Savaş ve Küçük Barış

Seneler evvel okuduğum bir çocuk kitabıydı. İçeriğinden çok kitabın ismi aklımda kaldı ve ne zaman bir savaş ortamı doğsa, o kitap gelip gözlerimin önüne dikildi. Bütün savaşlar karşısında kendimi o Küçük Barış gibi hissettim. Bütün savaşlar karşısında, barışın ne kadar çaresiz ve küçük kaldığını düşünüp durdum. Sonra dedim ki: “Kendimizi kandırıyoruz, aslında biz savaş seviyoruz.”

Cezayir, Vietnam, Afganistan, Körfez, Hırvatistan, Bosna, Kosova, Irak, Suriye, Ukrayna ve yakın döneme damga vuran ama saymayı unuttuğumuz daha birçok savaş… Kimileri bağımsızlık mücadelesi kimileri de emperyal güçlerin menfaatleri doğrultusunda ‘açlık’ denemeleriydi. Bütün bu acıların yaşandığı zamanlarda oralardaki acıları gören, duyan, hisseden herkesin yüreği cız etti ama kimse cız eden yüreğine nasıl bir dünyada yaşamak istediğini sormadı ya da sordu ama kendini kandırmanın ötesine geçemedi; çünkü verilen cevaplar basitti: “Tabii ki barış içinde bir dünyada yaşamak istiyoruz.”

Öyle güzel öyle masalsı bir cevaptı ki bu, herkes bu cevabın gölgesine sığınıp pamuklara sarılmış kalbini mutlu etti ama sonra ‘amalar’ başladı. O amalar bütün dünya üzerinde büyüyüp evrimleşti ve ‘amalarla’ yetişen devlet yöneticilerinin yönettiği dünya ülkeleri hâline geldiler.

‘Amalar Ülkesi’nin liderlerinin belirli özellikleri olmalıydı; sert olmalıydı, masaya yumruğunu vurduğu zaman düşmanlarını titretmeliydi. Şarkı söylemesi, şiir okuması, resim yapması liderliğini zayıf gösterecek şeyler olduğu için hoş karşılanamazdı ve ille de bu aktiviteleri yapmak arzusundaysa ayıp bir şeymiş gibi gizli saklı yapmalıydı.

‘Amalar Ülkesi’nin ‘Amalar’la yoğrulmuş liderleri, idare gücünü kendi halkı üzerinde dahi korku oluşturabilme gücünden almalı ve yeri geldiğinde, kendi halkına bile haddini bilmesi gerektiği yerleri hatırlatabilmeliydi. Kendisine karşı muhalif duruş sergileyen ve karşısına aday olmayı düşünen herhangi birine karşı fikren ve bedenen linç girişimleri düzenleyebilmeliydi. Yeri geldiği vakit bütün dünyaya meydan okuyup demir yumruğu masaya indirebilmeli ve ülkesinin insanlarına ne kadar güçlü olduklarını hissettirebilmeliydi. Büyük büyük ‘Amalar’ savurup o amalar arasından düşmanlar yaratarak, ülkesinin insanlarını, sınırları dışından dostlar edinemeyeceklerine ikna edebilmeliydi.

Evet kıymetli okurlarım, Putin bir ‘Amalar Ülkesi’ lideridir ve ne yazık ki karşısına kendi sıkletinde dahi olmayan Ukrayna’yı seçmiş ve Ukrayna üzerinden, hakimiyetini sürdürdüğü alanlara yaklaşma niyeti taşıyabilecek bütün dünya ülkelerine gözdağı vermek niyetindedir. Ukrayna hem askeri hem de siyasi yapısı olarak Putin için kolay lokmadır çünkü askeri olarak kıyaslanamayacakları gibi Ukrayna halkı yakın zaman önce ‘Amalar’ düzenine aykırı bir iş çıkarmış ve düzenin arzuladığı liderlerden biri yerine komedyen, senarist, yönetmen kimlikleriyle öne çıkan bir adayı yüzde 73 gibi büyük bir oranla idaresine seçmiştir.

Bir işgale tanık oluyoruz ve bu işgal sırasında Ukrayna sınırlarından gelen haberlerle kahroluyoruz. O kahroluşlar arasında zihnim boş durmuyor ve yine seneler evvelinden o çocuk kitabına uzanıyorum: Savaş ve Küçük Barış. Sonra kitabın arasından başımı kaldırıp ülkeme bakıyorum ve diyorum ki ‘Acaba Putin bu topraklarda doğan bir lider olsa sonuç ne olurdu?’ İçimden ‘Anadolu insanının saf kalbi böyle bir yapıya duvar örer ve evinden içeri sokmazdı.’ demek geliyor ama sonra içimden geçenlerin gerçek dışılığıyla yüzleşip başımı önüme eğiyorum. Kocaman bir ‘Ahh…’ çekip dünyanın düzenine bir isyan çığlığı savuruyorum.

Yaşanan bütün acılara içim kan ağlarken tüm insanlık adına dönüp tekrar özümüze bakmak istiyorum. Hitler soykırıma girişirken onun eylemlerine karşı yürüyüşe geçen bir Alman halkı yoktu çünkü kendilerini, ‘Amalar Ülkesi’nin kinle yoğrulmuş ‘Büyük Almanya’ ihtiraslarına kaptırmışlardı. Trump Amerika seçimlerini kazanıp sınır komşusuna duvar örmek isterken halkını yine aynı ‘Büyük Amerika’ söylemleriyle ikna etmeye çalışıyordu. Putin de bugün, halkına rağmen bir işgale girişmiyor çünkü ‘Amalar Ülkesi’nin kurallarını çok iyi uyguluyor. İşin özü, filler tepişmek için yine kendilerine göre cılız bir çimenlik seçiyor ve olan Ukrayna halkına oluyor.

Savaş ve Küçük Barış’ın ‘Küçük Barış’ı olarak farklı umutlar beslemek istiyorum. Topraklarımdan başlayıp bütün dünyaya yayılan bir barış dalgası olmasını arzuluyorum. Birbirlerine karşı hakaretler savurup kapı komşumuzu bile bize düşman kılan ‘Amalar Ülkesi’ söylemlerinden sıyrılmak istiyorum. Kirlenmeyi adet edinmiş ve masaya yumruğunu vurmayı hak gören erkek akıllarını da onları taklit eden kadın akıllarını da görmek istemiyorum. Bir gün ‘Amalar Ülkesi’nin kirli derelerinde yıkanmamış bir şairin ülke yönetimimize talip olup bu toprakların özünde yer alan samimiyetle bütün insanlığa şiirler okutmasını diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ersin Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgün Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgün Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgün Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgün Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

01

Muharrem Işık - Tek kelimeyle mükemmel bir yazı olmuş.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 25 Şubat 10:54


Kocaeli Markaları

Özgün Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 324 32 40
Reklam bilgi

Anket Kocaelispor TFF 1.Lig'i kaçıncı sırada bitirir?

Kocaeli haber