Herkes bir anlam arıyor

İyiliğin ve kötülüğün her zaman var olması gibi zorluk ve kolaylıkta hayatımızın bir parçası. Fakat içinden geçtiğimiz şu dönemde gözlemlediğim kadarıyla herkes yaşamı için bir anlam arayışında. Birçok kişi iş hayatının, geçim sıkıntısının vermiş olduğu yoğunluktan dolayı günün büyük kısmında bu düşünceden uzaklaşsa da ilk fırsatta bu derin düşüncenin esiri olmaktan kurtulamıyor. ‘Nereden geldim, nereye gidiyorum?’ Sorusu insanın içini kemiriyor. Zihinlerde dönen sert çatışmalar da ise elle tutulur bir sonuç ortaya konulamıyor.
‘Hiçbir şeyin tadı tuzu kalmadı’ lafını çok duyar oldum. Herkes yaşamından mutsuz. Bu mutsuzluğun temel sebebi ekonomik olarak görünse de gerçek neden bu değil. İnsanlar artık neden yaşadıklarını, ne yapmak istediklerini sorguluyor. Yapılan bir sohbette bile samimiyet bulunamıyor, uzaktaki akrabalar artık özlenemiyor. Çünkü artık her şeye kolayca ulaşabiliyoruz. Sevdiğimiz bir şarkının televizyonda, radyoda çıkması için saatlerce beklerdik, denk gelince de büyük bir mutluluk yaşardık, şimdi ise tek bir tuşla istediğimiz şarkıyı defalarca dinleyebiliyoruz. Uzaktaki akrabalarımızı, dostlarımızı eskiden özlemeye fırsatımız olurdu, onları merak ederdik. Artık uzakta olsalar bile sosyal medyadan ne yaptıklarını, ne yediklerini, paylaştıkları bir sözden, bir fotoğraftan ruhsal durumlarını dahi öğreniyoruz. Ben kesinlikle teknolojiye karşı biri değilim, bu imkanın nimetlerinden tabi ki faydalanmalıyız. Fakat artık toplum olarak bağımlısı olduğumuz bu teknolojik rahatlık bizi ruhsal olarak derin bir çöküntüye sürüklüyor.
Her şeye kolayca ulaşabildiğimiz için her şeyden daha hızlı bıkıyor ve yenisini istiyoruz. Elimizdeki bize yetmiyor. Kısacası tüketim canavarına dönüşüyoruz. Her şey hızlı olsun, ötekini geçsin, herkes beni görsün gibi sonu olmayan, insanı tüketen bir yaşam biçiminin ortasındayız. Tabii ki yaşadığımız bunca olumsuz ruh halini sadece teknolojiye bağlayamayız. Coğrafya olarak ölümün ve yetimliğin bol olduğu bir noktadayız. Birçok komşu ülkemizde yaşanan savaşlar, kargaşalar, vahşetler ruhsal durumumuzu mahvetti. O kadar çok ölüme, acıya doyduk ki artık hissizleşmeye başladık. Acı eşiğimiz gelişti.
Bu yaşam biçiminden bunalan bazı insanlar köylere, kırsallara yerleşmenin hayalini kuruyor, kimi zamanda bu hayalini gerçekleştirebilenleri duyuyor ve görüyoruz. Ancak çoğu kişi için bu hedefini hayalden öteye geçemiyor. Bunun altında yatan temel sebep ise konfor düşkünlüğü oluyor. Kabul edelim 20 yıl öncesine göre yaşam konforumuz daha yüksek. Artık daha iyi arabalara biniyor, daha iyi evlerde oturuyor, daha büyük televizyonlara bakıyor, daha rahat koltuklarda oturuyoruz. Bunlarda yetmiyor yeni nesil gelişimleri takip ediyor, onları elde etmenin hesaplarını yapıyoruz. İşte bu konfor ve tüketim hevesi bizi ruhsal olarak bitiriyor.
Ulaşamadığımız yeniliklere öyle üzülüyoruz ki ölüm acısını bile unutuyoruz. Bu koşuşun sonunu çoğu zaman unutuyoruz. Artık neden yaşadığımızı, niçin mücadele ettiğimizi toplum olarak o kadar çok sorgular olduk ki bu durum bizi bir çıkış noktası aramaya yönlendirdi. Artık herkes yeni bir yaşam düzenin, yeni kuralların olmasını istiyor. Anlamsız ölümlerin olmadığı, sevgi dilinin hakim olduğu bir dünya hali herkesin kafasının bir köşesinde.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özgür Kaplan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgün Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgün Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgün Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgün Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Özgün Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 324 32 40
Reklam bilgi