Üniversite adayı öğrenciler tercih sürecinde nelere dikkat etmeli?

YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte birçok öğrencinin hayatını etkileyecek ve bundan sonraki kariyerini belirleyecek olan tercih aşamasının bitmesine çok az kaldı. Peki öğrenciler tercih sürecinde nelere dikkat etmeli? Üniversite seçerken neleri göz önünde bulundurmalı?

Ayşe Uğuz
ÖZEL HABER Ayşe Uğuz Tüm Haberleri

Yaklaşık bir yıl süren sınav maratonunun ardından gelen tercih dönemi 27 Temmuz’da başladı. 6 Ağustos’a kadar sürecek olan ve birçok gencin hayatını etkileyecek tercih sürecine dair Kocaeli’de özel bir kurumda hem Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmenlik yapan aynı zamanda kurumun Müdür Yardımcısı Şule Kurnaz tercih sürecinde gözden kaçırılmaması gereken noktalara dikkat çekti. Öğrencilerin tercih sürecinde birçok konuya dikkat etmeleri gerektiğini, özellikle ailelerin çocuklarını bu süreçte yalnız bırakmamaları gerektiğini belirleyen Kurnaz, “Hedefi olan ve hedefine göre çalışma yapan öğrencilerin başarısız olması imkansız. Aile bu sürecin en önemli parçalarından bir tanesi öğrenci, öğretmen ve veli kanadı ne kadar güçlü olursa öğrencinin geleceğini belirleyen tercih süreci bir o kadar sağlıklı olur” ifadelerini kullandı.

''SINAV SÜRECİNE GİREN BİR ÖĞRENCİ ASLINDA TERCİH SÜRECİNE DE GİRMİŞTİR''

Kurnaz sınav sürecine giren her öğrencinin kendini çok iyi tanıması gerektiğini ifade ederek ''Öğrenci, en başta hedef belirlemekte ve başarılı olmak istiyorsa bu hedef doğrultusunda planlama yapmak zorunda. Bu hedefi belirleyip çalışmaya başlamadan kendini tanıması gerekmektedir. Apollon Tapınağı’nda bile ''Kendini bil ve kendini tanı” yazmaktadır. Peki bu tanım ne anlama geliyor? Öğrenci yeteneğinin, seçeceği meslek grubunun ona uygunluğunu, kendinin yapabileceğini önceden belirlemesi gerekiyor. Yani kendine şunu sormalı ''Nasıl bir meslek istiyorum? Saha alanı mı? Masa başı mı? Sürekli diyalog kurabileceğim bir meslek mi gibi birçok soruları kendine sorup cevaplaması gerekiyor. Fakat burada Türk eğitim sisteminin eksiklikleri ile karşılaşıyoruz ve sürekli olarak ideal meslek tiplemeleri dayanağına ilerliyoruz. Tıp, öğretmenlikler ve mühendislik dalları gibi. Fakat dünyaya açılan birçok dünya meslekleri de mevcuttur.

“ÖĞRENCİ HEDEFİNİ NE KADAR ERKEN BELİRLERSE VE BUNA UYGUN İLERLERSE O KADAR BAŞARILI OLUR”

Sınav sürecine sadece son 1 yıl çalışma ile başarı atlatabileceğimiz bir süreç değil. 4+4+4 sistemi ile birlikte eğitim sistemimiz içerisinde belirli alanların değiştiğini görmekteyiz. Örneğin ortaokulu yeni bitiren bir 8.sınıf öğrencisi sınav sürecinden psikolojik olarak yıpranmış bir halde 9.sınıfa geçer. Her öğrenci için böyle olmasa bile çoğunlukla karşılaştığımız bir durumdur. Hemen hemen her öğrenci bu psikolojik rahatlama ile birlikte 9.sınıfta akademik alanı terk etmeye çalışır. Oysa ki şuan ki sınav sistemimizde TYT 9 ve 10.sınıfı AYT ise 11 ve 12.sınıfı kapsar. Bu bağlamda psikolojik olarak yorulan 9.sınıf öğrencisi için üniversitenin temel basamağını görmezden gelmeye çalışır. Burada da biz eğitimcilere görev düşmektedir. Öğrencinin motivasyonunu öğrenci-veli-öğretmen üçlüsü ile kazanmaya çalışıp yeni döneme motive ile başlamamız gerekir. Şöyle bir ayrımdan bahsedebilirim Türk eğitim sisteminde hangi alandan sınava girerseniz girin Türkçe-Mantık Muhakeme alanı ve sözel yorumlama her zaman karşımıza çıkmaktadır ve kat sayı olarak da Türkçe bizi sırlama olarak önlere atar ve güzel sıralamalar elde eder. Hiçbir şey yapmak istemeyen öğrenci bile totalde bu alandan uzaklaşmaması gerekir. Aynı şekilde matematik dersi için temel işlem yeteneğini unutmaması ve bunun üzerine yeni nesil sorular dediğimiz alana yönlenmelidir. 10.sınıf sonuna doğru öğrenci Sözel, Eşit Ağırlık, Sayısal Ve Dil Alanına yönlenir. Bu ilerleyen sınıfta hedef daha da netleşmiş olur. Bunun yanı sıra şu an ki sistemde TYT VE AYT de dersler için katsayılar sistemi mevcuttur. Bu katsayılarda baz alındığında, öğrenci hedefini belirleyip ona göre çalıştığında başarı gelecektir. Özetle bireyin kendini tanıması, tanıdıktan sonra hedef belirlemesi, hedef için nitelikli çalışma ilerletmesi başarıya götürecektir.

“EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ SIK DEĞİŞİKLİKLER HERKESİ KÖTÜ ETKİLİYOR”

Şu an ki eğitim sistemi öğrencileri ve biz eğitimcileri psikolojik ve akademik anlamda yorabiliyor.2019 Mart ayı itibariyle bir pandemi söz konusuydu. Bu pandemi örneğin 12.sınıfa geçen bir öğrencinin 11 ve 10.snıfta konu eksikliklerinin bir hayli fazla olduğunu bize gösterdi. Pandemi sonrası eğitimci olmanın zorluğu ile birlikte değişiklikler ve geç açıklanan kılavuz bizi zor duruma soktu. Sorulan soruların geç cevaplanmasına neden oldu. Özellikle veli kanadında velinin sınav sistemine hakim olmayışı ile birlikte tercih döneminde hiç olmayacak bölümleri yazma girişimleri ile karşılaştık. Fazla fikir değişiklikleri büyük tercih hatalarına sebep olabilir.

“BARAJ HER BÖLÜM İÇİN KALKMADI''

'Baraj kaldırıldı' ifadesini birçok haberde ve sosyal medyada hem gördük hem de duyduk. Fakat baraj her bölüm için kalkmadı ve kalkmaması da gerekiyor. Tıp 50 bin, diş hekimliği 80 bin, hukuk 125 bin, mimarlık 250 bin, öğretmenlikler PDR dahil 300 bin, mühendislikler 300 bin şeklinde kılavuzu incelerseniz barajları mevcuttur. Bu barajların kalkmaması nitelikli bir eğitim için kalkmaması gerekmektedir. Fakat cümlemin başında dediğim gibi böyle bir söylem öğrencileri psikolojik olarak rahatlattı ''Nasılsa baraj yok'' mantığı ile düzenli ders çalışmaktan uzaklaştırdı. Bu da süreci oldukça olumsuz etkiledi. Okuryazar oranının artırılması olumlu fakat herkesin üniversite mezunu oluşunu olumlu karşılamıyorum.

“AİLE DE ÖĞRENCİYLE BİRLİKTE SINAVA HAZIRLANMALI VE BU PSİKOLOJİYİ UYARLAMALI”

Elbette ki eğitimin hem ekonomik hem de akademik süreci mevcut. Sınav sürecinin başında aile bütün bir evin sınava hazırlandığını kabul etmeli. Öğrenciye sadece ekonomik destek ile sınava hazırlamak onun motivasyonu düşürebilir. İlgi her yaşta ilgidir. Burada ilgiden kastım öğrencinin her dediğini yapma anlamında değil tabii ki. Öğrenci şunu diyebilmeli ''Ailem akademik olarak beni takip ediyor bana güveniyor fakat beni sıkmıyor'' bu denge çok iyi kurulmalı. Aile-öğrenci-öğretmen kanadı çok sağlam kurulmalı. Sağlıklı bir iletişim gerçekleştirilmeli ki bu iletişim özellikle biz rehber öğretmenlerin çok daha iyi rehber olmasını sağlar. Öğrenciye daha rahat motivasyon alanları sunmamızı onu daha iyi gözlemleyip yol göstermemize yardımcı olur. Öğrencisinin kaçıncı sınıf olduğunu bilmeyen bir veli ile karşılaşmıştım yıllar önce bu durum öğrenci ve eğitimciler için zor bir durum. İlk önce hedefini belirleyen ve bu hedefe uygun çalışma alanı olan öğrencinin başarılı olacağını ifade ettim fakat bu kadar sınırlı değil. YKS aynı zamanda kaygıyı ve zamanı ölçen bir sınavdır. Dolayısıyla aynı zamanda yazılı olmayan bir psikolojik sınavıdır.

TERCİH NEYE GÖRE VE NASIL YAPILMALIDIR? ÖĞRENCİLER NEYE DİKKAT ETMELİDİR?

Tercih yapmadan önce mutlaka ÖSYM'NİN yayınladığı kılavuz bilgileri ve alanında uzman rehber öğretmenlerle mutlaka görüşülmelidir. İlk aşama bu olmalıdır. Kılavuz bilgilerini gördükten sonra öğrenci sıralamasına bakılmalıdır. YKS sisteminde puana bakan öğrenci yanlış tercih yapar. Bu yılın tartışma konusu ''puanım yüksek sıralamam çok kötü'' evet böyle bir durum ile karşı karşıya kaldık. Bunun sebebi çoğu öğrenci sınavı yapabildi ve yüksek puan aldı fakat sıralama anlamında uçurumlar oluştu binlerce kişi yığıldı. Bundan dolayı sıralama baz alınmalıdır. İstenilen bölümün istenilen üniversite de son 3 yılda ki yerleştirilme sıralamalarına mutlaka bakılmalıdır ve tercih edilen ilin arz-talep durumu kontrol edilmelidir. Öğrencilerin 24 tane tercih hakkı var. Burada kaç tercih yapacakları onların taleplerine göre belirlenir. Örneğin 50 binde olan bir eşit ağırlık öğrencisi yine talebine ve istediği bölüm-üniversiteye göre 20-30 bin arası tercihe başlamalı. Benim tavsiyem yine bölüm ve il istediğine göre 150 bine kadar düşebilir. Eşit ağırlıkçıların sıralamayı olabildiğince geniş tutmaları gerekmektedir. Çünkü önlerinde sayısal öğrenciler de mevcut. Sayısal öğrencilerde ise özellikle 150-250 bin arasında yığılmalar ile karşılaştık. Bu da ister istemez belirli il mühendisliklerinde yığılmalar olacağı anlamına gelmektedir. Sayısalda 150 binde olan öğrencinin ise yine talebe göre 90-230 bin arası tercih yapmasını öneririm.24 tercih hakkının isteğe göre ölü dediğimiz tercihle daha sonra ortalara doğru gelmesi yakın ve sıralamasına yakın yerleri daha sonra garanti altına almak istiyorsa kendi sıralamasından düşük yerleri en sonlara yazmasını öneririm fakat burada dediğim gibi özellikle vurguluyorum istek çok önemlidir. Sırf kazanma amacı ile üniversite okunmamalı. Tercihlerin bir de ekonomik boyutu var tabii ki. Öğrencinin tercih edeceği üniversite ve şehirdeki yurt imkanlarını mutlaka önden araştırıp ona göre tercih yapması gerekiyor. Çünkü fakülte ya da gideceği meslek yüksekokulunun konumu da oldukça önemli. Bunun için sanal üniversite turları olabiliyor öğrencilerin bunları takip etmesini öneririm ve dönem dönem ekonomik koşullardan dolayı ilinin dışına tercih yapmayacak öğrenciler ile de karşılaştık bu durumda düşünülmeli.

YENİ AÇILAN BÖLÜMLER İÇİN NASIL BİR TERCİH YAPILMALI?

İstediğiniz bölümün farklı bir üniversite de açıldığını kılavuzda gördüyseniz eğer yakın üniversitelerde ki sıralamalarına bakarak ufak bir tahmin yürütebiliyoruz fakat bu direkt doğru bilgi anlamına gelmiyor. Ortalama tahminler de bulunabiliyoruz. Yeni açılan bölümler de sıralamayı o yıl son yerleşen öğrenci belirler” ifadelerini kullandı.

03 Ağu 2022 - 10:04 - Gündem

Muhabir  Ayşe Uğuz

Kocaeli haber seopix