Ne duvarmış be….

Abone Ol

Ne duvarmış be…
Her gün önünden geçip durduk.
Çoğu zaman, dibindeki bank veya çimenlerde oturduk.
Kente ayrı bir hava, ayrı bir güzellik katıyordu.
Ancak bugüne kadar, kimse o duvarı pek umursamadı.

Evet, geçtiğimiz Cumartesi günü yıkılınca bir anda gündem olan Tekel duvardan bahsediyorum.

Hani art arda açıklamaların yapıldığı, kent insanını yıkımı ile ikiye bölen o duvardan.

Öncelikle şunu söyleyeyim, ben tarihe ve tarihi özelliği bulunan her yapı ve esere büyük önem veririm. Kesinlikle, tarihi eser ve yapılarımız zarar görsün istemem. Yazım için kullandığım başlığa bakıp, lütfen farklı düşünceler içerisine girmeyelim.

Ancak gerçekçi olalım. Tarihi Tekel binası 1993 yılında yandı. Yıllara meydan okudu ama alevlerin kurbanı oldu. Zaten yıpranmış olan binanın, yangından sonra kalan duvarı da epey hırpalanmıştı. Sahip çıkmak istedik, ama tedbirini almadık.

Bu duvar, bunca yıl neden kimsenin aklına gelmedi? Neden hiç kimse bir şey yapmadı?
O duvarı hepimiz görmezden geldik.

Bu nedenle, ne dünü ne de bugünü suçlamak anlamsız olacaktır.

Kentin tam ortasında kalan ve hiçbir şekilde koruması bulunmayan o duvar, 28 yıl boyunca her türlü fırtınayı gördü. Gerçekçi olmamız gereken kısımda tam da burada başlıyor. Üzerinde bitki örtüleri yosunlar oluştu. Bulunduğu konum itibariyle gerçekten de çok tehlikeli bir hal almıştı.

Evet, o duvar ile ilgili olarak Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu yapmış olduğu incelemeler sonucu can ve mal güvenliği için tehlikeli olabileceği kararı verildi. Büyükşehir Belediyesi de 1 Nisan günü bu kararı İzmit Belediyesine bildirdi ve 3 Nisan günü yıkım gerçekleşti Aslında ortada habersiz bir yıkım yok. Sanırım gönderilen yazı Sayın Hürriyet’e iletilmemiş.

Evet daha önce Büyükşehir Belediye Meclisinde, bu konu gündeme gelmiş ve İzmit Belediye Başkanı Hürriyet, “Burasıyla ilgili proje fikirlerimiz var, bu duvarı da koruma altına alacak şekilde sanatsal, turizm odaklı bir yapı haline getirebiliriz” demişti. Sayın Büyükakın’da “O zaman bu işi bir erteleyelim ne yapılabilir konuşalım’ demişti. Sonrasında ne oldu neden görüşülmedi. Proje mi gitmedi yada ne gibi bir kopukluk yaşandı bilemiyorum.

Sonuç olarak 28 yıl önce yanan tarihi binanın son kalıntısı, öyle veya böyle yok oldu.
Şimdi düşünüyorum da bu duvarın kalkmasında kimin ne gibi bir kazancı var. Çünkü bu şekilde haberlerin altına yorum yapanlar var. Bildiğim kadarı ile oraya kimse hiçbir şey yapamaz. Yani farklı komplo teorileri üretmeye gerek yok. Duvar kalktı ve o alan yeşillendirildi. Hep de öyle kalacak. Bence bu konuyu daha da uzatmanın, bu gündem üzerinden gerek yöneticilerin gerekse siyasi partilerin birbirlerini vurmaya çalışması doğru değil. Çünkü Kocaeli Büyükşehir’in de, İzmit Belediyesinin de tarihi yapılara gösterdiği önemi, bu konuda yapmış olduğu çalışmaları görüyoruz. Yukarda da söylediğim gibi artık tartışmayı, suçlamayı bırakarak bundan sonra bu tür konulara daha duyarlı olunmalıdır.