerle kesilmeye çalışılmayacağının garantisi bulunmuyor. Hatta öyle bir noktadayız ki, henüz emekleme aşamasındaki bir siyasi hareketin bile farklı gerekçelerle baskı altına alınmayacağını kimse kesin olarak söyleyemiyor.

Bu nedenle parti tabanının umutsuzluğa sürüklenmesine izin verilmeden, ya güçlü bir kurultay süreci işletilmeli ya da yeni bir yol haritası hızla ortaya konulmalıdır. Ancak bilinmelidir ki seçilecek yeni yol da kolay olmayacaktır. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında CHP’nin üstlendiği tarihsel sorumluluğa benzer şekilde, uzun, sabırlı ve zorlu bir mücadele gerektirecektir.

Benim kişisel değerlendirmem ise şudur:

Bugün muhalefetin en büyük sorunu isimler değil, dağınıklıktır. Seçmen yeni bir tartışma değil, güçlü bir umut görmek istiyor. Sürekli ayrışan, kendi içinde mücadele eden yapılar toplumda iktidar alternatifi olma duygusunu zayıflatıyor. Yeni bir parti kurmak teoride cazip görünse de mevcut siyasi atmosferde sıfırdan güçlü bir iktidar alternatifi oluşturmak geçmişe göre çok daha zordur. Bu nedenle mesele yalnızca yeni bir yol açmak değil, toplumsal güveni yeniden inşa etmektir.

Tüm zorluklara rağmen umutsuzluğa kapılmadan mücadele etmek zorundayız. Çünkü demokrasi, yalnızca kazanıldığında değil, zor zamanlarda da savunulduğunda anlam kazanır.

Bizler de ülkemiz, Cumhuriyetimiz ve halkın iradesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.