Toplumu ilgilendiren konularda daha objektif ve daha sorumluluk sahibi olmamız gerekirken, bunun aksine bilinçaltımıza işlenen kayırmacı ve şovanist davranışlar sergiliyoruz. Ülkemizde hemen hemen her gün ister siyasi, ister iş dünyası ya da spor alanlarında olsun kendi çıkarlarımız söz konusu olduğunda bu tür davranışları sergilemekten geri kalmıyoruz.
Şöyle ki; ben eski kaleci ve bir teknik adam olarak daha çok ilgi alanım olan futbol ve Türk Futbolunda ki davranışlar üzerine düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ligimizde çok değerli kulüplerimiz ve dolayısıyla bu kulüplerimizin milyonlarca taraftarları var. Bu kulüplerin taraftarları içerisinde araştıran, sorgulayan ve duyarlı olanları olsa da bir çok taraftar saha sonuçlarına odaklı...
Mesela kulüp başkanları neyi doğru yapıyor neyi yanlış yapıyor bunu irdeleyip sorgulamayacak mıyız...?
Özellikle alt yapılara çok az bütçe ve çok az zaman ayırıp neredeyse A takımlara oyuncu kazandırmadan, her yaz transfer dönemlerinde yapılan bilinçsiz, ölçüsüz ve gereksiz oyuncu transferleri kulüpleri batma noktasına getirdiği halde yalnız saha sonuçlarına mı bakacağız? Öyle ki, yapılan bunca oyuncu transferlerine rağmen saha sonuçları başarılı mı neticeleniyor...?
Ya da takımın başına sırf birileri söyledi ve dayattı diye teknik adam almasına göz mü yumacağız...?
Mesela ligimizde yıllardır önde gelen teknik adamların eksikliklerini ve hatalarını görmezden mi geleceğiz...?
Şenol Güneş, Fatih Terim, Mustafa Denizli vs.
Bunlar bizim için elbette değerli çalıştırıcılar, bir çok başarılara imza attılar ve desteklememiz de gerekiyor. Ama Karadenizli isek Şenol Güneş Karadenizli olduğu için mi hatalarını görmezden geleceğiz..? Fatih Terim ve Mustafa Denizli Galatasaraylı olduğu için mi bir Galatasaray taraftarı olarak eleştirmeyeceğiz...?
Şenol Güneş ve aynı şekilde Mustafa Denizli taktik bilgileri olarak kendilerini yeterince geliştiremedikleri, İngilizce ve farklı diller öğrenmedikleri ve Avrupa'nın önemli liglerinde takımlar çalıştıramadıkları için tenkit etmeyecek miyiz...? Yakın zamanda Şenol Güneş'in milli takımda yanlış oyuncu tercihlerini söylemeden geçecek miyiz...?
Fatih Terim'in mimikleri, jestleri ve konuşma tarzı bize hitap ediyor diye yıllarca GS kulübünde ve Milli Takımda aldığı yanlış kararları eleştirmeyecek miyiz...? Üzerinden çok geçmedi " yabancı oyuncu sayısından korkmayın, tam aksine rekabet kaliteyi arttırır " demedi mi? Peki soruyorum sizlere temeli sağlam olmayan bir binanın içini dayayıp döşeseniz ve en kaliteli mobilyaları alsanız dahi sağlam ve kaliteli bir bina mı inşa etmiş oluyorsunuz...? Kulüplerin alt yapılarına daha çok yatırımı teşvik etmek yerine yabancı oyuncu transferleri destekliyorsa bir teknik adam iyi niyetinden şüphe etmeyecek miyiz...?
Bir de sevimli bulduğumuz Yılmaz Vural hoca var ona da değinmeden edemeyeceğim. Evet esprili bir adam, evet Köln Akademi mezunu kendisini bir yere kadar geliştirmiş bir teknik adam ve çok kısa aralıklarla olsa da neredeyse Türkiye'de çalışmadığı takım kalmadı, üç büyükler hariç. Peki o da bütün bu saydığımız özellikler içerisinde ne kadar geliştirmiş kendisini..? Ayrıca sevimli bulduğumuz karakter yapısı ile oyunculara sosyal anlamda faydalı mı oluyor, yoksa yanlış davranışlar sergileyip zarar mı veriyor?
Daha hala ülkemiz futbolunun oturmuş bir oyun sistemi yok. Bu saydığım teknik adamların bu bağlamda hiç mi kabahati yok?
Türk futboluna çok şey kattıkları bir gerçek, peki ya katmadıkları? Türk futboluna verdikleri azımsanamaz, peki ya aldıkları?
Bütün bunları görmezden gelip, bu nasıl olsa benim taraftarı olduğum kulübün başkanı ya da benim taraftarı olduğum takımın teknik direktörü dediğimiz zaman sonuçlarına da katlanmak durumundayız. Yani yanlışlarına ve hatalarına rağmen nede olsa hem o benim kulübüm, federasyonum, başkanım, hocam vs. deyip bu yanlışlar neticesinde aksi sonuçlar olduğunda şikayet etme hakkımız yok.
Nasıl gören gözlerimizi yumduğumuz zaman bir nesneye toslamak kaçınılmaz bir gerçekse, görmezden geldiğimiz her gerçek karşımıza bir şekilde çıkacaktır.
Bunun için objektif olmayı bir kültür haline getirmeli ve hayatımıza sokmalıyız.