Siyasi Deprem : Murat Kurum & Lütfü Savaş

6 Şubat 2023… Maraş, Hatay, Antep, Urfa, Adıyaman, Adana, Diyarbakır, Malatya, Kilis, Osmaniye…

Deprem… 50 bin’den fazla ölüm… Yerinden yurdundan olan yüz binler, belki milyonlar…

Bütün bunlar yaşanırken nefeslerimiz kesildi. Günlerce yemek yerken utandık. Tebessüm edecek olsak kendimize kızdık. Kimileri ‘asrın felaketi’ derken, kimileri ‘yaşanan acılar asla unutulmayacak, sorumlular hesap verecek.’ dedi ama ne hesap soruldu ne de üstünde sorumluluk hisseden oldu. Aksine yine unutuldu hem de öyle bir unutuldu ki ‘Bu kadar da olmaz.’ demeye bile derman bulamaz olduk.

Bir kez daha ‘Bozuk düzende sağlam çark olamayacağını’ gördük.

Bir kez daha siyasetin ne denli kirlenen ve kirleten bir dünyası olduğuna tanık olduk.

6 Şubat depremi sonrası kimse istifa etmedi. Kimsenin istifası da istenmedi ama şöyle kendi kendimizi sorgulasak ve ‘istifa edecek birileri olsa acaba kimler olmalıydı?’ desek, sanırım en başta yer alacak isimlerden biri 10 Aralık 2018’de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın internet sitesindeki açıklamasıyla Bakan Murat Kurum olurdu.

Bakanlık sayfasından paylaşılan “İMAR BARIŞI’NDAN 8 MİLYON 900 BİN KİŞİ YARARLANDI” başlıklı haber içeriğinde, imar barışına başvuru beklentilerine ilişkin soruya Bakan Kurum’un cevabı :

"Bizim buradaki beklentimiz, 14 milyon vatandaşımızın imar barışından faydalanması. Şu ana kadar İmar Barışına başvuru sayısı 9 milyona yaklaştı, aralık sonuna kadar devam edecek, inşallah 10 milyon seviyelerine gelip aşacaktır diye düşünüyoruz." şeklindeydi.

Bakan Kurum, bununla da yetinmeyip sözü İmar Affı’ndan beklenen ‘paraya’ getirmişti :

‘Gelir olarak yaklaşık 7 milyar 511 milyon lira gelir söz konusu.’

 

Evleri başlarına yıkılan, annesini, babasını, çocuklarını kaybeden insanlara sorsak, acaba bu paraların onlar için bir önemi olabilir mi?

Peki ‘İmar Barışı’ olarak ismen sevimli hale getirilmek istenen ‘İmar Affı’ nedir?

İmar Affı, mevcut düzenlemelere uymadan inşa edilmiş taşınmazlara, yasal olduklarına dair izin verilmesidir. Peki ne için? Temel sebep kimi dönemlerde seçim kazanma uğruna daha fazla oy alma, kimi dönemlerde de bu aflarla gelecek parayı kazanma arzusu olarak ortaya çıkmıştır. Kuralların dışına çıkarak inşaat yapan, evini uygunsuz şekilde genişleten, zemini uygun olmayan yerlere haddinden fazla kat çıkan insanlara, ücreti mukabilinde örtülü seçim imtiyazları tanınmıştır.

 

Normal şartlarda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu tip usülsüz uygulamalara direkt karşı çıkması ümit edilir, ümit edilmelidir çünkü olması gereken budur; ama olmaz.

Peki ne olur? İmar Affı’nın ballandırılarak anlatıldığı dönemlerin hemen ardından bir felaket gelir ve yer gök birbirine girer. Göz yaşlarımız sel olur akar ama kimseye fayda sağlamaz.

 

Devamında ne olur? O felaketin hemen bir yıl sonrasında her şey unutulur ve Murat Kurum ülkenin en büyük şehrine, Belediye Başkan Adayı olarak açıklanır.

Peki bununla biter mi? Tabii ki bitmez. Muhalefetin başında yer alan parti, iktidar partisine özenir ve “Ben senden aşağı kalamam, verdiğim tüm sözleri unutur ve şehri başına yıkılmış insanların uzun yıllardır belediyeciliğini yapmış Lütfü Savaş’ı yeniden Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yaparım.”der.

 

Özetle, yaşanan felaketler sonrası istifa etmesi beklenen kim varsa bırakın istifa etmeyi ya da görevden el çektirilmeyi, aksine felaketin hemen bir yıl ardından ödüllendirilir.

 

Siyaset kirlidir dostlar… ‘Dün dündür bugün bugündür.’ söylemlerini aramıza sokarak halkı siyasetin böyle bir kurum olduğunu inandırmaya, bu çarpık ilişkileri normalleştirmeye çalışan yapılar da insanlar da kirlidir. Dün farklı söylemlerle meydanları inletirken bugün makam mevki uğruna saf değiştiren düşünce dünyaları da kirlidir. Ülkenin yetişmiş başka gençleri yokmuş gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni sadece parası olanların girebildiği bir yer hâline getirenler, milletvekilliklerini ‘babadan oğula geçen’ bir düzen olarak sunanlar kirlidir. Milletin vekili olarak milletten haberi olmadan doğup büyümüş elitlerin, müteahhitlerin, medya patronlarının, holding sahiplerinin, aşiret liderlerinin seçildiği düzen kirlidir.

 

İktidarı da bir muhalefeti de… Eleştireni de bir eleştirileni de…

Lütfü Savaş, Hatay meydanlarına çıkıp yok olmuş şehrinin sokakta kalmış insanlarına ne anlatacak? Ya da Murat Kurum, mecburiyetten yerini yurdunu terkedip İstanbul’a gelmiş ve ailesinin, eşinin, dostunun yanına sığınmış depremzedelere hangi vaatleri verecek?

Sanki büyük bir tiyatro sahnesi kurulmuş ve halk olarak bizler, seyirci dahi olamıyoruz.

 

Peki dostlar, suç kimde?

Siyasi Deprem : Murat Kurum & Lütfü Savaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ersin Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgün Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgün Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Özgün Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgün Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

01

Melih - Tüm cümlelerine imza atılacak bir yazı, kalemine sağlık güzel insan, memlekete senin gibi yöneticiler gelse keşke...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 12 Ocak 21:07


Anket İzmit’te kimi başkan görmek istersiniz?
Tüm anketler

Kocaeli haber