Kocaeli’de günlerdir tek bir konu konuşuluyor. Bize gelen telefonların birçoğu da bu konu ile ilgili oluyor. Evet, hepinizin bildiği gibi Kocaeli’nin gündeminde geçtiğimiz hafta başından bu yana konuşulan tek bir konu var. O da ofisinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci Güngör Arslan’ın cinayeti…
Bu olayın tüm yönleri ile aydınlatılması amacıyla, oldukça titiz ve bir o kadar da gizli bir soruşturma yürütülüyor. Dolayısıyla biz gazete olarak soruşturmaya zarar vermeyecek şekilde, edinmiş olduğumuz bilgileri yayınlıyoruz.
Etik yayıncılığın gereği de budur. Bu sadece meslektaşımız Güngör Arslan’ın uğradığı hain saldırıda hayatını kaybetmesi ile ilgili uyguladığımız bir politika değil, genelde uyguladığımız ve uygulanması gereken yayıncılık ilkemizdir. Özgün Kocaeli Gazetesi için doğru yayıncılık anlayışı budur.
Olayın başından bu yana oldukça gizli yürütülen bir soruşturma var. Henüz resmi bir açıklama da yapılmış değil. Olayın hemen sonrasında ortaya atılan iddialar var. Ancak, bu iddialar bile soruşturma devam ederken yazılmamalıdır. Zaten bunun da ne kadar doğru olduğunu, olayla ilgili ibrenin sürekli farklı yönlere dönmesi ile görüyoruz.
Gerçek neyse, sorumlular kimse, bunun en kısa sürede ortaya çıkacağına adım gibi eminim. Soruşturma tamamlandığında ise resmi açıklamaların yapılmasını bekliyorum. Üzücü olayın en başından bu yana takipçisiyiz. Herkes ile aynı anda olay yerindeydik. Olay sonrası olayın meydana gelişini, meslektaşımız olan Arslan’ın sağlık durumu ve vefatını yazdık.
Cenazesine gidip, hem işimizi hem de insani görevimizi yerine getirdik. Zanlının teslim oluşunu, olayla bağlantısı bulunan ve gözaltına alınan kişileri ve önce 2, daha sonra 5 kişinin tutuklandığı bilgisi ile son olarak 5 kişinin daha gözaltında olduğunu duyurduk. Ancak, her olayda olduğu gibi, bu olayda da olan ve yaşanan doğru gerçekleri kanunun bize verdiği yasalar çerçevesinde okurlarımıza ulaştırdık.
Basın yolu ile soruşturmayı veya yargıyı etkilemek ciddi bir suçtur. Hatta ilgili maddeyi yazarak sizlere durumu kısaca bir özetleyeyim. T.C.K 288. Maddede "Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hâkim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır". Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır” ifadeleri yer alır.
Ben bir avukat değilim. Ama bu maddenin herkese sorumlu bir yayıncılık yapması gerektiğini açık bir şekilde anlattığına inanıyorum. Tüm bunlara bakıldığında, biz ve bizim gibi gazeteler, yasaların bizlere koyduğu sınırlar içerisinde hareket ediyoruz. Bu konularda pek bilgi sahibi olmayan, bazı yayın organları ise bizim gibi yayın yapan birçok basın kuruluşunu “korkaklık”, “birilerini koruma” vesaire gibi boş ve anlamsız ifadeler ile suçlamaya çalışıyor.
Bu işi uzun yıllardan bu yana yapan, 1 yıl öncesine kadar polis, adliye ve hastanelere giderek olay yerinde takip yapan bir gazeteci olarak, şunu özellikle söylemek istiyorum. Bizler polis, jandarma veya savcı değiliz. O ağızdan veya şu ağızdan duyduğumuz iddiaları yazarak kafaları karıştırmak dolayısıyla insanları töhmet altında bırakmak doğru değil. Belki yazdıklarınız doğru çıkacak, belki de boş çıkacak.
Ama o yazılanlar, pek çok kişinin hafızasında iz bırakacak. Hatta devamını okumadan aklında öyle kalacak. Her olayda olduğu gibi, bu olayda da gözaltılar da kesin bir itiraf yok ise ve tutuklanma olmamışsa bildiğim kadarı ile isimlerin kodlanarak yazılması gerekir.
Polisin soruşturması bittikten sonra, zanlı veya şüpheliler adliyeye sevk edilir. Tutuklanma olur ise hakkındaki iddia ve ismi açık olarak yayına verilir. Kaldı ki bu basit bir hırsızlık, yaralama veya dolandırıcılık olayı değildir. Bu bir gazetecinin ofisinde saldırıya uğrayarak hayatını kaybettiği olaydır.
Eğer bu işi yapıyorsak, bırakalım herkes işini yapsın. Biz öğrendiklerimiz, net olan bilgileri okurlarımıza ulaştıralım. Çok yakında, belki bu yazıyı yazdıktan hemen sonra belki de pazar veya pazartesi, bilemedin en geç salı bu iş sonuçlanacak.
O zaman kim tutuklandıysa, hakkındaki iddialar nelerse öldüren, azmettiren ve yardım yataklıkta bulunan kim veya kimler ise hep birlikte yazar ve kamuoyuna duyururuz.
Tekrardan, benim abi dediğim Güngör Arslan’a rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu saldırıyı yapan, yardım eden ve azmettiren kim veya kimler ise adalete teslim edilerek, en ağır cezayı almasını temenni ediyorum.