İran konusunda Amerika’nın kaybedeceğine inananlardanım… çünkü

Abone Ol

Dünya siyaseti çoğu zaman tankların, uçakların ve füze sistemlerinin gücüyle ölçülür. Ancak tarih bize defalarca şunu göstermiştir: Savaşları yalnızca silahlar değil, toplumların direnci, coğrafyanın sertliği ve ideolojilerin gücü belirler. İran meselesine baktığımda da aynı gerçeği görüyorum. Bu yüzden İran konusunda Amerika’nın kaybedeceğine inananlardanım.

Öncelikle İran sıradan bir ülke değildir. Yaklaşık doksan milyonluk nüfusu, köklü devlet geleneği ve güçlü milliyetçilik duygusu olan bir toplumdan söz ediyoruz. İran’da rejimi sevmeyen milyonlarca insan olabilir; fakat ülke dışarıdan bir saldırı ile karşılaştığında bu insanlar bile aynı bayrağın etrafında birleşebilir. Tarih boyunca birçok ülke dış müdahale karşısında iç sorunlarını bir kenara bırakmıştır.

İkinci olarak İran’ın coğrafyası, savaşmayı düşünen her güç için ciddi bir kabustur. Dağlık yapı, geniş alanlar ve zor ulaşım hatları klasik askeri üstünlüğü büyük ölçüde etkisiz hale getirebilir. Modern ordular hızlı ve kısa operasyonlar için tasarlanmıştır. Oysa İran gibi ülkelerde savaşın doğası farklıdır; uzun, yıpratıcı ve maliyetli olur.

Üçüncü mesele ise bölgesel dengelerdir. İran yalnız değildir. Ortadoğu’da yıllardır kurduğu siyasi ve askeri ağlar bulunmaktadır. Bu ağlar sadece İran topraklarında değil, bölgenin farklı noktalarında etkili olabilir. Böyle bir senaryoda savaş yalnızca iki ülke arasında kalmaz; bölgesel bir yangına dönüşme riski taşır.

Bir başka gerçek ise savaşın ekonomik maliyetidir. Amerika dünyanın en güçlü ordusuna sahip olabilir; fakat modern savaşların maliyeti trilyon dolarlarla ölçülür. Uzayan bir çatışma, Amerikan kamuoyunda da ciddi tartışmalar yaratabilir. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde kamuoyu baskısı savaşın kaderini değiştirebilir.

Tarihe baktığımızda büyük güçlerin her zaman kazanmadığını görürüz. Vietnam’da, Afganistan’da ve Irak’ta askeri üstünlük tek başına kesin zafer getirmedi. Çünkü savaş sadece cephede değil, toplumların zihninde ve iradesinde kazanılır.

Bu yüzden İran konusunda Amerika’nın kaybedeceğine inananlardanım. Bu, İran’ın mutlak bir zafer kazanacağı anlamına gelmez. Ama böyle bir savaşın kazananı olmayacağı, kaybedeninin ise sadece iki ülke değil, tüm bölge olacağı açıktır.

Belki de asıl soru şudur: 21. yüzyılda dünya gerçekten böyle bir savaşı kaldırabilir mi?

Çünkü bazen en büyük zafer, savaşı hiç başlatmamaktır.