Asayiş

Emniyet, Fatoş Pınar Türker’in “Çıplak Arama” İddialarını Yalanladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Medya A.Ş. Genel Müdürü tutuklu Fatoş Pınar Türker, gözaltı sürecinde maruz kaldığını iddia ettiği çıplak arama ve tehdit uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ise iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu.

Abone Ol

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, İBB davasından tutuklu yargılanan Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in gözaltı sürecinde yaşadığını öne sürdüğü uygulamalara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türker’in sözlerinin “asılsız iddialar” olduğu belirtildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamasında, şu ifadeler kullanıldı:
"İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirilen tüm yakalama, gözaltı, üst arama ve adli işlem süreçleri; Anayasa, ilgili mevzuat hükümleri, insan hakları ilkeleri ve yargısal denetime açık usuller çerçevesinde yürütülmektedir. Gözaltına alınan şahısların temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına azami hassasiyet gösterilmekte, tüm işlemler hukuki mevzuat doğrultusunda yerine getirilmektedir."

Açıklamada, Türker’e yönelik işlemlerde mevzuata aykırı herhangi bir uygulamanın bulunmadığı ve iddiaların gerçeği yansıtmadığı ifade edildi.

Türker’in Mahkeme İfadesi
Türker, İBB davasında yaptığı savunmada gözaltı sürecinde yaşadıklarını mahkeme heyetine aktardı. Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde maruz kaldığını öne sürdüğü çıplak arama sürecini şöyle anlattı:

"Vatan Emniyet’teyken arşiv odası gibi bir yere aldılar beni. Eldiven giyen bir polis üstünü çıkar dedi, çıkardım. Sonrasında altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. Cinsel organımı açmamı, arkamı dönüp eğilmemi istedi. Utanan varsa çıkabilir, ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum."

Türker, Silivri Cezaevi’ne gönderildikten bir gün sonra SEGBİS odasında sorgu sırasında yaşadığını iddia ettiği tehditleri de aktardı:

"Savcı, ‘Hâlâ avukat diyorsun bana’ dedi. ‘Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi. ‘Sen bekârsın, değil mi?’ Evet. ‘Velayetleri de sende?’ Evet. ‘Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?’ Değil dedim. ‘Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi. Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler. ‘Ya bana gelir konuşursun ya da dedi malını mülkünü de alacağım’ dedi."