İngiltere, 20. yüzyılın başlarında Fransa ile birlikte Ortadoğu'yu Sykes-Picot gibi anlaşmalarla bölerek bugünkü sınırların çoğunu çizmiş, bölgedeki petrol kaynakları ve Süveyş Kanalı gibi stratejik noktalar üzerinde derin bir jeopolitik, askeri ve ekonomik etki bırakan İngiltere, İsrail'in kuruluşu, sınır uyuşmazlıkları ve Körfez'deki askeri varlığı ile bölgedeki kaotik mirasın başlıca sorumlusu olmasına rağmen, ABD ve İsrail ittifakının İran'a saldırına neden sesiz kalıyor ?
Ortadoğu Siyasi Sınırları çizen İngiltere, Irak, Ürdün ve Filistin gibi manda yönetimleri kurarak bölgenin modern siyasi haritasını oluşturmuştu.
İsrail-Filistin Sorunu: Balfour Deklarasyonu (1917) ile Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulmasına destek vererek, günümüze kadar süren İsrail-Filistin çatışmasının temelini atmıştı.
Stratejik Petrol ve Su Yolları: Petrol sahalarını kontrol etme ve Hindistan'a giden deniz yollarını (Süveyş Kanalı) güvence altına almak uğruna, bölge devletlerinin i işlerine müdahaleyi kendinde hak görmüştü.
Bölgedeki etkisi azalmış olsa da, günümüzde Körfez ülkeleriyle askeri üsler (Katar, Umman) ve yoğun savunma sanayi işbirlikleri (BAE, Suudi Arabistan) ile varlığını bu güne kadar sürdürdü.
ABD ve İsrail'in Ortadoğunun tek sahibi olma hayaliyle bölgede kalan son kale İran'a saldıralarına İngiltere'nin sesiz kalmasını anlamaya çalışırken aklıma Türklerin İt İti ısırmaz Ata sözü geldi ne hikmetse.
Hayvan severleri gazabına uğramamak için bu Ata sözünün neyi ifade ettiğini de açıklayayım.
"İt iti ısırmaz" atasözü, çıkarları bir olan, aynı kötü niyetli düşünceleri paylaşan kişilerin birbirlerine zarar vermeyeceğini, aralarında çatışma çıksa bile birbirlerini koruyacaklarını ifade eder.