Liberal Yalanların Koynunda Sanat

Kökeninde acı kavramının yer aldığı sanat, hayatın gerçekliklerinin karşısında çoğu zaman bir başkaldırı olmuştur. Kah toplumsal bir mücadelenin ortasında kah bireyciliğin kırbacında yaşamak zorunda kalmıştır. Fakat bu noktada önemli bir sorunsal baş gösterir. Sanatçı veya sanat ile toplum arasındaki iletişim nasıl olmalıdır, sorusu bu önemli sorunsalın ana sorusudur. Toplum, sanatçıyı çoğu zaman naif bir tahta oturtur. Bu oturtmanın en belirgin tepkisi, “Ünlü olunca bizi tanımazsın!” cümlesi olmuştur. Sanat icracılarını bu soru ile öteleyen ve zirve bir noktaya sabitleyen toplum, sanatçı bunu sahiden ya da mecburen yaptığında onu suçlayan kesimle aynı konumda yer alır. Yani işin özü, onu kendinden uzaklaştırıp en uzak köşeye sabitleyen herkesten önce kendisidir. İkincisi sanatçının sürekli olarak naif, küfür etmez, uyumlu ve sakin olması gerekiyormuş gibi bir algı yaratırlar. Oysa sanatçı, her şeyden önce uyumsuz olduğu için sanat yapmaktadır zaten. Küfretmek, belli bir heyecan taşımak hak edene hak ettiği cevabı vermek onun adaletli duruşunun bir parçasıdır. Onu sürekli olarak naif bir koltuğa hapsetmek ve kendi hapsettiği değersizliklerin yargılarına göre yargılamak, toplumun kendisi çalıp kendisi oynamasından başka bir şey değildir. Sanatçı, yeri geldiğinde (hak edildiğinde) Can Yücel gibi küfür de edebilir, uyumsuz da olabilir (ki sanatçıyı sanatçı yapan uyumsuzluğudur) heyecanda taşıyabilir. Üçüncüsü, adalet duygusu gelişmiş bir sanatçı, Hz. Ali’nin dediği gibi adaletin eşit davranmak değil, hak edene hak ettiğini teslim etmek olduğunu çok iyi bilir. Dolaysıyla, bir sanatçının kaba hareketlerde bulunması onun kaba bir insan olduğunu göstermez, aksine karşısındaki bireyin davranışlarına ayna tuttuğunu gösterir. Sanatçı kibar olacak diye bir kaide yok. Önemli olan ve eleştirilmesi gereken durum, onun nerede naif nerede kaba olacağını bilmemesi durumu olmalıdır.

Sanatçı ve toplum arasındaki iletişim, yukarıda belirttiğim gibi çoğu zaman toplumun kendi oluşturduğu tanrısallık penceresinden baktığı bir çift gözden ibarettir. Aslında hapsedildiği naiflikten çoğu zaman sanatçının bizzat kendisinin de haberi yoktur. Toplum kendi çalıp kendi oynamaktadır aslında. Onlara bunu hatırlatmak için kaleme aldığım bu yazıda asıl vurgulamak istediğim nokta, liberalizmin aşırı bireyci yaklaşımının insanları kutuplaştırıcı tutumu, bu tip çarpık beklentileri ortaya çıkartır. Sanatçı, kibar olmak zorunda değildir. Sanatçı, uyumlu hiç değildir. Sanatçı, bazen Neyzen Tevfik olur küfür de eder, bazen bir Sunay Akın olur, heyecanını doruklarda yaşar. Kısacası, liberalizmin aşırı propagandist, tek taraflı, naif birey hedefli bu yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Yalnızca sanatçı değil her şeyden önce insan, mücadeleci, haksızlığa karşı isyankar, hak edene küfürbaz, heyecan dolu ve uyumsuz olmalıdır. Onu insan yapan temel değerler bunlar iken, bunları olumsuz birer tutummuş gibi yansıtmak ancak liberalizmin oyunu olabilir. Bu oyuna kanmamalı.

[email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Volkan Altınbaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgün Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgün Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgün Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgün Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Özgün Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 324 32 40
Reklam bilgi