Emekçinin başına nimet fırlatılmaz!

Abone Ol

Mübarek ramazan ayındayız. Ramazan’ın bir diğer adı da hadiste ifade edildiği gibi sabır ayıdır. Yine bir başka hadisle belirtildiği üzere “ Oruç sabrın yarısıdır” aslında bu ayda insan her şeye karşı daha bir sabırlı olur. Hem midemize hem de davranışlarımıza daha bir dikkat ederiz. Midemizi ve kendimizi sabra alıştırırız. Yani ramazan demek ve oruç tutmak sadece aç susuz beklemek değildir.

Bu yıl ramazan ayı benim için epey bir zor geçti. Malum annemin geçirdiği operasyon ve sonrası ev, hastane ve iş arasında mekik dokuyorum. Bu koşuşturma ve stres bende de büyük olmasa da küçük sağlık sorunlarına neden oldu.

Ramazan’da özellikle biz gazeteciler sayısı iftara davet ediliriz. Çok uzun yıllar hep sahada olmam nedeniyle evde iftar yapma şansım neredeyse yok gibiydi. Evlendikten sonra buna biraz daha özen gösterdim. Ancak son yıllarda pek fazla iftar davetlerinde yer almıyorum.

Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Murat Yavuz Bey aradı. Büyükşehir Belediyesinin Yürüyüş Yolunda yeni adıyla Cumhuriyet Bulvarında vereceği halk iftarına davet etti. Uzun süredir gündemden uzak olmasam da çoğu kişiyi göremiyordum. Hem arkadaşları göreyim hem de ev, iş ve hastane arasında ki rutinimin dışına çıkmak için programa katıldım.

Önce atılan masa ve sandalyeler ile birbirine yakın iftar dağıtım istasyonlarını gördüm. İftar yaklaştıkça masalar dolmaya başladı. Kurulan sahnenin önüne geldim. Malum halk iftarı olduğu için kendim için özel bir masa aramadım.

Protokol nerede olacak, ben de orada olayım diye bir arayışım hiç olmadı. O esnada meslektaşlarımın oturduğu bir masaya ben de oturup iftarı bekledim. İftardan önce iftarlık dağıtımına başlandı. Gerçekten kolay değil, 1 buçuk kilometre uzunlukta 11 bin kişinin katıldığı bir organizasyonu yapmak.

Bu kadar büyük organizasyonda, ufak tefek eksiklikler olur. Ezan okundu, bir iki dakikada geçmişti. Önümüzdeki istasyonda bulunan görevli arkadaşlar var gücü ile insanlara yetişmeye çalışıyordu. Sonra bir patırtı koptu!

İftarını açan bir kadın söylenirken, arkasında kim olduğunu kimsenin göremediği bir kişi içinde pilav olan köpüklü tabağı görevlilerin üzerine savurdu. Bazıları içi boş tabak dedi ama ben dökülen pilav tanelerini gözlerimle gördüm. Nedense bu olay bazı yerlerde dev organizasyonun önüne geçti.

Öncelikle tartışan hanımefendiye sözüm yok. İnsanlık halidir. Sinirlenmiş olabilir. Söylenebilir. Ancak o tabağı, orada hala orucunu açmadan, insanlara yemek yetiştirmek için çabalayan emekçinin üzerine fırlatan kişiye söyleyecek laf bulamıyorum.

Adı üzerinde halk iftarı, buraya geliyorsan beklemeyi, sabretmeyi öğreneceksin. Yaptığın hareket sana yakıştı mı? Orada yaşanan tek eksiklik ve ayıp bana göre buydu. Gelelim organizasyona, bana göre 10 üzerinden 10’u hak ediyordu.

İftarda amaç birlikte olmak. On kişi ile değil, 100 kişi ile değil binlerle iftar açmaya geliyorsun. Sonra bu hareketi yapıyorsun. O programa o birlikteliğe yakışmayan tek hareket buydu.

Organizasyonu düzenleyen, emeği geçen herkesi kutlarım. Ama bu kadar terbiyesiz bir harekete rağmen, görevine ara vermeden insanlara iftarlık dağıtan ve herkese iftarlığını dağıttıktan sonra orucunu açan Antikkapı personelini de ayrıca tebrik ederim.