Daha birkaç gün önce kanımızı donduran “İNSANLIK NEREDE?” dedirten, ufacık bir kediye yapılan eziyet herkesin malumudur.
Geçtiğimiz günlerde ise bir milletvekilinin sokak hayvanlarından bahsederken kullandığı “it” ifadesi de yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Kimi bunu sıradan bir kelime tercihi olarak gördü. Kimi ise bilinçli bir aşağılama dili olarak değerlendirdi.
OYSA MESELE YALNIZCA BİR KELİME DEĞİL.
Çünkü dil, düşüncenin kıyafetidir. Bir canlıya nasıl seslendiğiniz, ona nasıl baktığınızın da göstergesidir. “Köpek” dediğinizde akla bir canlı gelir. “İt” dediğinizde ise çoğu zaman öfke, nefret ve değersizleştirme eşlik eder.
Sokak hayvanları konusunda insanların güvenlik kaygıları olabilir. Saldırı vakaları yaşayan insanlarda var; hayvanlara yönelik şiddet de var. Bu nedenle çözüm konuşulmalı. Siyasetçilerden beklenen şey, tansiyonu yükselten ifadeler değil; belediyelerin kısırlaştırma, barınak koşulları, sahiplendirme, kayıt sistemi ve denetim eksiklikleri gibi somut sorunlara odaklanmaları. Bugün sokak hayvanları meselesi gerçek bir sorun haline gelmiş durumda. Korkuyla çocuklarını sokağa çıkaran aileler var. Bunun inkar edilmesi çözüm değildir.
Ama diğer tarafta da aç bırakılan, işkence gören, zehirlenen, toplatılıp kötü koşullara mahkum edilen hayvanlar var. Bunu görmezden gelmek de vicdansızlıktır.
PEKİ BU NOKTAYA NASIL GELDİK?
Kontrolsüz üretim…Heves uğruna sahiplenilip sokağa terk edilen hayvanlar… Yetersiz kısırlaştırma politikaları…Denetimsiz belediyeler…Ve yıllardır ertelenen gerçek çözümler.
Sorunu yaratan insan, faturayı hayvana kesiyor.
Oysa bu canlılar konuşamıyor. Kendilerini savunamıyor. Televizyon ekranına çıkamıyor. Mikrofon tutamıyor. Siyasi güçleri yok.
ONLAR GERÇEKTEN BU ÜLKENİN DİLSİZ KULLARI.
Bir toplum güçsüze nasıl davrandığıyla sınanır. Çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve hayvanlara.
Ve biz hala aynı soruyu soruyoruz:
İT Mİ, KÖPEK Mİ?
Sevgiyle kalın…