Seçim hukukunu da çok iyi bilen deneyimli bir siyasetçi, CHP’nin durumunu anlatırken, “CHP entübe edilip bir odaya konuldu. Uyandırılıp kurultaya da gidilmiyor, adım da atılmıyor. Bir kez daha belirtiyorum, 26 Temmuz’a kadar kurultaya gidilmemesi halinde CHP seçimlere de sokulmayabilir” dedi.
Daha önce birlikte olan, grup toplantılarında aynı salonu paylaşan, yan yana oturan CHP milletvekilleri, şimdi o salonlarda yan yana bile gelemiyor, kimin gerçekte CHP’yi temsil ettiği konusunda tartışmaları eksik olmuyor. Bu düğüm Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in bir araya gelmesi, sorunu çözene kadar odadan ayrılmamalarıyla çözülür. Yoksa, CHP’ye yazık olur. Halkın umudu kırıldıktan sonra CHP bir daha da kolay kolay kendine gelemez.
İKİ AYRI DUYURU
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mikrofon başında fotoğrafının yer aldığı paylaşımda grup toplantısı şöyle duyuruldu:
-“9 Haziran 2026 TBMM Grup Toplantısı 13.30’da. Sosyal medya hesaplarımızdan canlı yayın.”
- Özgür Özel’in TBMM Grup toplantısı ise şöyle duyuruldu: Seçilmiş Genel Başkanımız sayın Özgür Özel, partimizin haftalık TBMM Grup toplantısında konuşacak. 9 Haziran saat 13.30. Açıklamalara bakılırsa aynı salonda, aynı saatte grup toplantısı yapılacak. İyi de bir araya gelemeyenler aynı siyasi partinin grup toplantısında nasıl bir araya gelecek? Birileri Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine bağırırsa, diğer tarafın da boş duracak hali yok. Yaşanacak olumsuzlukları dikkate alan partililer bugün sorunu çözmüş olarak TBMM’ye gelmeli. Dün de Meclis Başkanlığı’nda güvenlik toplantısı yapıldı. Partililerin kavga etme olasılığına karşı alınacak önlemler masaya yatırıldı. Yoksa, CHP’nin içine düşürüldüğü durumu “Entübe” olarak niteleyenler, haksız da sayılmaz.
HUKUK DEVLETİ KALACAKSAK
Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığı döneminde Devlet Denetleme Kurulu üyeliğinde bulunan, yolsuzluklarla mücadele yöntemleri konusunda kitapları olan emekli mülkiye Başmüfettişi Dr. Recep Sanal, “Partililerin butlan ve kurultay konusunda ne dediğinin önemi yok. Bizler, okuduğunu anlayan devlet ve kanun adamlarıyız. Ülkemiz şayet bir hukuk devleti olarak kalacaksa kuralları da şöyle” dedi ve onları sıraladı:
-Anayasa MADDE 79: Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları aleyhine başka bir mercie BAŞVURULAMAZ.
-Siyasi Partiler Kanunu MADDE 14: Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulununlüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine YAPILIR.
-Siyasi Partiler Kanunu MADDE 21: Siyasi partilerin kongre dahil bütün seçimleri yargı gözetimi altında yapılır. (Anayasa’nın 79. maddesi gereği bu organ Yüksek Seçim Kurulu’dur. YSK)
CHP TÜZÜĞÜ
-Siyasi Partiler Kanunu MADDE 121: Siyasi Partiler Kanunu’nda hüküm bulunmayan hallerde, siyasi partiler hakkında Türk Medeni Kanunu ile Dernekler Kanunu’nun ilgili hükümleri kıyasen uygulanır.
-Türk Medeni Kanunu MADDE 83: Dernek genel kurullarının hukuk mahkemelerince iptali için uygulanabilecek olan “Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır” ibaresi istismar edildi. Bu hüküm zorlama bir yorumla, esasında sarayın arzusu ve baskısı doğrultusunda aslında “görevsizlik kararı” vermesi gereken bir asliye hukuk mahkemesince ihlal edildi.
-CHP Tüzüğü MADDE 43: Üst örgüt yönetim kurulu kararıyla ya da kongre üyelerinin beşte birinin (1/5), on beş (15) günlük süre içinde noterden onaylı imzalarıyla yaptıkları başvurular üzerine yönetim kurulunun çağrısıyla en geç kırk beş (45) gün içerisinde olağanüstü kongre YAPILIR. (Bu madde çok açık. ‘Yapılabilir’ değil, ‘yapılır’ diyor.)•
- CHP Tüzüğü MADDE 48: Genel Başkan, yeterli imza toplanması halinde olağanüstü kurultayı toplantıya ÇAĞIRIR. (Yani genel başkanın herhangi bir takdir yetkisi yoktur ve kurultayı toplantıya çağırmaya mecburdur!)
BAŞTAN YANLIŞ
OLAYIMIZDA: Adli yargının kendisini görevli sayarak mutlak butlan kararı vermesi baştan yanlıştır. Çünkü Türk Medeni Kanunu’nun siyasal partiler için uygulanabileceği bir an için mümkün olsa bile, kıyasen uygulama ancak Siyasi Partiler Kanunu’nda açık bir hüküm yoksa mümkündür.
Oysa Siyasi Partiler Kanunu’nun 21. maddesinde: “İlan süresi içinde, listeye yapılacak itirazlar hakim tarafından incelenir ve en geç iki gün içinde kesin olarak karara bağlanır.” denilerek; kongreye itiraz konusu düzenlenmiş,üstelik bu itiraz seçim uyuşmazlıkları ivedi çözülmesi gereken uyuşmazlıklardan olduğu için iki gün ile sınırlanmıştır.”
KARANLIK TÜNELE SOKULDU
CHP’ye yeniden başkan yapılan kişinin, kurultay delegelerinin en az beşte birinin noter onaylı imzasına rağmen olağanüstü kurultayı toplantıya çağırmamasını aleni bir “görevi suiistimal” suçu olarak niteleyen Recep Sanal’ın uyarısı da şöyle oldu:
“Eğer ülkemizde hukukun temel ilkeleri hâlâ geçerliyse ve kanun hakimiyeti varsa, hukuku kendince eğip bükerek yorum yapan çok bilmişlerin söylediklerinin hiçbir değeri yoktur. Hukuk devletini bugün yok sayanlar, bunun bedelini yarın mutlaka öderler. Demokrasi ve hukuk devletinden yana olanlar ile olmayanların çatışması kaçınılmazdır. Türkiye, ticarileşmiş siyasi partiler tarafından karanlık bir tünele sokuldu. Buradan acilen çıkarılması gerek.”
SEÇİMİN GALİBİ
Ara seçim-erken seçim derken Türkiye, üç yıl sonra ilk kez sandık gördü. Sandık kurulan yeni beldelerde başkanlığın dördünü AKP, birini CHP, birini de MHP aldı. Tokat’ın ilçelerine bağlı dört beldede belediye başkanlığı ve meclis üyeliği seçimi yapıldı. CHP, dört beldeden sadece Çevrecik’te seçime katıldı ve aday gösterilen Nazım Demirkol başkan oldu.
AKP, Tokat’ın Reşadiye ilçesinin Yolüstü beldesinde Mustafa Altın’ı, Almus Bağtaşı beldesinde Mustafa Karadağ’ı, Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa beldesinde Mustafa Özer’i aday gösterdi. Üç Mustafa da seçimi aldı. Gümüşhane’nin Tekke beldesinde AKP adayı Kemalettin Demirkıran, Tokat Yeşilyurt Kuşçu beldesinde de AKP’nin desteklediği MHP adayı Hikmet Temizel başkan seçildi. Seçimde AKP’nin zaferi Mustafalarla geldi.