Muhterem Okurlar!
Yüce Allah’ın biz insanlara lütfettiği sayısız nimetleri vardır. Bu nimetlerden biri de merhamet duygusudur. Evlât sevgisi, ana babaya saygı ve itaat, sıla-i rahim, yaşlılara, yoksullara, hastalara, sakatlara, yetimlere, kimsesizlere yardım etme gibi erdemli davranışlar merhamet duygusunun bizim hayatımızdaki yansımalarından bazılarıdır.
Kur’ân-ı Kerîm’deki âyetlerde merhamet kavramı insanlar arasındaki acıma duygusunu ve bu duygudan kaynaklanan iyiliği ifade eder. Örneğin; bazı ayetlerde Hz. “Peygamber’in müminlere karşı çok şefkatli ve merhametli olduğu”,(1) yine “Resûlullah’ın ve müminlerin birbirlerine karşı merhametli, inkârcılara karşı sert ve tavizsiz oldukları”,(2) “Allah’ın karı-koca arasına sevgi ve merhamet koyduğu”(3) bildirilir. Ayrıca “çocuklara yaşlı ana babalarının üzerine merhamet kanatlarını germeleri” emredilir.(4)
Hadislerde de merhamet hem Allah’ın kullarına lütuf ve ihsanı hem de insanların birbirlerine ve diğer canlılara karşı şefkat, ilgi ve yardımları için kullanılır. Hz. Peygamber, “İnsanlara merhamet etmeyenlere Allah da merhamet etmez”(5); “Merhamet etmeyene merhamet edilmez”(6) buyurarak merhametin müslüman ahlakının vazgeçilmez bir karakteri olduğunu ifade eder.
Bir kutsî hadiste Yüce Allah, “Benim rahmetim gazabımı aşmıştır” buyurur.(7) Hz. Peygamber’de “Allah’ın kullarına olan merhametin kaybettiği çocuğunu aramaya koyulan annenin merhametinden çok daha fazladır”(8) buyurur. Ayrıca Buhârî ve Müslim’deki rivayette Allah Resûlü, “Cenâb-ı Hakk’ın, rahmeti 100 parçaya ayırıp birini yeryüzüne yönelttiğini, bu sayede bütün canlıların merhamet duygusu ve içgüdüsüyle davranışlar sergilediğini, geride kalan doksan dokuz merhametini ise âhiret hayatına bıraktığını” bizlere haber verir.(9)
Resûlullah “müminleri birbirini sevmekte, birbirine acımakta, organlarından biri hastalandığında diğerlerinin de bu yüzden elem çekip uykusuz kaldığı vücuda benzetir”.(10) Hiçbir zaman çocuklarını öpmediklerini söyleyenlere, “Allah kalplerinizden merhamet duygusunu çekip almışsa ben ne yapabilirim?”(11) diyerek üzüntüsünü belirtir. “Müslümanların her alanda ilişkilerini sevgi, merhamet, yardımlaşma ve dayanışma yönünde geliştirmelerini, sıkıntılarını paylaşmalarını” emreder.(12)
Aynı duyarlılığı hayvanlar konusunda da gösterir. “Zor durumdaki bir hayvanı kurtaran kişinin bu sayede cenneti hak ettiğini”,(13) “bir hayvanı ölüme terkedenin de cehennemlik olduğunu”(14) bildirir. “Atış tâlimi yaparken canlı hayvanı hedef alanları ise lanetler”.(15)
Gerek Kur’ân’da gerekse hadislerde insanlar birbirlerine ve diğer canlılara şefkat ve merhamet göstermeye teşvik edilir. Özellikle Mekke döneminin ilk yıllarında aciz ve kimsesizlere karşı ilgisizlik ve acımasızlığın hüküm sürdüğü bir ortamda inen ayet ve surelerde ağırlıklı olarak nesep, servet ve sosyal statü farkı gözetmeden herkese karşı sevgi ve merhamet duygularıyla yaklaşmayı, bilhassa yoksulları ve kimsesizleri koruyup gözetmeyi, nihayet toplumda bir merhamet ve sevgi ahlakı geliştirmeyi hedefleyen hükümler geniş yer tutar.
Bu dönemde nâzil olan Beled sûresinde bizlere insan olmamızın beraberinde getirdiği bazı iyilik örnekleri hatırlatılır. Bunlar; “insanları esaret zincirinden kurtarmak, yetimi ve yoksulu doyurmak, iman edip birbirimize sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmak” şeklinde sıralanır.
Ayrıca; pek çok âyette “kimsesiz ve çaresizler karşısında ilgisiz kalanlar, acımasız davrananlar”;(16) “haksız yollarla yetimlerin mallarını yiyenler”;(17) “kız çocuklarından utanç duyanlar”(18) ve “onları acımasızca öldürenler”;(19) “Allah’ın doyurmadığını biz mi doyuracağız?” diyenler(20) ağır şekilde eleştirilir.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber’e özellikle “çevresindeki yoksul ve kimsesizlere merhametli davranması, onları incitmekten sakınması, sıkıntılarını giderme imkânı bulamadığı durumlarda bile güzel sözle gönüllerini alması” öğütlenir. Aksine davranması halinde “zalimlerden olacağı” uyarısında bulunulur.(21)
Allah Resûlü’nün “müminlere karşı engin merhametini ve düşkünlüğünü” özetleyen ifadeler(22) aynı zamanda biz müslümanlar için bir ahlâk modeli ortaya koyar. Resûlullah’ın insanlara karşı yumuşak davranması “Allah’tan bir rahmet” olarak değerlendirilir.(23) Ayrıca “gerek bollukta gerekse darlıkta mallarından hayra harcayanlara, kin ve öfkelerini bastıranlara ve insanları affedenlere genişliği gökler ve yer kadar olan bir cennet vaad edilir”.(24)
Bundan başka; ilâhî rahmete hak kazanacakların “ümmî olan o resul ve nebîye ve onunla indirilen Kur’an’a (nûr) iman edenler, resûle tâbi olup saygı gösterenler, onu destekleyenler, kötülüklerden sakınanlar, zekât verenler”,(25) “namaz kılanlar”,(26) “Allah’tan günahlarının bağışlanmasını dileyenler”,(27) “hicret edip Allah yolunda elinden gelen gayreti sarfedenler”(28) olduğu ifade edilir.
Ayetlerde Yüce Allah “rahmetinin her şeyi kuşattığını ve merhameti kendisine ilke edindiği” belirtir.(29) Ayrıca Resûlullah hakkında “Seni âlemlere rahmet olmak üzere gönderdik”(30) buyurarak onun “rahmet peygamberi”(31) olduğunu beyan eder.
Muhterem kâriîn!
Allah’ın rahmân ve rahmet isimlerinin biz kulları üzerinde birçok yansımaları vardır. Gazzâlî esmâ-i hüsnânın şerhine dair eserinde bunları şöyle açıklar: Rahman isminin yansımaları: Allah’ın gaflete dalmış kullarına dahi merhametle muamele etmek, şiddete başvurmadan, yumuşak bir üslûpla vaaz ve nasihat yaparak onları gafletten kurtarmak, isyankârlara eziyet etmek yerine merhamet nazarıyla bakmaktır. Rahmet isminin yansımaları: Kişinin gücü yettiğince malıyla, mevki ve itibariyle muhtaç durumdaki her insanın imdadına yetişmek, çevresinde ve memleketinde yetişebildiği her fakirin ihtiyacını karşılamak, bunlara gücü yetmiyorsa onun için dua edip üzüntüsünü göstererek sıkıntı ve ihtiyacına ortak olduğunu kendisine hissettirmektir.(32)
Bizler de Yüce Allah’ın bu isimlerinin yansımasını kendi hayatımızda davranışlarımızla göstermeliyiz. “İnsanların en cömerdi olan ve bu cömertliği Ramazan ayında Cebrâîl (a.s.) ile karşılaştığında insanlara rahmet getiren rüzgardan daha fazla olan” (32) Resûl-i Ekrem’i ümmetinin bir ferdi olarak örnek alarak cömert olmaya çalışmalıyız. “Ramazan’da verilen sadakanın daha faziletli olduğu”(34) bilinciyle fakirleri, yoksulları, kimsesizleri, yetimleri Ramazan ayında daha fazla görüp gözetmeliyiz. Onlara merhamet kanatlarımızı açmalı, yardım ellerimizi uzatmalıyız.
Ne mutlu Yüce Rabbimizin; “Ey âdem oğlu! Sen başkalarına infak et, yardımda bulun ki ben de sana infakta bulunayım.”(35) müjdesine nail olanlara!
Ne mutlu oruç vesilesiyle açlık, susuzluk ve yoksulluğun ne demek olduğunu daha iyi kavrayıp yakınları, komşuları ve çevresindeki diğer ihtiyaç sahiplerini sevindirebilenlere!
Ne mutlu bu ayda infak ederek, bir oruçluyu iftar ettirerek ve elindeki imkanları çalışanlarıyla paylaşarak onların yükünü hafifleten ve böylelikle Yüce Rabbimizin affına nail olanlara, cehennem ateşinden kendini kurtarabilenlere!
Kaynakça:
1-et-Tevbe, 9/128.
2-el-Feth, 48/29.
3-er-Rûm 30/21.
4-el-İsrâ 17/24.
5-Buhârî, “Tevhîd”, 2, “Edeb”, 18; Müslim, “Fezâil”, 66.
6-Buhârî, “Edeb”, 18; Müslim, “Fezâil”, 65.
7-Buhârî, “Bedʾü’l-ḫalḳ”, 1, “Tevḥîd”, 55; Müslim, “Tevbe”, 14-16.
8-Buhârî, “Edeb”, 18; Müslim, “Tevbe”, 22.
9- “Edeb”, 19; “Tevbe”, 17-19
10-Buhârî, “Edeb”, 27; Müslim, “Birr”, 66.
11-Buhârî, “Edeb”, 18; Müslim, “Fezâil”, 64.
12-Buhârî, “Îmân”, 7, “Mezâlim”, 3, “Edeb”, 57; Müslim, “Zikir”, 38, “Birr”, 32, 58; Tirmizî, “Birr”, 18.
13-Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 375; Buhârî, “Mezâlim”, 23, “Enbiyâ”, 54; Müslim, “Selâm”, 153-155.
14-Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 159, 261, 317; Buhârî, “Bedʾü’l-ḫalḳ”, 16, “Enbiyâʾ”, 54; Müslim, “Küsûf”, 9, “Tevbe”, 25, “Selâm”, 151-152, “Birr”, 133-135.
15-Buhârî, “Zebâih”, 25; Müslim, “Sayd”, 58, 60.
16-el-Fecr 89/17-26; el-Leyl 92/8-11; el-Mâûn 107/1-7.
17-en-Nisâ 4/10.
18-en-Nahl 16/58-59.
19-et-Tekvîr 81/8-9.
20-Yâsîn 36/47.
21-el-En‘âm 6/52; el-İsrâ 17/28.
22-et-Tevbe 9/128.
23-Âl-i İmrân 3/159.
24-Âl-i İmrân 3/133-134.
25-el-A‘râf 7/156-157.
26-Âl-i İmrân 3/132.
27-en-Neml 27/46.
28-el-Bakara 2/218.
29-el-A‘râf 7/156; el-Mü’min 40/7; el-En‘âm 6/12, 54.
30-el-Enbiyâ 21/107.
31-Müslim, “Fezâil”, 126; Tirmizî, “Deavât”, 118.
32-el-Maḳṣadü’l-esnâ, s. 39-40.
33-Buhârî, “Savm”, 7
34-Tirmizî, “Zekat”, 28.
35-Buhârî, “Nafakât”, 1.
Not: Bu yazı TDV İslam Ansiklopedisi “Merhamet” maddesinden istifade edilerek hazırlanmıştır.
Hazırlayan
Hayati SAKALLIOĞLU
İlahiyatçı Yazar