Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım 2025’te meydana gelen ve 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin açılan davanın ilk duruşması başladı. 16 sanığın yargılandığı dava, taraf sayısının fazlalığı nedeniyle Kandıra Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülüyor. Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan parfüm dolum tesisinde çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) yaşamını yitirmişti. Duruşmanın Kandıra’da yapılmasına tepki gösteren aileler, yerleşke önünde açıklama yaparak sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.
“ÖLMÜŞLERİMİZ İÇİN BURADAYIZ”
Dilovası’ndaki aileler adına konuşan, hayatını kaybeden işçilerden Şengül Yılmaz’ın kızı Nur Akdeniz, adalet için orada olduklarını belirterek şunları söyledi:
“Bu ülkede insanların göz göre göre katledilmesine hiçbirimizin gönlü razı değil. Bundan sonra bir yaptırım olmazsa bunun devamının geleceğini düşünüyorum. Bu ülkede daha fazla iş cinayeti olacağını düşünüyor ve buna bir son verilmesini istiyorum. Biz burada adalet peşindeyiz. Ölmüşlerimizin arkasında durmak için buradayız. Ekmek parası için canlarını verdiler. Buna sebep olanların, sırf arkaları sağlam diye ellerini kollarını sallayarak gezmelerine gönlümüz razı değil. Buradan devlet büyüklerimize sesleniyorum: İnsanlar göz göre göre ölüyor, bu kadar sessiz kalmayın. Elinizi vicdanınıza koyun; gerçekten bizim yerimizde siz de olabilirdiniz. Bir karar verirken karşınızdaki insanı düşünerek davranın. En ağır cezayı almalarını istiyoruz. Biz buraya adalet var diye geldik. Bunun bir karşılığı olduğunu düşünüyoruz. Buradan elimiz kolumuz boş dönmek istemiyoruz. Ölmüşlerimiz ‘kanımız yerde kalmadı’ desin.”

“DÜNYA KADAR YER VAR, BİZİ NEDEN SÜRÜNDÜRÜYORLAR?”
Yangında hayatını kaybeden işçilerden Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut da duruşmanın Kandıra’da görülmesine tepki gösterdi:
“Bizi süründürmek için dağ başına getirdiler. Gebze’de, İzmit’te yer mi yoktu? Dünya kadar yer vardı. Bizi neden süründürüyorlar? Öldürenler haklı, ölenler haksız mı oluyor burada? Adalet bu mu? Ben adaletime güvenmek istiyorum. Bunu yapmamaları gerekiyordu. Bizim canımız yanıyor, yapanların canı yanmıyor; onlar rahat, keyifleri yerinde. Neden? Zengin oldukları için mi korunuyorlar? Biz fakirsek böyle mi olması gerekiyor? Fakir insanlar çalışıyorsa ölmesi mi gerekiyor? Artık iş cinayeti istemiyoruz. Gariban insanların da hakları savunulsun. İnsanlar üç beş kuruş için çalışmaya gidiyor, ölüyor ve suçlu oluyor; yapanlar suçsuz kalıyor. Bu nasıl adalet? Kurumlar ve sorumlular en ağır cezayı alsın. Bizim canımız nasıl yandıysa onlarınki de yansın. Adalete güvenmek istiyorum.”





