21 Ekim Perşembe günü sabah saatlerinden itibaren, birçok kişiden Dünya Gazeteciler Günümüzü kutlayan mesajlar aldım. Aslında böyle bir gün olmasa da bugünü takvimlerine alıp, nezaket göstererek kutlayan herkese teşekkür ederim.
Ülkemizde, son yıllarda pek çok güne bir ad ve anlam yüklenerek kutlamalar yapılıyor. Nerdeyse yakında kutlanmadık gün kalmayacak. Kimse de, bugün nerede, ne zaman ve niçin kutlanmış bilmiyor. Ama biri kutladı mı, herkes peşinden gidiyor. Herhangi bir sakıncası var mı? Aslında yok. Ama ben yine de bu konuda bir bilgilendirme yapmak istiyorum.
Biz gazetecilerin, bir yıl içerisinde bilinen 3 önemli günü var. Bunlardan biri 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, diğeri 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü ve son olarak 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramıdır. Bunların dışında, Atatürk’ün ilk basın toplantısını Kocaeli’nde düzenlemesi nedeniyle, ilimizde 16 Ocak Basın Onur Günü 1986 yılından bu yana kutlanmaktadır.
Peki, 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü nereden geldi. Benim bildiğim kadarı ve bu konu ile ilgili daha önce yapılan araştırmalar, bu tarihin ülkemizde 1860 yılında çıkartılan ilk özel gazete Tercüman-ı Ahval’in kuruluş tarihi olduğudur. İstanbul Gazeteciler Cemiyeti 1960 yılında bu nedenle PTT idaresine 100’üncü yıl pulu bastırmıştır. Aslında bugüne kadar böyle bir kutlama yapılmazken, son 6 veya 7 yıldır pek çok kurum ve kuruluş bugünle ilgili kutlama mesajları yayınlamaktadır. Aslında bugün sadece ilk özel gazetenin kuruluş tarihidir.
Sadece gelecek olursak, evet zor bir meslek gurubundayız. Çalışma şartları oldukça ağır. Haftanın 6 günü çalışan ve genelde mesai mefhumu gözetmeyen, hatta birçok kurumda yapmış olduğu mesaileri bile alamayanların bulunduğu bir meslek gurubundayız. Herkesin hakkını aramaya yardımcı olurken, onların sorunlarının çözümlenmesi için çalışırken, kendi hakkını arayamayan ve sorunlarını çözemeyen bir sektörün içindeyiz. Bu mesleği yapanların zor şartlarda çalıştığını, birçok yerden haklarını alamadığını herkes biliyor.
Dolayısıyla, ben ve meslektaşlarım hatırlanacak günlerden daha çok kendi sektörümüzde ve iş tanımımızda yeni düzenlemeler bekliyoruz. Özellikle yerel medya kuruluşlarında haberli ve planlı denetimler değil, periyodik ani denetimler bekliyoruz. Denetim yapanların aynı il içerisinde farklı gazetelerde çalışan kişiler değil, çevre illerden görevlendirilmiş kişiler olmasını arzu ediyoruz.
Denetimlerde, işçinin tüm hak edişini alıp almadığının kontrolünün dikkatle yapılmasını, herhangi bir eksiklikte kurumu daha kötüye götürecek cezalar yerine, işçilerin hak edişini vermeye yönelik planlamaları uygulanmasını canı gönülden istiyoruz.
Bir diğer önemli konu ise, son yıllarda benim ve birçok meslektaşımın deyimi ile hobi amaçlı, ya da sırf birilerine saldırmak veya ek kazanç sağlamak amacıyla kurulan internet gazeteleri ile ilgili düzenlemelerin gelmesidir. İnternet gazetelerine kurumsal bir yapı kazandıracak şartlar konulmalıdır. Normal basılı yayın organları gibi, kuruluşunda ilgili kurumlara bildirimde bulunmasının yanı sıra, hem kurumsallık kazandıracak hem de istihdama katkı sağlayacak şartlar getirilmelidir. Örneğin, gazetenin kendine ait bir bürosunun bulunması ve en az 3 kişiye istihdam sağlaması gibi şartlara yer verilmelidir.
Bütün bunları anlattıktan sonra, diyeceğim odur ki, bize hatırlanacak yeni günler değil, içerisinde bulunduğumuz sektör ile ilgili yasal düzenlemeler lazım. Bunu hem iktidardan, hem muhalefetten hem de bu mesleği yapanların üyesi olduğu veya olmadığı sendika ile dernek gibi tüm kuruluşlardan bekliyoruz. Aslında yıllardır bir tasarı hazırlanıyor. Ancak bir türlü ortaya çıkmıyor. Bütün bunlardan sonra, her ne kadar muallakta da kalsa, bu günü kutlayanlara ve kutlamak isteyenlere ayıp olmaması için, bütün meslektaşlarımın 21 Ekim Dünya Gazeteciler Gününü kutlarım…