Onkoloji dünyasında bir ilk yaşanıyor. Dünya genelinde en agresif ve ölümcül kanser türlerinden biri olarak kabul edilen pankreas kanseri üzerinde yürütülen klinik araştırmalar, hastaların yaşam süresini iki katına çıkaran bir ilacın başarısını ortaya koydu. ABD merkezli Revolution Medicines şirketinin geliştirdiği "daraxonrasib" adlı deneysel hap, ileri evre hastalarda standart kemoterapiye kıyasla ölüm riskini yüzde 60 oranında azaltmayı başardı.
Chicago’da düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği ASCO 2026 Kongresi’nde sunulan 500 kişilik klinik deneme sonuçlarına göre, daraxonrasib günde tek doz olarak alınıyor ve özellikle kemoterapi sonrası progresyon gösteren hastalar üzerinde test edildi. Arizona Üniversitesi Kanser Merkezi ve ASCO Pankreas Kanseri Komitesi Kıdemli Uzmanı Dr. Rachna Shroff, elde edilen sonuçları değerlendirirken, "Bugüne kadar kemoterapiye dirençli hastalarda böyle bir hayatta kalma süresi uzaması ve ölüm riskinde düşüş gözlemlenmemişti. Bu ilaç modern onkolojinin aradığı kriterleri eksiksiz karşılıyor" dedi.
Araştırma verilerine göre, tanı konduktan sonra kemoterapi gören hastalarda ölüm öncesi ortalama yaşam süresi 6,7 ayken, daraxonrasib kullanan hastalarda bu süre 13,2 aya yükseldi. Tümör kontrolü konusunda da çarpıcı sonuçlar elde edildi. Kemoterapi alan hastalarda tümör büyümesi ortalama 3,5 ayda sınırlı kalırken, yeni hapla tümörler G12 mutasyonlu hastalarda 7,3 ay boyunca büyümeden durdu. Genel popülasyonda ise tümör küçülmesi daraxonrasib alanlarda yüzde 31,6, kemoterapide ise yalnızca yüzde 11,2 olarak kaydedildi.
İlacın etki mekanizması RAS(ON) inhibitörleri teknolojisine dayanıyor. Bu molekül, kanser hücrelerinin büyümesini tetikleyen sinsi RAS gen varyantlarını hedef alıyor. Özellikle pankreas tümörlerinde sık görülen G12 mutasyonları üzerinde etkinliği kanıtlanmış durumda. Harvard Üniversitesi Dana-Farber Kanser Enstitüsü Baş Araştırmacısı Dr. Brian Wolpin, "Bu buluş, pankreas kanseri tedavi protokollerine bakış açısını kökten değiştirecek" ifadelerini kullandı.
Yan etki profili de hastalar açısından umut verici. Kemoterapi gören hastaların yüzde 11,2’si yan etkiler nedeniyle tedaviyi bırakırken, daraxonrasib alan hastalarda bu oran yalnızca yüzde 1,2 oldu. İlacın en sık görülen yan etkileri cilt döküntüleri, ağız yaraları ve ishal olmakla birlikte, bunlar antibiyotik ve topikal steroidlerle kontrol altına alınabiliyor.
Tedaviye başlayan hastaların yaşam kalitesinde de hızlı iyileşme gözlendi. MD Anderson Kanser Merkezi Baş Araştırmacısı Dr. Shubham Pant, "Hastalar ilk aydan itibaren ağır ağrı kesici kullanımına bağımlı kalmadan sosyal hayatlarına dönebildi" dedi.
FDA, 1 Mayıs itibarıyla daraxonrasib için genişletilmiş erişim programı onayı verdi ve hızlı inceleme takvimini başlattı. Klinik veriler, pankreas kanseri ile mücadelede yeni bir umut ışığı olarak değerlendiriliyor.