MUHALEFETİN HALET-İ RUHİYESİ

Abone Ol

“Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” MEVLANA

Dün dünde kaldı, bugün ve yarın bizimdir. Zaman şapkayı, kasketi önüne koyma zamanıdır lakin, yok illa birileri ortalığı karıştırıp suyu bulandıracak!

“Suçlunun sesi yüksek çıkar” derlerdi de inanmazdım. Fakat bugün çıkan bu sesler gürültü olarak kulaklarımızı inletiyor.
Güçlü bir muhalefet beklentisi olan sokaktaki vatandaş, bırakın görmeyi hayaline bile artık muhtaç. Oysaki güçlü muhalefet bir ülkenin demokrasi seviyesini ölçen en önemli göstergedir. Ancak son zamanlarda muhalefetin haline baktığımızda, umuttan ziyade soru işaretleri uyandıran bir tabloyla karşılaşıyoruz.

Özellikle ekonomik sıkıntılar olmak üzere birçok sıkıntıyla boğuşan vatandaş, tutarlılığı olmayan bir muhalefetin parti içi çekişmeleri, koltuk mücadeleleri ve liderlik savaşlarını izlemekten yorulmuş durumda. Çok iyi biliyorum ki sırf bu yüzden artık haber programlarını kimse izlemek istemiyor. Hem niye istesin ki? Sürekli kendi içinde mücadele eden, birbirlerinin açıklarını kovalayan, asli görevi vatandaşın haklarını korumak iken sürekli kavga halinde olan bir muhalefet kime ne kadar güven verebilir?

Halk artık kavga değil çözüm, istikrar ve hesaplaşmadan uzak lider arıyor.

Kendi çıkarlarını ön planda tutmaya çalışan muhalefetten bazı kesimler kim haklı, kim haksız arayışlarını bırakıp, bir an önce ortamı dingin bir hale getirmek için arabuluculuk yapmalıdır. Gözleri kapamak ya da görmezden gelmek kimseye fayda getirmeyecektir.

İşler sarpa sarmadan “KRAL ÇIPLAK” denmelidir!

Çünkü halkın beklediği şey yeni kavgalar değil, yeni umutlardır. Umut veremeyen bir muhalefetin, iktidarı ne kadar eleştirme hakkı olabilir ki?

Demiş ki MEVLANA; “akıl, sonradan ah çekmek için değil; düşünüp tedbir almak içindir”

Hiçbir şey için de geç değildir.

Dün yaşananları, bugüne malzeme etmek gereksiz olduğu gibi, uzlaşmak herkes için en hayırlısı olacaktır. Yetersiz bir muhalefeti kimse görmek istemiyor artık. Aslolan iktidarı eleştirmek değil, gerektiğinde iktidara alternatif olabilecek bir irade ortaya koyabilmek, kişilere değil ilkelere sahip çıkabilmek, koltuğa değil millete hizmet edebilmektir.

“Bedelini ödeyemediğin şeyin sahibi olunmaz” derler..

Zira sandığa giden yoldaki hızlı adımları, öyle sanıyorum ki sadece ben duymuyorumdur!

Sevgiyle kalın