Türkçede gözlenen değişim

Dili bir iletişim aracı olarak tanımlarız. Unutmamak gerekir ki, dil, aynı zamanda, çatışma sebebi, bir anlaşmazlık aracıdır. İletişim, kaynak ve alıcı arasında sembollere dayalı olarak gerçekleşen zihinsel bir alışveriştir. Bu alışverişin sağlıklı yürümesi, kaynak ve alıcının birbirlerine ilettikleri iletinin açık, anlaşılır ve engelsiz bir biçimde ulaştırılmasına bağlıdır. Çeşitli nedenlerle taraflar, vermek istedikleri mesajları ambalajlama yolunu seçebilirler. Bu durum, tarafların içinde bulundukları durumun özelliğine bağlı olarak (edebiyat, diplomasi, siyaset, gizli görev, hukuki sonuç doğuracağı düşünülen durumlar, üçüncü taraflarca bilinmesi istenmeyen konular vs.) çoğu zaman olması gereken ve kabul edilebilir bir davranıştır. Ancak günlük ilişkilerde kullanılan dilin ambalajlanması, anlamayı beklemeye alan, zorlaştıran, beyne fazladan yük getiren, iletişimin akıcılığını engelleyen bir etkendir.

Bir dilin dilbilgisi kuralları (gramer) bugünden yarına oluşmaz ve bugünden yarına değişmez. Değişimde, ulusal yapıdaki değişim ve dönüşüm, uluslararası bilimsel ve kültürel etkileşim baş etkenler olurken, dilde moda ve saygın görülen dile ve dillerdeki kullanımlara eğilim ikincil etkenlerdir. İkincil etkenler başlangıçta, belli bir sınıfa veya zümreye hitap ederken, zaman içerisinde basın ve yayın alanına kaymasıyla dilde yer etmeye başlar. Bu tür dil kullanımı sözcük boyutunda kaldığı sürece ( … transformasyonu gerçekleştirdik; … primitif halklar gibi), yabancılığı hemen fark edilir. Dilin yapısına zarar vermez. Bu durumda bile, anadilde karşılı varken, saygın(!) dile özenti anadile haksızlıktır. Benzer dil kullanımlarının toplumda saygınlığı olan makam ve mevki sahibi kimselerce tercih edilmesi ve toplumun belli kesimlerinin bunu taklit etmesi, dilde moda eğilimidir. Dil dışı moda, zamana göre değişim gösterse de, dildeki modanın yazılı basına yansıması halinde, kaynak teşkil etmek ve yerleşmek gibi bir huyu vardır.  Bunun yanında dilin yapısında (gramer) değişmeye yol açacak ekler ve yapılar dile zarar veren dil kullanımlarıdır. Konuya Türkçe açısından yaklaştığımızda, eklemlenen ve var olan yapıyı (… için; … mEk için, …diye ) gölgelemeye çalışan dil kullanımlarına “…noktasında” ve “… adına”  sözcüklerini örnek gösterilebiliriz. Eklerle ilgili olarak da,  -El; -(s)Al  örnek verilebilir. Buradaki “s” kaynaştırma işlevi görmektedir. Bu kullanımı Türkçedeki isimden isim yapan” –sEl” ile karıştırmamak gerekir.  Yabancı bir dilde isimden sıfat yapma eki olarak kullanılan …el, (İng.: society-social- cultur-cultural) eki yabancı dilden Türkçeye geçen sözcüklerde doğal görülürken, Türkçe sözcüklere eklenmesi (düşün(s)el, gelişim(s)el, yazın(s)al vb.),  Türk dilbilimcilerin, üzerinde durması gereken bir konudur. Dildeki her değişme doğal seyri içerisinde ilerler. Toplumun kabul ettiği sözcük ve yapılar kullanılırken, toplumca benimsenmeye kullanım dışı kalır. –Sel-sal eklerinin de Türk toplumunca yadırganmadığı, kullanım sıklığından anlaşılmaktadır. Ayrıca, dilin sadeliğini ve akıcılığını bozan, anlamaya yük getiren, anlamayı beklemeye alan “ dilde ambalajlama” eğilimi (“… seçim sonuçları ilanına gidilecektir.” gibi ), son zamanlarda Türkçede sıkça görülen  dil kullanımıdır.

Son birkaç yıldır Türkçeye yeni dilbilgisi kurallarının(!) yerleştirilmeye çalışıldığı ve anlamaya yük getiren ifadelerin çoğaldığını görülmektedir. Bir dilbilimci ve eğitimci olarak, bu durumun, anadili eğitimine ve yabancı dil olarak Türkçenin öğretimine olumsuz yansımaları olacağı kanısındayım.

Bu yazımda, ana akım televizyon kanallarında Türkçenin dilbilgisine, yapısına olumsuz yönde etki edecek dil kullanımlarını saptayarak çözümlemeye çalıştım. Özellikle amaç ve sebep bildiren ifadelerdeki değişim ve anlamaya yük getiren ambalajlanmış dil kullanımları dikkat çekicidir.

Ana akım televizyon kanallarında kullanılan dil, halkı etkileme gücü bakımından önemlidir ve kaynak teşkil etmektedir. Şimdi, farklı zamanlarda, rastgele derlediğim dil kullanım örneklerini sizlerle paylaşacağım.

 

… noktasında:

 

-“… Aday olması noktasında bir açıklama yaptı.” ( Kaynak: Haber Türk, 03.03.2023. Saat:08:03)

Neden “aday olacağını açıkladı” denmiyor?  Bunun yanında, tek bir sözcükle (açıklamak) ifade etmek varken, neden sözcük israfı (açıklama yapmak) yapılmaktadır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde bu bir sorundur. Öğrenciler, bu örnekten yola çıkarak, “okuma” yerine okuma yapmak; “yazma” yerine “yazma yapmak gibi genellemeye gidebilirler. Aynı sorun anadil öğrenicisi için de geçerlidir.

-“Politikadan kaçışı engellemek noktasında bazı girişimlerde bulunuluyor.” (Kaynak: TV 24, 29.03.2023. Saat:09:17.)

Neden, “… engellemek için” denmiyor?

Türkçenin en işlevsel kullanımlarından olan: Niçin? sorusuna cevap, “için” ile oluşturulan yapılardır. “Noktasında” kullanımı nerden çıktı? Aynı akıcılığı; aynı anlaşılırlığı veriyor mu?... Ne dersiniz?..

-“ … Hangi derde deva olacağı noktasında şüpheler var.” (Kaynak: Vakit, 16.03.2023. Saat:10:10.)

Neden, “ … hangi derde deva olacağı şüpheli” veya “… hangi derde deva olacağı belli değil” gibi ifadeler kullanmak yerine “noktasında” sözcüğü kullanılmaktadır?

-“… oy kullanabilmeleri noktasında gerekli yardımları yapıyoruz.” (Kaynak: CNN, 20.03.2023. Saat:08:09.)

Neden, “… oy kullanabilmeleri için gerekli yardımları yapıyoruz.” denmiyor?

-“ … Cumhurbaşkanı yardımcılığı noktasında ikna edilebilir mi, görülecek.”( Kaynak: TV 24, 29.03.2023. Saat09:24.)

Neden, “noktasında” yerine “için” kullanılmıyor?

-“ … Savunma sanayiini geliştirme noktasında yatırımın eşiğindeyiz.” (Kaynak: Haber Türk, 07.04.2023. Saat:03.09.)

Neden, “geliştirmede” veya benzeri ifadeler kullanmak yerine noktasında kullanılmaktadır?

-“… ithal edemez noktada kaldık. (Kaynak: Haber Türk, 07.04.2023. Saat:04.04.)

Neden, “duruma geldik” denmiyor?

-“… daha iyisini yapma noktasında rekabet önemlidir.” (Kaynak: Haber Türk, 07.04.2023. Saat:04.11.)

Neden, “yapmak için” denmiyor?

 

 

 

 

… adına:

 

-“… gelen yardımın Suriye’ye ulaştırılması adına gerekli desteği veriyoruz.” (Kaynak: CNN. 09.02. 2023. Saat: 09:16.)

Bu cümle, neden “ulaştırılması için” denmiyor? “Adına” sözcüğü bir maksat, amaç bildiren sözcük değildir; bir eylemi bir kimsenin yerine yapmak demektir. Burada ifade edilen “destek,” kimin yerine (adına) yapılmaktadır? Bu kullanımda, sizce de bir sorun yok mu?

-“ … Bu konunun netleştirilmesi adına bir temas sağlandı.” (Kaynak: ATV, 25.03.2023. Saat: 09:25.)

Neden, “… konunun netleştirilmesi için” denmiyor?

-“ … Herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması adına da gerekli tedbirler alınmalı.” (Kaynak: CNN, 28.03.2023. Saat: 07:40.

Neden, “ … yaşanmaması için” denmiyor?

-“… Hayatın devam etmesi adına çelik dükkânlar yapılıyor.”

-“ … sosyal hayatın devam etmesi adına…” (Kaynak: CNN, 01.04.2023. Saat:17:30.)

Neden, “devam etmesi için” denmiyor?

-“… seçim sürecine zarar vermemek adına bu görevimden ayrılıyorum.” (Kaynak: TRT, 16.05.2023. Saat:06:26.)

Neden, “zarar vermemek için” denmiyor?

 

Ambalajlama:

 

-“… ifade ettiği ortaya konuldu. (Kaynak: Haber Türk, 03.03.2023. Saat: 08:05)

Neden, “ifade ettiği saptandı” veya “ortaya çıktı” denmiyor? (Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen kimseye bunu anlamada zorlanacaktır.)

-“ … Bir kişi görüyorum, çalışma gerçekleştiriyor.” (Kaynak: CNN, 04.02.2022. Saat:08:03.)

Neden, “Bir kişinin çalıştığını görüyorum” denmiyor.

-“… onun hatırlatmasını yapmak istiyoruz.” (Kaynak: FOX TV, 20.03.2023. Saat:08:34.)

Neden, tek fiil ile söylenebilecek bir durum iki fiile (hatırlatma yapmak) söylenir?“ … hatırlatmak istiyoruz” daha akıcı değil mi?

-“… seçim sonuçlarının ilanına gidilecektir.” (Kaynak: TRT, 16.05.2023. Saat:06:07.)

Neden, “seçim sonuçları ilan edilecektir” denmiyor?

-“ … genellikle böyle bir trend oluyor.” (Kaynak: Haber Türk, 20.03.2023. Saat:08:49.)

Neden, “trend” yerine “eğilim” kullanılmıyor?

 

Sık kullanılan “şans” sözcüğü:

 

-“… düşme şansı yok”  Yabancı dilden (Latince) dilimize geçen ve anlam ve söyleniş bakımından neredeyse Türkçeleşmiş olan bu sözcük, olumlu anlamda şans (talih, imkan, fırsat); olumsuz anlamda da şanssızlık (talihsizlik, imkansızlık, fırsat bulamama) olarak kullanılmaktadır. Örnekte görüldüğü gibi, olumsuz bir durumu ifade etmede “şans” sözcüğü doğru kullanılmamıştır. Bunun yerine, “ … düşme ihtimali (olasılığı) yok” denilmesi gerekir. Bu sözcüğün de sıklıkla doğru kullanılmadığına tanık oluyoruz.

Her ne kadar dil toplumsal, söz bireysel ise de, sözün, toplumun tamamına hitap edebilen, toplumu etkileme gücü olan ve kaynak teşkil eden, basın yayın organlarınca sıkça kullanılması toplumsal nitelik kazanmasına yol açar. Bu değişim, dile ifade zenginliği kattığı sürece olması gerekendir. Dili kısırlaştıran, karmaşıklaştıran, var olan işlevsel yapıların yerine hem anlam bakımından hem de işlev bakımından ne olduğu belli olmayan dil kullanımları, olağan mıdır?...  Örneklerle açıklamaya çalıştığım bu kullanımlar, Türkçenin akıcılığını, açık ve anlaşılırlığını, hatta dilin yapısını nasıl etkiliyor dersiniz?...

Sonuç olarak, Türkçenin sözdiziminde, dilbilgisinde ve anlambiliminde değişime yol açan, daha da çoğaltılabilecek bu kanıtlanabilir örneklerle, başta TDK olmak üzere ilgili kurum ve kişilerin ve okuyucuların dikkatini çekmek istedim.

Prof. Dr. Yusuf ŞAHİN

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgün Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgün Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Özgün Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgün Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit’te kimi başkan görmek istersiniz?
Tüm anketler

Kocaeli haber