Ülkemizin farklı noktalarında, çıkan yangınlar nedeniyle içimiz kan ağlıyor. Tam manasıyla ciğerlerimiz yanıyor. Bu üzüntünün ne vatanı ne de milleti olmaz. Böylesine büyük yangınlar, dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın, bu manzarayı gören herkesin içi cız eder. Zaten insan olmak bunu gerektirir. Günlerdir yangın bölgelerinde itfaiye, asker, polis, AFAD, belediye ekipleri ile vatandaşlar canla başla mücadele diyor. Allah yardımcıları olsun. Allah yardımcımız olsun.
Bölgelerde yangınlara karşı verilen mücadele sürüyor. Gerek görevliler gerekse vatandaşlar insanüstü bir çaba ve gayret gösteriyorlar. Ancak böylesine canla başla bir mücadele verilirken, birileri ise bu içimizi yakan olayı fırsata dönüştürmek, ortamı daha da germek için sosyal medyayı kullanarak ortamı germeye çalışıyor. Bu olaydan menfaat sağlamaya çalışıyor. İnanın okudukça ve izledikçe tiksiniyorum. Binlerce ağaç, binlerce canlı, onlarca ev yanıyor. Yangın nedeniyle hayatını kaybedenler var. Yangınla mücadele ederken hayatını kaybedenler var. Evini, hayvanlarını kaybedenler var. Ortada devam eden bir felaket var.
Vatanını veya milletini seven insanlar bunu yapmaz. Biz zor günde birlik olan, el ele veren ve her türlü güçlüğü yenen bir milletiz. Ne oldu bize ne oldu da devam eden bir felaket üzerinden siyaset yapıyoruz. Ne oldu da böylesine bir felaketi kullanarak insanları bölmeye çalışıyoruz. İnşallah en kısa sürede bu yangınlar biter ve bir daha yaşamayız.
Vatanını ve milletini seven ister siyasetçi ister doktor, ister sanatçı, ister gazeteci kim olursa olsun, böyle bir dönemde ortamı germek için uğraşmamalıdır. Eğer yangın bölgesinde ise nasıl yardımcı olabilirim diye uğraşmalıdır. Örneğin sahilde ellerindeki kovaları denize atarak tankerleri doldurmaya çalışan vatandaşların yanında olmalıdır. Bölgede görev yapanların veya yangın nedeniyle mağdur olanların ihtiyaçlarını karşılayarak yardımcı olmalıdır. Uzakta ise o bölgede acil ihtiyaçlar için yardım toplayan resmi kuruluşların listelediği malzemeler konusunda destekte bulunmalıdır.
Hesap sormak ve hesap ödemek ile ilgili basit bir örnek vereyim. Bir restorana gittiğinizde, sipariş vermediğiniz yemeğin hesabını sizden istiyorlar mı? Yâda siz sipariş vermediğiniz yemeğin ücretini ödüyor musunuz? Demek istediğim her şeyin bir zamanı var. Eleştirecek misiniz? Tamam eleştirin. Hesap mı soracaksınız, tamam sorun. Ama bunu böylesi bir felaket devam ederken yapamayın. Bu art niyeti gösterir. İlk önce mücadeleye katkı ver. Yangınları nasıl söndürürüz, yeni yangınların çıkmasını nasıl engelleriz, yangın sonrası mağduriyetleri nasıl gideririz diye düşünmek gerekiyor. Sonrası mı? Evet kimin hatası var? Kimin eksikliği bulunuyor sorgula ve eğer yanlış var ise eleştir yada hesap sor. Daha sonrası mı? Yanan bölgelerin, gelecekte yeniden ormanlık alan olarak kalması için neler yapabilirimin takipçisi ol.
Gelgelelim böylesi bir dönemde aslı astarı olmayan haber veya görüntüler paylaşanlara, toplumu bir birine düşürmeye çalışanlara, kim bunu yapıyorsa vatan hainidir. İnsanlarımız gerçekten dikkat etmelidir. Aslı astarı olmayan görüntü ve haberlere inanmalıdır. Sosyal medya da her görüp duyduğumuz şeyin gerçek olmadığını unutmayalım. Son zamanlarda sosyal medyada aslı astarı olmadan yapılan haberler ve hedef göstermeler nedeniyle, bölgede oldukça zor koşullarda çalışan meslektaşlarımızda, ister istemez yapılan bu provokasyonlara kapılan bölge insanının saldırısına uğrayabiliyor. Oysaki pek çok meslektaşımız, bir yandan işlerini yaparken, bir yandan da vatandaşın yardımına koşuyor. Daha geçenlerde, bir bölgede devam eden yangını takip eden ekibe, o bölgedeki yangın kontrol altına alındı dediği için saldırıldı. Habercilikte yangın kontrol altına alındı demek, çevreye sirayet etmesinin engellendiği ve soğutma çalışmalarının devam ettiği anlamındadır. Bu bilgi de yetkili merciler tarafından teyit edildikten sonra kullanılır. Yani yangın bitti demek değildir.
Bir de bizlere telefon, sosyal medya veya haber altına yorum yaparak eleştire de bulunan ve gazeteciliğimizi sorgulayanlar içinde bilgi vermek istedim. “Siz de gazeteci misiniz? Gidin yangınları haber yapın” evet gazeteciyiz ve kendi bölgelerimizde yer alan her haberi yapıyoruz. Dolayısıyla yerel bir gazete veya Kocaeli’nde görevli bir ajans çalışanı olarak, görevlendirilmediğimiz bir bölgeye kendi kafamıza göre haber yapmaya gitmiyoruz. Zaten o bölgede yeterince meslektaşımız var.
“Gazete ve televizyonlarda, yangın haberi göremiyoruz. Niye yapmıyorlar bu haberleri” vallahi pes diyorum. Hemen hemen her televizyon kanalında saat başı haberlerinde, sabah bültenleri ve akşam bültenlerinde dakikalarca yayın var. Her gazetede yangınlar ilgili haber var. Olduğu gibi yazan da var. Fırsat bu fırsat deyip eleştirende var. Yani görmemek ve duymamak için kör ve sağır olmak lazım. Yâda teknolojinin olmadığı bir yerde yaşamak lazım. Son olarak yangınla ilgili bir bilgiye sahip olmadan, kliması altında serinleyen veya bir kafede soğuk limonatasını içerken ya da yemeğini yerken sırf yazmak için yazan, suçlamak için yer arayan, hiçbir şey bulamayınca gazetecilere eleştiri ve hakaretlerde bulunanlara diyorum ki, siz bizleri yine eleştirin. Ama ne olur. Sırf yazmak için yazdığın şeylerin dışında, devlet kurumları veya derneklerin başlatmış olduğu kampanyalara bir destek ver. Duyarlılığını böyle de göster.
Bu yangınların çıkış nedeni ile ilgili henüz net bir bilgi yok. Kasıtlımı yoksa doğal yollardan mı çıkıyor bilemiyorum. Elbet bu da araştırtılıp net bir açıklama yapılacaktır. Ama tek dileğim var. Bu yangınlar gerçekten kasıtlı çıkarıldıysa, ciğerimizi yakanların ciğerleri yansın. Elleri, ayakları tüm bedenleri tutuşsun. Yine eğer kasıtlı yakıldıysa ve sorumluları yakalanırsa, ömür boyu hapis cezası ile birlikte her gün aralıksız ağaç diksinler. Orman temizliğinde çalıştırsınlar.Bunlar bile içimizi soğutmaya yetmez. Acımızı dindirmez.