Tülay Dağaşan’ın ilk köşe yazısı kadına yönelik şiddetti

Kocaeli’de uzun yıllardan bu yana gazetecilik yapan dün akşam saatlerinde Şefik A. tarafından kadın cinayetine kurban giden Tülay Dağaşan’ın ilk köşe yazısının kadına yönelik şiddet olduğu ortaya çıktı.

Kocaeli’nin Darıca ilçesi Abdi İpekçi Mahallesi 152/1 sokak üzerinde meydana gelen olayda Şefik A. kısa süre önce boşandığı eşi Tülay Dağaşan (45) ile konuşmak için bulunduğu evin sokağına geldi. O sırada işten gelen Tülay Dağaşan, Şefik A.’yı karşısında görünce ne yapacağını şaşırdı. İkili arasında başlayan konuşma tartışmaya dönüştü. Şefik A., tabanca ile Dağaşan’a 5 el ateş etti. Tabancadan çıkan 3 kurşun kadının boynuna isabet etti. Kadın kanlar içinde yere yığılırken, Şefik A. ise servis aracına binerek kaçtı. Olayı gören vatandaşlar 112 Acil Çağrı Merkezine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralı kadını ambulansla hastaneye kaldırdı. Tülay Dağaşan hastanede yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

İLK YAZISI KADINA YÖNELİK ŞİDDETTİ

Batı Yakası TV çalışanı Tülay Dağaşan’ın cenazesi bugün İstasyon Mahallesi Fatih Orta Camiinden kaldırılarak toprağa verilecek. Tülay Dağaşan’ın bir dönem yanında çalıştığı Anibal Gazete’nin sahibi İrfan Yormaz sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında Tülay Dağaşan’ın ilk köşe yazısının kadına yönelik şiddet olduğunu belirterek, ““Acımızı tarif edecek kelime bulamıyoruz. “Makale yazabilir miyim?” dediğinde “Konu Ne?” demiştim. Kadına şiddet demişti. İlk makalesinde konusu canlarını sevenlerinin aldıkları kadınları konu almıştı. Hep merhum babası Mümtaz amcadan bahsederdi. Hayatını oğulları Ali ve Arda'ya adamıştı. Medya dünyasına Anibal Gazete’de adım atan başarıları ile herkesin haklı takdirini kazanan eski asistanım, geçmiş dönem Genel Yayın Koordinatörümüz, mesai arkadaşımız Tülay Dağaşan kardeşimiz, eski eşinin silahlı saldırısı sonucu kaldırıldığı Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat etmiştir. Allah mekanını cennet etsin” ifadelerini kullandı.

TÜLAY DAĞAŞAN’IN KÖŞE YAZISI

Ülke olarak, toplum ve zihniyet olarak nereye gidiyoruz? Bir evlat bir anneye kıyıyor hem de vahşice.
Ardı arkası kesilmeyen her gün duyduğumuz canice işlenilen kadın cinayetleri.
Bir dur diyemedik bu cinayetlere
Bu ülkede bazıları Ağacı ''Odun'', Çiçeği ''Ot'', Kadını et sanıyor.
Oysaki ağaç nefes, Çiçek ilaç, Kadın da HAYATTIR.
Türkiye’de her kadın her gün bir can için ağlıyor. Biz kadınlar, dünyanın her yerinde her yeni güne biraz daha eksilerek başlıyoruz.
Çünkü kadın şiddet ile her gün adını bilmediğimiz hayallerinden, hayatlarından ve sevdiklerinden kopartılıyor.
Türkiye’de kadın olmak zor ama kadın ölmek kolay. Üstelik birer ikişer değil bir savaştaymışcasına.
Farkında mısınız?
Bir kadını ortadan ikiye bölerseniz yarısı annedir yarısı çocuk. Kadını katlederseniz hem bir anneyi hem de bir çocuğu katletmiş oluyorsunuz.
Yani sizi adam edebilecek her şeyi.
İşte bu yüzden toplum bu konuda bir türlü ADAM olamıyor. Ve Türkiye’nin değişmeyen gündemi;
''Odaya geç seni orada vuracağım.''
İşte bu sözler 32 yaşındaki Sevgi'nin duyduğu son sözlerdi.
GİZEM, ismi Gizem'di kaderimizden haber verir gibi, 23 yaşındaydı. Ne yazık ki onun adı da erkek şiddetine kurban giden diğer kadınların yanına yazıldı.
25 yaşındaki 1 çocuk annesi FATMA KOVAN eski eşi tarafından av tüfeğiyle sırtından vurularak hayattan koparıldı.
ŞEYMA DEMİR, 18 yaşında üniversite öğrencisi, hayatının baharında cansız bedeni elleri ters kelepçeli halde Kızılırmak'ta ölü bulundu.
EMİNE BULUT, eşi tarafından 10 yaşındaki çocuğunun gözleri önünde boğazından kesilerek katledildi. Emine Bulut'un son sözleri;
''Ölmek istemiyorum'' oldu. Ve isimlerini sayamadığım onlarca yüzlercesi. Bu toprakta öldürülen her kadın için yine bu topraklarda yaşayan herkes suçludur.
Bakanlığın bin sayfalık raporunda, hani bin sayfa yazılmış ama İstanbul sözleşmesine yer verilmemiş.
Bizim için etken maddesi olmayan aşı gibi, ilaç gibi. Çünkü şüpheli ölüme de yer yok içerisinde.
Reform paketini inceliyoruz, kravat indirimine son diyor fakat pişmanlık indirimi adı altında başka bir indirim maddesi ekliyor.
Türkiye'de bu kadar can kaybı varken başlıca çözümü olan İstanbul sözleşmesinden geri adım atıp sonrasında ''Bizlerde şiddeti kınıyoruz'' denmesi hiç inandırıcı değil.
İnandırıcılığı yok. Dünya kötülük yapanlar değil buna seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.
Toplumun kanayan yarası haline gelen kadına şiddet ve kadın cinayetleri konusunda cezaların caydırıcı olmasının yanında önemli adımlarında atılması gerekir. Bu konuda görüşlerimi siz değerli okurlarımızla gelecek yazımda paylaşacağım.

05 Oca 2024 - 13:58 - Kocaeli haber


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgün Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgün Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Özgün Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgün Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.


Kocaeli haber