Gündem

İBB Davası Sürerken Yıldız’dan Dikkat Çeken Mesaj

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, ceza yargılamasında tanık beyanlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Açıklamalar, kamuoyunda İBB davasıyla ilişkilendirildi.

Abone Ol

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, ceza yargılamasında tanık beyanlarının değerlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, tanıkların doğrudan hâkim huzurunda dinlenmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız’ın sözleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davayla ilişkilendirildi.

Tanık Beyanlarına Vurgu Yaptı
Yıldız, ceza muhakemesinde tanık ifadelerinin önemine dikkat çekerek, tanıkların kural olarak duruşmada hâkim huzurunda dinlenmesi gerektiğini ifade etti. Soruşturma aşamasında alınan ifadelerin tek başına yeterli olmayacağını belirtti.

“Sübut ve İspat” Kavramlarına Dikkat Çekti
Açıklamasında “ispat” ve “sübut” kavramlarına değinen Yıldız, bir iddianın yalnızca ileri sürülmesinin yeterli olmadığını, somut ve güvenilir delillerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Ceza davalarında sanığın suçluluğunun ancak bu şekilde kesinlik kazanabileceğini ifade etti.

Yargılama İlkelerine İşaret Etti
Yıldız, ceza yargılamasında “vasıtasızlık” ve “sözlülük” ilkelerinin önemine dikkat çekerek, hâkimin delille doğrudan temas etmesinin ve tanığın bizzat dinlenmesinin yargılamanın sağlıklı yürütülmesi açısından kritik olduğunu belirtti.

Tanık İfadelerine İlişkin Değerlendirme
Tanıkların olay anında objektif gözlemci olmayabileceğini belirten Yıldız, zaman geçtikçe ifadelerde unutma veya çarpıtma gibi durumların ortaya çıkabileceğini ifade etti. Bu nedenle tanıkların duruşmada dinlenmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.

Açıklama Gündemle İlişkilendirildi
Yıldız’ın açıklamaları, Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda sanığın yargılandığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran İBB davası bağlamında değerlendirildi.

Tam Açıklama Metni
Feti Yıldız’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Son günlerde en çok duyduğumuz ve duymaya da devam edeceğimiz şey ispat ve sübut kelimeleridir.

Özellikle hukuk ve felsefe gibi disiplinlerde karşımıza çıkan sübut, sadece bir kelime anlamından öte, bir kavram setini ve bir durumun niteliğini; bir bilginin veya bir olgunun sadece iddia olarak kalmaması, aksine sağlam delillerle desteklenerek kesinlik kazanması sürecini ifade eder.

Hukukta sübut, bir olayın veya iddianın mahkemece yeterli delillerle kanıtlanmış, doğruluğu kesinleşmiş olmasıdır.

Özellikle ceza davalarında, bir sanığın suçluluğunun sübuta ermesi, yargılama sonucunda verilen kararın temelini oluşturur.

Mahkemeler, önlerine gelen iddiaları ve savunmaları değerlendirirken, bu iddiaların ve savunmaların sübut bulup bulmadığını araştırır.

Bu süreçte, Cumhuriyet savcılarının sunduğu delillerin yeterliliği, güvenilirliği ve olayı aydınlatma kapasitesi büyük önem taşır.

Ceza muhakemesinde ispat, makul bir kaynaktan güvenilir bir açıklama elde etmektir.

Hakimin dava konusu olay hakkında duruşmada ortaya konulup tartışılmış delillere dayanarak, muhakeme ilkelerinin, akıl ve bilimin yol göstericiliğinde, hukukla mukayyet ve şüpheden arî olarak teessüs eden kanaatini ifade eder.

Tanıklar olay mahallinde objektif ve bağımsız bir gözlemci olarak bulunmazlar. Tanık kural olarak hâkim huzurunda dinlenir.

Olayın meydana geldiği zaman ile dinleme zamanı arasında geçen zaman arasındaki fark arttıkça beyan delillerinde unutma, çarpıtma gibi bazı kusurlar meydana gelir.

Bu yüzden tanığın soruşturma evresindeki beyanının daha güvenilir bulunması mümkündür.

Tanığın önceki beyanının okunup halen geçerli olup olmadığını sormak usulüne uygun bir dinleme değildir.

Olayın delili, bir tanığın beyanlarından ibaret ise, bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi gerekir.

Daha önce yapılan dinlemeye ilişkin tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.

Kanun koyucu bu düzenleme ile belge delilinin yani önceki ifadenin yer aldığı tutanağın ve tanık tarafından yapılan yazılı açıklamanın beyan delilinin yerine ikame edilmesini yasaklamaktadır.

Bu düzenleme vasıtasızlık ve sözlülük prensibinin en önemli tezahürlerinden biridir.

Böylece beyan deliline bizzat hâkimin temas etmesi, delili kaynağında değerlendirmesi sağlanmakta, ayrıca taraflara doğrudan soru sorma, delili tartışma imkânı da verilmektedir.

Mevzuatımıza göre müdafi, sanığı tam temsile yetkili bir vekil değil ona hukuki yardımda bulunan şujedir.

Unutmayalım…

Her şeyin başı vicdan temizliğidir.”