Kocaeli’de 2017 yılında kaybolan 27 yaşındaki 4 çocuk annesi Güneş Yıldıztan’ın öldürüldüğü iddiasıyla açılan davada 11 sanık hakkında beraat kararı verildi. Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme heyeti, sanıkların “delil yetersizliğinden” beraatine karar verdi.
Savcı ağırlaştırılmış müebbet istemişti
Davanın 3. duruşmasına tutuklu sanıklar Muhsin ve Saim Yıldıztan, önceki celsede tahliye edilen Nihat Yıldıztan, tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, tüm sanıkların iddianamede yer alan suçlardan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Söz verilen sanıklar ise haklarındaki suçlamaları reddederek beraatlerini istedi.
Oy çokluğuyla beraat kararı
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, bir hakimin sanıklar Muhsin, Saim ve Nihat Yıldıztan’ın cezalandırılması yönündeki muhalefet şerhine rağmen, oy çokluğuyla tüm sanıkların delil yetersizliğinden beraatine hükmetti. Dava kapsamında Nihat Yıldıztan, Saim Yıldıztan, Seracettin Yıldıztan, Bedir Yıldıztan, Osman Yıldıztan, Ahmet Yıldıztan, Barış Yıldıztan, Ferhat Yıldıztan, Mustafa Yıldıztan, Mehmet Ziya Yıldıztan ve Muhsin Yıldıztan hakkında “töre saiki ile kasten öldürme”, “azmettirme” ve “yardım etme” suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti.
Güneş Yıldıztan 2017’de kaybolmuştu
Edinilen bilgiye göre olay, 2017 yılının aralık ayında meydana geldi. Evli ve 4 çocuk annesi Güneş Yıldıztan, sevgilisi Mehmet A. ile kaçtı.
Birkaç gün sonra Darıca ilçesindeki polis merkezine başvuran Yıldıztan, eşi Nihat Yıldıztan’ın kendisini dövdüğünü, bu nedenle evden kaçtığını ve can güvenliğinin olmadığını belirterek şikayetçi oldu. Polis merkezindeki işlemlerinin ardından Güneş Yıldıztan, kadın sığınma evine yerleştirildi. Yıldıztan, bir süre kaldığı sığınma evinden kendi isteğiyle ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.
2024’te gelen ihbarla soruşturma başlatıldı
Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 8 Şubat 2024’te gelen ihbar üzerine Güneş Yıldıztan’ın öldürüldüğü şüphesiyle inceleme başlattı. Yaklaşık 4 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından Kocaeli merkezli İstanbul ve Van’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 26 şüpheli gözaltına alındı. İfadesi alınan şüphelilerden Nihat Yıldıztan’ın da aralarında bulunduğu 11 kişi tutuklandı. Kovuşturma sürecinde bazı sanıklar hakkında adli kontrol kararı verilirken, Nihat Yıldıztan da geçtiğimiz celse tahliye edilmişti.
Sanıklar suçlamaları reddetmişti
Sanık Nihat Yıldıztan, iddianamede yer alan ifadesinde eşinin 2011 yılında kendisini aradığını belirterek, “Çocuklara sahip çık, ben gidiyorum” dediğini ve telefonu kapattığını söylemişti.
Yıldıztan, ifadesinde şunları kaydetmişti:
“Biz Kocaeli'ye taşındıktan sonra İstanbul'da çalışmaya başladım. 2011 yılı Aralık ayı içerisinde, İstanbul'da bulunduğum bir gece saat 01.00 sıralarında eşim Güneş Yıldız beni telefonla aradı. Bana 'Çocuklara sahip çık, ben gidiyorum' dedi ve telefonu kapattı. Eşim evden ayrıldıktan sonra bir avukatın yanına gittim ve boşanmak istediğimi söyledim. Boşanma süreci boyunca da Güneş'i hiç görmedim. Eşimin kaybolmasıyla ilgili olarak polise herhangi bir müracaatta bulunmadım. Ancak eşimin kendi rızasıyla evden ayrıldığını düşündüğüm için elimizden bir şey gelmediğini değerlendirdim. Eşimin başka biriyle adı çıktığına veya böyle bir durum yaşandığına da şahit olmadım”
“Öldürülmemesi yönünde karar aldık” demişti
Güneş’in nerede olduğunu bilmediğini söyleyen Nihat Yıldıztan, aile üyeleriyle toplantılar yapıldığını kabul ederek, bu toplantılarda çocuklara kimin bakacağının konuşulduğunu öne sürmüştü.
Yıldıztan, “Kardeşlerim, amcam, kuzenlerim ve diğer aile bireyleriyle birlikte Seracettin amcamın evinde toplandık. Amcam burada bize Güneş'in başka birini sevip gittiğini, bu konuda yapılacak bir şey olmadığını söyledi. Güneş'in kaçtığı kişi Mehmet A.'nın ailesi, sürekli olarak Seracettin amcamı arayarak anlaşmak istediklerini söylüyorlardı. Ben anlaşmayı kabul etmek istiyordum ancak bu konuda benim görüşüm sorulmadı. Ben hiçbir zaman bir şahsa zarar vermek istediğimi söylemedim. Kardeşlerimin böyle bir şey söyleyip söylemediğini bilmiyorum. Kardeşlerim Saim ve Muhsin'in Güneş'i arayıp aramadıklarını da bilmiyorum. Olaydan sonra aile üyelerimle birlikte 2-3 defa bir araya gelerek toplantı yaptık. Bu toplantılarda yalnızca çocuklara kimin bakacağı konusunu konuştuk. Böyle bir eylemin sonucunda alacağımız cezanın buna değmeyeceğini düşünerek öldürülmemesi yönünde karar aldık. Eşimin, kardeşim Saim ile ilişkisi olduğu yönünde söylentiler duydum ancak bunu kendi gözümle görmediğim için inanmadım. Benim düşünceme göre eşim bir başkasını sevmiş ve onunla kaçmış olabilir. Ancak bu durum onun öldürülmesini gerektirecek bir durum değildir” ifadelerini kullanmıştı. Sanık Saim Yıldıztan ise Güneş’in nereye gittiğini ve nerede olduğunu bilmediğini, kendisiyle bir ilişkisi olmadığını savunmuştu.
Tanık beyanları dosyaya girmişti
İddianamede yer alan bazı tanık beyanlarında, aile bireylerinin Güneş Yıldıztan’ın kaçtığı kişinin evini bulmak için toplandığı iddia edilmişti. Seracettin Yıldıztan’ın eşi Fatma Yıldıztan, Muhsin ve Saim’in Güneş’i kaçıran kişiyle ilgili takibini sürdürdüğünü, daha sonra Bedir’in yönlendirmesiyle Muhsin ve Saim’in Güneş’i öldürdüğünü duyduğunu öne sürmüştü. Bir başka tanık ise Güneş’in kaçmadan önce kayınbiraderi Saim Yıldıztan’ın kendisine kefen fotoğrafı gönderdiğini ve “Sonun böyle olacak” dediğini iddia etmişti.
DNA raporu dikkat çekmişti
Davanın dikkat çeken başlıklarından biri de Güneş Yıldıztan’ın 4 çocuğuna yapılan DNA testi olmuştu. Test sonuçlarına göre, evlilik birliği içinde doğan 4 çocuktan 3’ünün babasının eşi Nihat Yıldıztan değil, kayınbiraderi Saim Yıldıztan olduğu, 4. çocuğun babasının ise her iki isimden de farklı biri olduğu tespit edilmişti. Savcılık değerlendirmesinde, Güneş Yıldıztan’ın 30 Aralık 2017’de Saim, Muhsin ve Nihat Yıldıztan tarafından “töre saikiyle” öldürüldüğü; öldürme kararının ise aile büyükleri Seracettin, Bedir, Osman ve Mustafa Yıldıztan tarafından alındığı öne sürülmüştü. Mahkeme heyeti ise yargılama sonunda tüm sanıkların delil yetersizliğinden beraatine karar verdi.