Ruhun Aktörleri

Ruh beyindir, beyin ise duygular ve akıl. İstesek de istemesek de elimizdeki yaşamımızı yönlendiren aktörler. Bu yazının amacı, ruhsal yaşantı ile ilgili kavramsal bir çerçeve çizerek ruhsal alana psikiyatrik bir pencereden bakmaya ve sık görülen birkaç ruhsal rahatsızlıkla örneklemeye yöneliktir.

Parçalamak anlamayı kolaylaştırır ama bütünü görmeyi zorlaştırabilir. Duygularımız ve zihinsel işlevlerimiz ruhun iki ana parçasıdır:1) Üzüntü, sevinç, keder, haz, zevk, korku, öfke…2)hafıza, dikkat, akıl, zeka, bilinç… Tanımlanmış bütün ruhsal kavramlar sinirbilim açısından bir organ olan beynimizin karmaşık bir makine gibi çalışmasıyla oluşur. Tıpkı diğer organlarımızın çalışmasıyla ortaya çıkan durumlar gibi. Örneğin pankreasın çalışmasıyla kandaki şeker düzeyinin ayarlanması, karaciğerin çalışmasıyla kandaki zararlı ve yararlı kimyasal maddelerin düzenlenmesi gibi. Beynimiz de ruhsal yaşantıların düzenlenmesini sağlayan bir organdır. Düzenlemede (regülasyon) sorun varsa, rahatsızlıklar ya da hastalıklar oluşur. Ruhsal rahatsızlıklar beynimizin zihinsel ve duygusal işlevlerde düzenleyici çalışmalarında aksamalar (disregülasyon) sonucu ortaya çıkar.

Beynimizin duygusal işlevleriyle ilgili bazı kavramları ele almak bu yazı açısından uygun olacaktır. Duygudurum (mood) kişinin uzun vadede (günler ve aylar içersinde) yaşadığı ortalama duygulanımları anlatan bir kavramdır. Örneğin; birkaç gündür, 15 gündür, bir ya da birkaç aydır keyifsiz, isteksiz, karamsar yani genel olarak çökkün bir ruh halindeyseniz duygudurumunuz depresiftir. Değişken bir ruh halindeyseniz, gününüz gününüzü ya da saatiniz saatinizi tutmuyorsa duygudurumunuz değişken yani “labil”dir. Duygulanım (afekt) ise kişinin o anda dışarıdan gözlenen ruh halidir. Duygudurum ve duygulanım kavramları için çoğunlukla uygun olan bir benzetme o günkü hava olayı ve mevsim benzetmesiyle yapılır. Duygulanım o günkü hava durumu, duygudurum ise mevsimdir. Bu durumda yaşam boyu sürdürdüğümüz hayat da iklimdir diyebiliriz. Peki ya duygu (emotion) ? Duygulanımı oluşturan, kişinin yaşadığı ve farkında olduğu anlık parçalar; öfke, üzüntü, sevinç, haz, korku, kaygı…O günkü hava durumundaki sıcaklık, yağmur, kar, dolu, sis…Duygular duygulanımı, duygulanımlar duygudurumu oluşturur ve duygudurum ise hayatımızda kaçınılmaz olarak sahne alan en önemli aktördür. Ama hayat denen oyunu sergilemede iki ana aktör var gibidir; duygudurumu düzenleyici aktör (aktör 1) ve zihinsel işlevleri düzenleyici aktör (aktör 2). İkisinin bir ahenk içinde güzel bir oyun sergilemesi beklenir ve biri diğeriyle kaçınılmaz olarak etkileşim halindedir. Şimdi bu aktörlerin hayatımızda sergilediği oyunlara sık rastlanan psikiyatrik sorunlar açısından göz atalım.

DEPRESYON VE KAYGI BOZUKLUKLARI

Depresyon ve kaygı bozukluklarında sahnede sorun yaratan baş aktör, aktör 1’dir. Duygudurumu düzenleyen rolünü iyi oynayamadığından karamsarlık, çökkün ya da kötü hissetme, isteksiz olma, keyif alamama hakim olan duygudurum haline gelir. Günlük hayatın içersinde yaşadığımız canımızı sıkan olaylar ya da yaşantılar zannedildiği gibi kişiyi depresyona sokmaz, kişinin depresyon rahatsızlığı vardır, sorunlar olsa olsa şiddetinin biraz artmasına yol açar. Depresyon tekrarlayan ataklar halinde seyreden bir rahatsızlıktır. Aktör 1 gelgitli bir performans sergiler. Kısa süreli ataklar halinde giden depresyonda kişi depresyon yaşadığını daha zor anlar. En fazla yaşanan depresyon türleri de bu şekilde olmaktadır. Ataklar saatlik, günlük ya da çok daha uzun süreli olabilmektedir. Depresyonda zihinsel faaliyetler de olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Aktör 2, aktör 1’in performansından etkilenir. Unutkanlık ve dikkatini toplayamama en önemli depresyon belirtilerindendir. “Aşırı unutkanım, kafamı toplayamıyorum”, “karşımdaki ne diyor anlayamıyorum, kendimi veremiyorum”, “düşüncelerimi ifade edemiyorum, söz veriyorum unutuyorum, okuduğumu anlamıyorum” depreyon yaşayan bir kişinin en sık ifade ettiği cümlelerdir. “Çok dalgın oluyorum, hey aklın  nerde diye uyardıkları oluyor”, “evde mutfağa giriyorum, ya ne alacaktım ben diye düşünüp kalıyorum”, “sık sık bildiğim tanıdığım kişilerin isimlerini hatırlamakta zorlanıyorum”, “bir işi başlayıp sürdüremiyorum, birine başlayıp diğerine geçiyorum, sonra ilkini unutuyorum”, “sık sık eve gelince işteyken eksik iş yaptığım ya da yapmam gereken bir işi unuttuğum aklıma geliyor” gene en sık ifade edilen depresyon cümleleridir. Eğer aktör 1’in duygudurum düzenleyici rolü, kaygıların daha ön planda olduğu bir görünüm sergilenmesine yol açacak şekilde aksıyorsa, kaygı bozukluğunun öne çıktığı depresyon atakları yaşanır. Kaygı bozukluğunun ana görüntüsü, içinde bulunulan durumla açıklanamayan aşırı endişe halidir. Kişi kaygının abartılı olduğuna ilişkin mantıksal açıklamalarla ikna edilemez.

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE ÖZGÜL ÖĞRENME BOZUKLUKLARI

Okul öncesi dönemden itibaren hareketlilik, dikkatini belli bir konuya odaklayıp sürdürememe, dikkatin dış uyaranlarla çabuk dağılması, akademik performansın beklenenin altında olması gibi belirtilerle fark edilen dikkat eksikliğinde baş aktör, aktör 2 gibidir. Aktör 2, aktör 1’in sergilediği yetersiz sahne performansına benzer şekilde performans sergilerse dikkat eksikliği hiperaktif tip ortaya çıkar. Duygulanımda ani geçişler, duygudurumda değişkenlik ve ele avuca sığmayan bir hareketlilik, hem çocuğun davranışlarını olumsuz etkileyerek uyum sorunlarına yol açar hem de aileyi çaresizliğe sürükler. “Ödevler saatler sürüyor, çok yavaş yapıyor”, “istediği her şey anında olsun istiyor”, “ele avuca sığmıyor, televizyonun bilgisayarın karşısında saatlerce oturuyor, ama dersin başına geçinde beş dakikada bir kalkıyor”, “evde sorduğumda hepsini biliyor ama sınavda yanlış yapıyor”, “kıpır kıpır eli dursa ayağı durmuyor…” sık ifade edilen cümlelerdendir. Aktör 2’nin daha çekinik kaldığı durumda hiperaktif olmayan uyum ve davranış sorunlarının daha geri planda kaldığı, akademik başarının etkilendiği dikkat eksiklği görünümü öne çıkar.

Özgül Öğrenme Bozukluğu’nda da aktör 2’nin sergilediği oyunculukta yetersizlikler vardır. Çocuğun zekasıyla ilgili sorun olmadığı halde büyük-küçük, ince-kalın, üst-alt, önce-sonra gibi kavramları karıştırma, yönler, sesler, basit matematiksel işlemler, sesler, okuma ve yazmada belirgin bozukluklar gözlenir. Kelimeleri ters söyleme, kelimeleri bölme, hecelerin yerini değiştirme sesleri karıştırma sık ratlanır ( teşekkür yerine tekeşşür, mavi yerine vami, çok yerine koç, soba yerine sopa gibi). Her belirtinin aynı anda olması gerekmez. “Çok zeki ama hala okumayı sökemedi”, “harika okuyup yazıyor ama matematikte basit soruları bile çözemiyor”, “yazısını okumak imkansız, çok yaratıcı ama okuması yavaş harfleri karıştırıyor” en çok belirtilen yakınmalardandır. Hangi belirti öne çıkmışsa o belirtinin -kapsamıyla ilgili tanı konulur (disleksi-özgül okuma bozukluğu, disgrafi-özgül yazma bozukluğu, diskalkuli-özgül matematik öğrenme bozukluğu gibi). Özgül öğrenme bozukluğunda da büyük oranda dikkat eksikliği belirtileri vardır ve çoğunlukla eş tanı konulur.

Duygudurum biçimimiz yani ruhsal iklimimiz ve hafıza, dikkat gibi zihinsel fonksiyonlarımız doğduğumuzda genetik olarak dünya sahnesine gelir. Yani aktör 1 ve aktör 2 genetik olarak beynimize yerleşmiş bir şekilde dünyaya geliriz. Aktör 1 mizacımızı belirler, aktör 2 aklımızı. Çok da özgür değiliz ama oyunu ve aktörlerin rollerini bilmek, bizi en olası özgür konuma taşır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Kocabıyık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgün Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgün Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgün Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgün Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Özgün Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 324 32 40
Reklam bilgi