Çöken sadece binalar mı?

Abone Ol

Pazartesi günkü köşemi, Kahramanmaraş depreminin sıcaklığında yazmıştım.
Tablo çok net değildi.
Ancak aradan geçen sürede, tablo biraz daha netleşti.
Ağır bir yıkımla karşı karşıya kaldığımızı gördük.
Üstelik her açıdan.
Yıkılan veya çöken sadece binalar değil.
Siyaset…
Ahlak…
Liyakatsizlik…
AFAD…
Yıllarca gözümüz gibi baktığımız Kızılay…
Liste uzayıp gider.
Aklınıza geleni ekleyebilirsiniz.
Bir tek bu milletin dayanışma ruhu çökmemiş.
17 Ağustos depreminde nasılsa…
Aynı ruh devam etmiş.
Ancak o ruh da bizi olası bir İstanbul depreminden kurtarmayacak.
Bunu da bilelim.
Ve önlemimizi ona göre alalım.


***

Önlem demişken…
Şunu da es geçmeyeyim.
Birkaç gün veya 2-3 hafta daha depremi tartışacağız...
Yetkililer, “Bundan gerekli dersi çıkardık” diyecek...
Deprem bölgesinde yaşamayanlar, günlük hayat kargaşasına dönecek…
Ara sıra televizyonlarda çıkan “Depremzede” haberlerine üzülecek…
Sonra ne olacak?
Her şey unutulup gidecek.
17 Ağustos’u atlatmış biri olarak…
Bunları biz yaşadık.
Ne yazık ki, böyle olacak yine.
Yine önlemsizlik…
Denetimsizlik devam edecek.
Makus talihimiz bu.