Memlekette durum ortada…

Abone Ol

Demokrasilerde doğruyu bulabilmenin yollarından birisi elbette ki tartışmadır, görüşlerin tartışılması. Çarşıda, pazarda nasıl alıp sattıklarımızın ederini tartarak hesap ediyorsak, düşüncelerimizin doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu da tartışarak belirleyebiliriz.
Hayatta her şey belli kurallar çerçevesinde döner. Tartışmanın da bir usulü vardır elbet, en başta farklı görüşlere saygı duymak esastır. Kendi doğrularımız bizim için ne kadar önemliyse tartıştığımız insanların düşüncelerinin de onlar için değerli olduğunu bilerek tartışmalıyız. Peşin hükümlü olmamalıyız. Tartışmacı, kendi fikirlerinin doğruluğunu kabul ettirmek için değil de farklı düşüncelerden hangisinin daha doğru olduğunu birlikte tartmak için vardır. Demokrasi rejiminde bu siyasetin en temel kuralıdır.

Bir tartışmada, tartışmacı kendisini övmeye, ‘ben, ben’ demeye ve kendisini ‘Bulunmaz Hint Kumaşı’ gibi görmeye başladığı an o tartışmacıdan ne tartışmada doğruyu bulma, ne de topluma iyiden ve doğrudan yana hizmet sunma adına bir hayır beklenemez.

Evet..!

Ne yazık ki, bizde de bir zamanlar seçim öncesi görsel medyada böylesi siyasi tartışmalar vardı ve bu topluma öyle ya da böyle bir ışık tutardı. Ancak bu tartışmalar attıtk ortadan kalktığı gibi, kesinlikle tarafsız, gerçek ve doğru haber yaparak toplumu aydınlatması gereken basın ve medya organları bunun aksine güçlünün koluna girerek, kendine çıkar sağlama sevdasına daldı.

Ve işte bugün memlekette durum ortada. Bir seçimi kazanmak uğruna, siyasi tartışmalarda hak, adalet, saygı, sevgi, kul hakkı, vicdan, onur ve her şey ayaklar altına alınıyor. Bu yetmezmiş gibi zillet, illet, çapsız, hain derken, öte alemdeki berat belgesi ve sorgusuz geçiş vizesi bile, şu güzelim memlekette, ne yazık ki, kirli siyasette yerini aldı..!