ABD, Irak topraklarına girebilmek için Türkiye'yi üs olarak kullanmak istemişti.1 Mart Tezkeresinde, Türk askerinin Irak’ın kuzeyine girmesine izin verilecekti ama teröristler askerimize ateş açmadıkça, askerimiz de onlara ateş etmeyecekti. Açıkçası, tezkereyle Türkiye’nin teröristlerle mücadele etme yetkisi elinden alınmak isteniyordu. Meclis’te tezkere görüşülürken, milletvekilleri bu durumu bilmiyordu. Çünkü milletvekillerine mutabakat muhtırasını hiç vermediler.
Gazeteci- yazar Fikret Bila’nın yazdığı, “Ankara’da Irak Savaşları” kitabının ekinde o güne kadar görülmeyen belgeler yer alıyordu. Bu belgelerin yayımı üzerine, Bila hakkında, “Devlet sırrını açıkladığı” iddiasıyla soruşturma açıldı. Dışişleri Bakanlığı’ndan bu bilgilerin devlet sırrı olup olmadığı sorulduğunda, “Mutabakat muhtırası TBMM’de reddedildiği için devlet sırrı değildir” denildi. Şu anda devlet sırrı olmadığı anlaşılan muhtıra, milletvekillerinden gizlenmişti. Eğer, o mutabakat geçmiş olsaydı, Türk askerinin, teröristlere ateş açmayetkisi olmayacak, belki çok sayıda milletvekili de buna oy verecekti.
5 YIL SONRA UYGULANAN KARAR
Türkiye-ABD arasında kritik olaylar yaşanıyordu. 20 Mart 2003 tarihinde, ABD Hava Kuvvetleri’ne, Türkiye üzerinden Irak’a uçma izni veren mutabakat, TBMM’den AKP’lilerin oylarıyla geçti. Muhtırada iki husus var: Biri ABD uçaklarına Türkiye üzerinden Irak’a uçma izni , ikincisi de Türk askerlerine Kuzey Irak’a harekat yapma yetkisi veriyor. ABD, bu yetkiyi kullanmaya başladı.
Deneyimli diplomat ve siyasetçi Onur Öymen, “Fakat Türkiye’nin tezkere ile aldığı asker gönderme yetkisi tam beş yıl sonra uygulandı. Başta küçük bir birliği Irak’ın kuzeyine gönderdi, o sırada ABD Savunma Bakanı Robert Gates Türkiye’yi ziyarete geliyor. Askerimizin derhal çekilmesini istiyor. Talebini Türk yetkililerine söylediğini anılarında yazıyor. Askerimiz o zaman Kuzey Irak’ta bir hafta ancak kalabilmişti. Askeri makamlara neden askeri çektiği sorusuna ‘kısa süreli planlama yaptıklarını’ söylemişlerdi.”
ABD HÜKÜMETİNİN TALİMATI
Güncel olayları konuşurken, bu günlere nasıl gelindiğinin de dikkate alınması gerekiyor. Dışişleri Bakanlığı emekli Müsteşarı, siyasetçi Onur Öymen İran’a yapılan saldırı konusunda bize şunları anlattı:
“11 Eylül’de New York’ta İkiz Kuleler’e ve Pentagon’a yapılan saldırıdan bir süre sonra
NATO’daki Amerikan Başkomutanı Wesley Clark, (Cumhurbaşkanlığına aday da olmuştu) Pentagon’da general arkadaşlarıyla konuşuyor. Onlar, hükümetten aldıkları talimatı yerine getirmeye çalıştıklarını söylüyor. Neymiş o talimat? Hükümet demiş ki ‘Beş yıl içinde Ortadoğu’daki 7 ülkenin yönetimini değiştireceksiniz.’ Bunlar İran, Irak, Suriye, Lübnan, Libya, Sudan ve Somali.
Clark, ‘Nasıl yaparsınız, bunlar bağımsız devletler. Biz Amerikalı olarak nasıl bunların yönetimini değiştiririz?’ diye sorduğunda ‘Biz de sizin gibi düşünüyoruz ama hükümetten talimat var’ yanıtını alıyor. Şimdi Wesley Clark,Kaliforniya’da bir konferansta bunu kamuoyuna açıklıyor ve daha sonra basına da veriyor.
BÖLGENİN TAMAMINA DÖNÜK
Yani bu, Türkiye’de kimsenin tartışmadığı, televizyonda, basında pek geçmeyen, bir iki yerde böyle hafif atıflarda bulunulan bir koru. Yani işin esası bu. İran, bu yedi ülkenin sonuncu halkası. Bunu önce Irak’ta, Suriye’de, Libya’da yaptılar. Libya ikiye bölündü. Lübnan’ın hali ortada. Sudan ikiye bölündü. Somali’nin hali perişan. Yani bütün ülkelerde yaptıklarını, bir tek İran’da yapamamışlardı. Bu da son halkası.
Durup dururken şimdi ‘Sen halkına kötü muamele yapıyorsun, ben de senin tepene binerim’ denilmesi tabii inandırıcı değil. Ondan sonra ‘Sende nükleer silah, nükleer çalışmalar var’ deniliyor. O konuda istenen tavizlerin verilmesi yetmez. Füzeleri kontrol edecekleri bahanesini söylüyorlar. Ayrıca eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da, aynı tarihlerde ‘Biz 22 ülkenin yönetimini değiştireceğiz’ demişti. Benim gördüğüm, bu daha önceki bir genel projenin sonucudur. Amerika’nın yıllar önce planladığı bölgenin tamamına yönelik bir operasyon.”
İRAN’DA NE OLABİLİR?
İran’da rejimi değiştirmek ya da kendilerine yakın bir yönetim kurulmasını sağlamak., ABD’li petrol şirketlerine İran petrollerini arama, çıkartma, işletme hakkı sağlamak olduğunu anlatan Onur Öymen, şunları anlattı:
“Bunları yapabilirler mi, buraya kadar gidebilirler mi, yoksa yeni dini liderle bir mutabakat mı aranır onu şimdiden söylemek zor. Ama ‘Nihai hedefleri ne?’ diye sorulursa İran’da, ABD’ye yakın, bugünkü rejimden farklı bir rejimin işbaşına getirilmesidir.”
TÜRKİYE’NİN POLİTİKASI
Deneyimli diplomat ve siyasetçi Onur Öymen, İran ile Irak savaşı sırasında, iki ülkenin de Türkiye’yi yanına çekmeye çalıştığını belirtti ve Siyaset Planlama Başkanlığı dönemi ile ilgili anısını şöyle aktardı:
“Biz tam tarafsızlık politikası izledik. Savaşın bitmesi için, ateşkes yapılması için çaba gösterdik. Müsteşarımız Nüzhet Kandemir ile Tahran ve Bağdat’a gittik; liderleriyle konuştuk. Sonunda İran da, Irak’ta menfaatlerininkorunmasını Türkiye’den istedi. Bu uluslararası diplomasi örneği hemen hemen hiç görülmeyen bir durumdu.”
Türkiye, bu savaşın içinde taraf olmak istemiyor. Büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Bölge ülkeleri arasındaki çatışmalarda, ihtilaflarda taraf olmayın” sözü hatırlanıyor. Türkiye’nin bugün izlediği politika da bu...