Gençlik Medya Kullanımı ile Özgür mü? Tutsak mı?

Abone Ol

Bugünkü yazımda geleceğimizi inşa edecek, yarınlarımız ve umutlarımızı yeşertecek çocuklarımız ve gençlerimizden bahsetmek istiyorum. Onlar hem yarının yetişkinleri hem de bugünümüzün fikir ve enerji kaynaklarıdır.

Bizim derdimiz ne olmalı? Gençlerin sürecini nasıl daha verimli hale getirebiliriz. En başta nitelikli bir eğitim, ezberlere değil uygulamalara, üretkenliğe en önemlisi de ahlak ve erdemlerin ağırlık verildiği bir eğitim sistemi gerekiyor. Okul eğitimi tarafı sayın yetkililerimizin sorumluluğunda olup tek temennimiz sürekli iyileştirilen, geliştirilip ileriye taşıyan güçlü bir eğitim sistemimiz olsun hepimizin isteği tabi ki, bunun yanında ebeveynler olarak biz neler yapabiliriz, onlara nasıl olumlu katkı sağlayabiliriz?

Günümüzde artan şiddet olayları, çocuk yaşta yaşından büyük suçlara karışanlar ve yetişkin yaşta olduğu halde yetişkin olamamış ergenlerde medya kullanımının olumsuz etkileri çok büyük. Günlük hayatımızı esir eden birkaç video diye başlayarak sürekli aşağıya kaydırdığımız kısa videolar bağımlılık yaratıyor. Her yeni videoda kumar makinesi gibi sürekli bir beklenti içine alarak bir sonraki video daha ilginç, komik ya da daha iyi olabilir beklentisi yaratıyor. Kısa süreli haz ve ödül beklentisine dönüşüyor. Zamanla sürekli dopamin uyarımına alıştığından kitap okumak, ders çalışmak sıkıcı geliyor. Dikkat seviyeleri azalıp derin odaklanma becerileri azalmaya başlıyor.

Yine çok önemli olduğunu düşündüğüm şiddet ve sapkın cinsel içerikli şarkı sözleri, izlediğimiz filmler, diziler de bireyler ve toplum üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Özellikle izlenme oranı yüksek mafya ve kabadayı dizilerinde başroldeki kişinin hem sürekli şiddet içeren hem de sempatikleştirilen kişiliği özellikle gençler üzerinde özenti yaratarak zihinlerinde olumsuz etkiler bırakmaktadır. Sonuç; günlük hayatlarında sıklıkla gördüklerini uygulama eğiliminde olmaları ve yaşı farketmeksizin sürekli artan şiddet olayları karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda yapılan deneysel çalışmalarda şiddet içeriklerine fazla maruz kalan bireylerin yardımlaşma konusunda da isteksiz davranışlar gösterdiği gözlemlenmiştir.

Genç kızların da güzellik algısı ve kusursuz görünme çabaları, dizilerde gördükleri lüks yaşamlar ve bunların sadece bir görüntü değil başarı, mutluluk ve değer kavramlarını şekillendiren güçlü mesajlar içeriyor olması sebebiyle; yetersizlik duygusu, güzelsen değerlisin algısı, emek vermeden zenginleşme ve markalarla kendine değer katma düşüncesi benimseniyor.

Şimdi gelelim özgürlükle ne ilgisi olduğuna. Toplumda genelde şöyle bir bakış açısı var ben özgürüm istediğimi dinlerim, istediğimi izlerim. Evet bu konuda özgürüz herhangi bir yaptırım yok ancak zihin dinlediğimiz şarkılar ve izlediğimiz görüntülerden (dizi, film, kısa videolar) zamanla etkilenerek düşüncelerimize etki eder, düşünceler de davranışlara dönüşür. En büyük risk de çocuk ve ergenlerde oluşur. Sadece bu yazı ile sınırlandıramayacağımız birçok etkiler barındırır. Aslında gerçek özgürlük her istediğimizi dinlemek ve izlemekten ziyade ayırdedici olarak, irademizi kullanarak seçici olmak, zihnimize kötü etki bırakanları eleyerek kaliteli seçimler oluşturabiliyorsak işte o zaman gerçek özgürlüğe erişmiş oluruz. Böylece zihnimizde ve hayatımızda olumsuz etki sunan ünlüleri de bir açıdan protesto etmiş oluruz.

Bu noktada ebeveynler küçük yaşlardan itibaren seçici davranarak çocukları eğitici ve olumlu içeriklere yönlendirmeli, medyada geçirilen sürelerin sınırlandırılması gerekir. Gençler de sınırlama biraz daha itici etki yarattığından onlarla her zaman açık iletişim kurmalıyız. İzlenen içeriklerle ilgili sohbet havasında konuşabiliriz. Kendileri bu konuda ne düşünüyor, bu içeriklerin nasıl etkileri olabilir kendilerine farkındalık oluşturmaları için karşılıklı konuşabilir ve eleştirel düşünme yeteneklerini artırabiliriz. Gerektiği noktada nasıl bir yaklaşım sergileyeceğimiz konusunda yetersiz hissettiğimizde bir uzmandan yardım alabiliriz.

Vee onlar için yapabileceğiniz en büyük iyilik de yeterince sevgimizi gösterelim ve kucaklayalım. Güven inşa ettiğimizde ne olursa olsun herşeyi ailelerine anlatabileceklerini bilmeliler. Şiddetle değil sağlıklı iletişim kurarak doğruyu yanlışı konuşalım ve farkındalık kazanmalarına destek olalım. Sağlıklı bireyler sağlıklı toplumu oluşturur. Bunun için kamu tarafındaki yetkililer ve aileler sorumluluk alıp daha erdemli ve ahlaklı bireyleri yetiştirmek için sözde değil özde çaba sarfetmeliyiz.

Selma Duman
Sosyolog/ Aile Danışmanı
selma.duman41@gmail.com