Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan ve 1385 yılına tarihlenen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada yansıtan yapılar arasında gösteriliyor. Bugün Çamlık Parkı olarak bilinen tepe noktasında bulunan türbe, geçirdiği yıkım ve restorasyon süreçlerinin ardından ayakta kalmayı sürdürürken, taşıdığı tarihî katmanlarla da dikkat çekiyor.
Mimarisinde iki dönemin izleri bulunuyor
Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirterek, yapının Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerle benzerlik gösterdiğini, aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait yapılarla da ortak özellikler taşıdığını söyledi. Kankal, bu yönüyle türbenin hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir örneklerden biri olduğunu ifade etti.
Yapının geçmişi 1385 yılına uzanıyor
Dr. Kankal, türbenin tarihine ilişkin somut verilerin bulunduğunu belirterek, 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’de yaptığı incelemeler ve ardından kaleme aldığı çalışma sayesinde yapının kime ait olduğunun ortaya konulduğunu aktardı. Hicri 787 tarihli kitabenin miladi 1385 yılına denk geldiğini belirten Kankal, bu veriler doğrultusunda türbenin Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunun anlaşıldığını kaydetti.
Malkoçoğulları akıncı geleneğinin parçasıydı
Malkoçoğulları’nın Osmanlı’nın özellikle Balkanlar’daki fetihlerinde rol oynayan önemli akıncı ailelerinden biri olduğu belirtilirken, türbede yatan Mehmet Bey’in de bu geleneğin bir parçası olduğu ifade edildi. Türbenin bu yönüyle yalnızca mimari değil, Osmanlı askerî tarihi açısından da ayrı bir önem taşıdığı değerlendiriliyor.
1940’larda harabeye döndü, restorasyonlarla ayağa kaldırıldı
Türbenin 1920’li yıllarda ayakta olduğu, ancak 1940’lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığı belirtildi. O döneme ait fotoğraflarda yapının yalnızca tek bir sütununun ayakta kaldığının görüldüğünü aktaran Dr. Kankal, kubbe dâhil diğer tüm bölümlerin çöktüğünü, kitabenin ise kaybolduktan sonra bir okulun deposuna kaldırıldığının tespit edildiğini söyledi. Yapının yeniden ayağa kaldırılması için 1948’de restitüsyon çalışmaları yapıldığı, 1960’lı yıllarda kapsamlı restorasyon sürecinin başlatıldığı ve sonraki yıllarda ek onarımlarla bugünkü görünümüne kavuştuğu bildirildi.
İsimdeki yanlış kullanım dikkat çekiyor
Bölgeyle ilgili halk arasında yaygın olan bir isimlendirme yanlışına da değinen Dr. Kankal, “Kırgızlar Mezarlığı” olarak bilinen alanın aslında “Kırk Kızlar Mezarlığı” olduğunu söyledi. Zaman içinde telaffuzun değişmesiyle bu ismin farklı şekilde kullanılmaya başlandığını belirten Kankal, benzer örneklere Anadolu’nun farklı bölgelerinde de rastlandığını ifade etti.
Yapıda Bizans izleri de yer alıyor
Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşların kullanıldığı da belirtildi. Dr. Kankal, sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemelerin görüldüğünü, ayrıca tuğla dizimlerinde Bizans dönemine özgü almaşık tekniğin dikkat çektiğini söyledi. Bu durumun, bölgede daha önce var olan yapılardan alınan malzemelerin türbenin inşasında kullanıldığını ortaya koyduğu ifade edildi.




