Kocaeli’de 1996 yılı Ekim ayından bu yana gazetecilik yapıyorum. 26 yılı geride bıraktım. Eskiden teknoloji bu kadar gelişmiş değildi. Haber paylaşımı veya haber çalma gibi olaylar yaşanmazdı.

O zamanlarda, İbrahim Gürsel, Ufuk Kaptan, Zafer Çakıroğlu, Bülent Ekinci, Gökhan Ayar, Halit Yılmaz, Hakan Süer, Adnan Ağırkaya, Emre Yıldırım, Cemal Kaplan, Şennur Uzan, Burçin Başçı, Nabi Yazıcı, Asım Yağız ve ismini şu an yazmadığım daha birçok kişi her gün birbirlerine haber atlatmak için yarışırdı. Bu hem muhabirin hem de gazetenin kalitesini ortaya çıkardı.

Tam olarak hatırlamamak ile birlikte 2002 yılında dijital fotoğraf makinelerinin yaygınlaşmaya başlaması ve o dönemin Whatsapp program olan MSN ile muhabirler kendi aralarında haber paylaşımı olmasa da bazen yetişemedikleri veya haberde eksik kalan fotoğrafları birbirleri ile paylaşmaya başladı.

Ancak 2004 yılından sonra yerel gazetelerin artmaya başlaması ile haber paylaşımı ve haber çalma giderek arttı. Bu dönemde aramıza katılan Gökhan Karabulut, Zeynep Yalçın devamında Sercan Al, Mustafa Bakırhan ve yine ismi şu an aklıma gelmeyen meslektaşlarımız oldu.

O zaman bile paylaşım asgari düzeyde olup, birbirimize haber atlatmak için sürekli uğraşırdık. Hatta bunun tatlı kavgaları ve güzel atışmaları olurdu. Ben bu işte kalitemi bu sayede gösterdim. 2003’te rahmetli Sabah Gazetesi Yurt Haberler Müdürüm Aydın Şentürk, beni yerel gazetelerdeki haberlerimden görerek telifli olarak Kocaeli temsilciliğini yapmamı istedi. Hatta kadroya almak istedi.

Ama İstanbul o dönem bana pek cazip gelmiyordu. O gün bugündür Sabah Gazetesine çalışıyorum. Yine ben gibi kalitesini yaptığı özel haberler ile gösteren pek çok arkadaşım yaygın basın kuruluşlarında çalışmaya başladı ve yaptıkları özel haberler ile kendilerini göstererek bu işte öncü gazete veya televizyonun temsilcisi oldu.

Günümüzde haber paylaşımı çok yaygın olsa da, hala nitelik taşıyan, bilgi ve belgeye dair, özel haberlerini kimse haklı olarak birbirleri ile paylaşmıyor. Normal bir basın toplantısı, gösteri, etkinlik ve benzeri rutin haberlerden bahsetmiyorum.

Bunların paylaşılması günümüz koşullarında son derece normaldir. Çünkü malum ekonomik koşullar nedeniyle eskisi gibi devasa kadroları bulunan gazetelerimiz yok. Muhabir her yere yetişemeyince, birbirlerinden yardım alıyor. Bu konuya hiçbir itirazım yok.

Dedik ya teknoloji gelişti ve sayısız birçok internet gazetesi açıldı. Ben de yıllar sonra bir internet gazetesine genel yayın yönetmeni oldum. Benle çalışanlar bilir. Kimsenin özel haberine dokundurtmam. Bizim gözümüzden kaçan bir şey var ise ve gerçekten yapılması gerekiyorsa, o haberi bizzat ilgili yerleri aratarak, kendi ifadelerimiz ile yaparız.

Bugün bu olanları neden anlatıyorum. Gerçekten artık sinirim bozuluyor. Son iki haftada bizzat kendi yaptığım özel haberleri olduğu gibi alıp kendi haberi gibi yayınlayan gazeteler ve internet siteleri oldu. Hemen haberleri söyleyeyim “CHP’de taciz skandalı büyüyor: Tacizi dile getirince linç etmeye çalıştılar” bu haber hem Sabah Gazetesi hem de Özgün Kocaeli Gazetesinde özel haber olarak yayınlandı.

Haberi okuyanlar bilir, Cevahir hanımı bizzat kendim arayarak konuştum. Ama pek çok kişi bu haberi alıp, internet sitesinde yayına girdikten 15 dakika geçmeden yayımladı. Hatta bazıları kelime kelime kullanarak gazetemize konuştu kısmını bile kullandı.

İkinci haber ise ilk bizim duyurduğumuz, “Hyundai, çalışanının yüzünü yine güldürdü. Tüm çalışanlara yüzde 50 zam!” haberi oldu. Bu haberi bize işçilerden gelen mesajlar ile birlikte Hyundai Türkiye Başkanı Sangsu Kim’in mektubu ile yayınladık. Mektuba logo attık ki kimse almasın. Evet, mektubu alamadılar. Ama bu haber için  yetkilileri  arayıp kendileri bilgi almak yerine baştan aşağı kendi haberleriymiş gibi kopyala-yapıştır ile yayına verdiler.

Son olarak ise yine Sabah Gazetesi ve Özgün Kocaeli Gazetemize özel olan “52 kilo patlayıcı ile yakalanmıştı. Kocaeli’nde kritik yerlerde görev yapmış” haberim aynen yayına verildi. El insaf kardeşim. Yapmayın, etmeyin. Yeter artık. Sıktınız. İllaki hırsız var diye bağıralım mı?

Emeğe saygı gösterin. Bilgisi olmayanlar öğrensin diye yazıyorum. Bir haberi, yayına girdikten hemen sonra kullanamazsınız. En az 24 saat sonra, kaynağı belirterek kullanırsınız. Ayrıca haberi kelimesi kelimesine veremezsiniz.

Bir alıntı yapar özetini geçer haberin linkini verirsiniz. Daha önce bu işin peşine düşerek 2 ayrı tazminat davasını kazandım. Zaman harcamak istemiyorum.

Ama buradan belirtmek istiyorum. Bundan sonra ben dâhil, bu gazeteden herhangi bir meslektaşımın haberini dediğim kriterleri kullanmayarak, emeğe saygı göstermeyerek çalınır ise sadece HIRSIZ VAR! Demeyeceğim. Hukuki yollara da başvuracağım.