Bu keşif, parçacıkların vücutta dolaşabileceğini ve organlara yerleşebileceğini gösteriyor…
Plastik kirliliğinde eşik değeri aştık
Kutuplardan en ücra adalara, deniz yüzeyinden en derin okyanus çukuruna kadar plastik kirliliği ile karşı karşıyayız.
Akdeniz'in de aralarında olduğu kritik önemdeki birçok denizde, plastik kirliliği canlı yaşamı için tehlikeli olabilecek eşik değerleri aşmış durumda. Mikroplastik kirliliğinin ekolojik olarak tehlike eşiklerini aşarak türler ve ekosistemler üzerinde popülasyonların azalması da dahil olmak üzere olumsuz etkilere yol açıyor.
Araştırmalar tehlike altındaki Akdeniz foku, orkinos, kılıç balığı, ispermeçet balinası ve pamuk balıklarına ev sahipliği yapan Akdeniz’de bu türlerin plastik yuttuklarını ortaya koyuyor. Ege Denizi'ndeki ispermeçet balinalarının %60'ının plastik yuttuğu tahmin ediliyor.
Plastikler, canlılara dolanıp hareketlerini kısıtlayarak, yutularak, canlıların yaşam alanlarını örtüp solunumlarını engelleyerek ve üzerlerindeki kimyasalların çözünerek denizlere karışması yoluyla biyolojik yaşama zarar veriyor.
Deniz canlıları tarafından yutulan plastik parçalar besin zincirinin üst basamaklarına doğru hareket etmeye başlar; öyle ki artık plastik yediğimiz yiyeceklere bile karışıyor.
· Deniz kuşlarının %90’ının ve deniz kaplumbağalarının %52’sinin plastik yuttukları,
·Her yıl 19 ila 23 milyon ton plastik atığın denizlerimize karıştığı,
·Denizlerdeki plastik kirliliği 2050'ye kadar dört katına çıkacağı,
·2100 yılına kadar mikroplastiklerde 50 kat artış görülebileceği tahmin ediliyor.
Hollandalı bilim insanları, ilk kez insan kanında küçük plastik parçacıklar (mikroplastik) bulunduğunu saptadı.
Amsterdam'da yapılan araştırma sonuçlarında 22 numunenin 17'sinde en yaygın tespit edilen plastik, içecek şişelerinde kullanılan polietilen tereftalat (PET) iken, gıda ambalajlarında yaygın olarak kullanılan polistiren %36 ikinci sırada yer aldı
Hollanda'daki Vrije Universiteit Amsterdam uzmanları tarafından yapılan testler sonucunda, çalışmaya katılan 22 kişiden 17'sinin kanında mikroplastik tespit edildi.
Plastik parçacıklarının ne kadar zararlı olduğu hala tam olarak bilinmiyor ancak araştırmacılardan Prof. Dr. Marja Lamoree, mikroplastiklerin varlığının başlı başına endişe kaynağı olduğunu söylüyor.
Bir diğer araştırmacı Hollanda'daki Vrije Universiteit Amsterdam’da ekotoksikolog (çevre kimyasallarının ekosisteme etkilerini inceleyen bilim insanı) olan Prof. Dick Vethaak, "Çalışmamız, kanımızdaki polimer parçacıklarına sahip olduğumuzun ilk göstergesi (çığır açan bir sonuç) ancak araştırmayı genişletmeli ve numune boyutlarını, değerlendirilen polimer sayısını vb. artırmalıyız, bir dizi grup tarafından daha ileri çalışmalar zaten devam ediyor” diyor.
Yeni araştırma, plastik kirliliği azaltmak için çalışan bir sosyal girişim olan Dutch National Organisation for Health Research and Development and Common Seas (Hollanda Ulusal Sağlık Araştırma ve Geliştirme Örgütü ve Ortak Denizler) tarafından finanse edildi.
Common Seas yardım kuruluşunun kurucusu Jo Royle, “Plastik üretimi 2040 yılına kadar ikiye katlanacak” diyor. "Bütün bu plastiğin vücudumuza ne yaptığını bilmeye hakkımız var." Common Seas, 80'den fazla STK, bilim insanı ve milletvekili ile birlikte Birleşik Krallık hükümetinden plastiğin insan sağlığına etkileri üzerine araştırmalara 15 milyon sterlin ayırmasını istiyor. AB, mikroplastiğin fetüsler ve bebekler üzerindeki etkisi ve bağışıklık sistemi üzerindeki araştırmaları şimdiden finanse ediyor.
Büyük miktarlarda plastik atık çevreye atılıyor ve mikroplastikler artık Everest Dağı'nın zirvesinden en derin okyanuslara kadar tüm gezegeni kirletiyor.
Hollandalı uzmanların daha önce yaptığı araştırmalar sonucu, insanların yiyecek ve su yoluyla mikroplastikleri yutabileceği ve parçacıkların dışkıda ve hatta plasentada bulunabileceği zaten biliniyordu.
Hatta bebeklerin dışkısındaki mikroplastik oranının, yetişkinlere göre 10 kat daha fazla olduğu saptanmıştı. Bunda, büyük ölçüde bebeklerin plastik şişelerle beslenmesinin payı olduğu belirtilmişti.
Vrije Universiteit Amsterdam ve Amsterdam Üniversitesi Tıp Merkezi‘nden araştırmacılar, 700 nanometreden daha büyük yaygın sentetik polimerlerin izlerini incelemek amacıyla 22 sağlıklı anonim donörden alınan kan örneklerini analiz etti.
Ekip, ekipmanlarını kirletici maddelerden uzak tutmak ve arka plandaki plastik seviyelerini test etmek için büyük çaba harcadıktan sonra, kimyasal yapıyı ve partikül kütlelerini belirlemek için iki farklı yöntemle, 22 numunenin 17’sinde çeşitli plastik türlerinin kanıtlarını ortaya çıkardı.
Environment International dergisinde yayınlanan sonuçlara göre numuneler arasında partükül oranlarında farklılıklar olsa da, bulunan mikroplastikler arasında giyim ve içecek şişelerinde yaygın olarak kullanılan polietilen tereftalat (PET) ve genellikle araç parçalarında, halılarda ve yiyecek kaplarında kullanılan stiren polimerleri bulundu.
En yaygın tespit edilen ve gönüllülerin %50’sinde bulunan plastik, içecek şişelerinde kullanılan PET olurken; gıda ambalajlarında yaygın olarak kullanılan polistiren %36, ambalaj film ve poşetlerinde kullanılan polietilen ise %23 oranında bulundu.
Ortalama olarak, her mililitre kan için 1,6 mikrogram mikroplastik ölçülürken, en yüksek konsantrasyon 7 mikrogramın biraz üzerinde ölçüldü.
Bilim insanları bunun uzun vadede sağlığımız için tam olarak ne anlama geldiğinin ve insan vücudunda bulunan mikroplastiklerin uzun vadeli sonuçlarının ‘henüz bilinmediği’ konusunda uyardılar.
Bu araştırmanın bulguları, daha önce de mikroplastik üzerine yapılan araştırmaları destekler nitelikte.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yaptırılan ve Avustralya’daki Newcastle Üniversitesi‘ndeki araştırmacılar tarafından yürütülen bir başka araştırmada, insanların haftada yaklaşık 5 gram plastik –kabaca bir kredi kartına eşdeğer- tükettiği tahmin edilmişti.
2021 Eylül’de yapılan bir araştırmaya göre, bebeklerin dışkılarının yetişkinlere göre 10 kata kadar daha yüksek konsantrasyonlarda polietilen tereftalat (PET) adı verilen bir mikroplastik içerdiği tespit edilmiş, Rutgers Kentsel Çevresel Sürdürülebilirlik Merkezi’nde bir konferansta sunulan araştırmaya göre, annelerin mikroplastikleri plasenta yoluyla gelişmekte olan bir fetüse geçirebileceklerine dair bazı kanıtlar olduğu ileri sürülmüştü.
Mikroplastik nedir, insan sağlığını nasıl etkiler?
İnsanlar, 1950’lerden bu yana 8 milyar tondan fazla plastik üretti. Bunların yüzde 10’dan daha azı geri dönüştürüldü.
Zamanla, çoğu, göllere, nehirlere ve okyanuslara giden ve sonunda yiyecek ve suyumuzu kirleten küçük parçacıklara ayrıldı. Ve yiyeceklerimizin çoğu plastiğe sarılı olarak gelir, bu da yemeklerimize küçük parçacıkların dağılmasına neden olur.
Her yıl on binlerce küçük plastik parçası veya lifi soluyoruz. 5 mm’den küçük plastik parçaları olan mikroplastikler, suları da kirlettiği bilinen gizli bir kirlilik biçimi.
çalışma henüz olmasa da bazı mikroplastikleri bir faktör olarak bazı sağlık sorunlarıyla ilişkilendiren araştırmalar mevcut.
Hayvanlarda mikroplastiklerin, beyni kan dolaşımına giren yabancı cisimlerden koruyan dayanıklı zarı geçebildiğine dair kanıtlar var.
Mikroplastik parçacıklarından bazılarının potansiyel olarak bisfenol A ve ftalatları içerebileceği de belirtiliyor. Bisfenollerin hormonlara müdahale ettiği biliniyor ve bisfenol etkisinin erkeklerde ve kadınlarda doğurganlığın azalmasıyla ilişkilendiren çalışmalar var.
Plastik ve bazı gıda ambalajlarında bulunan başka bir kimyasal olan stiren de sinir sistemi sorunları, işitme kaybı ve kanser gibi bir dizi sağlık sorunuyla ilişkilendirildi.
Mikroplastik parçacıklarından poliklorlu bifeniller (PCB’ler), çeşitli kanserler, zayıflamış bağışıklık sistemi, üreme sorunları ve daha fazlası dahil olmak üzere zararlı sağlık etkileriyle bağlantılandırılıyor.
Yeşil ipuçları: Bünyenize daha az mikroplastik almanın 7 yolu
Mikroplastiklerden kaçınmak mümkün olmasa da, bünyenize daha az mikroplastik almak için yapabileceğiniz şeyler var.
Mikroplastiklerden veya plastikte bulunan kimyasallardan tamamen kaçmak ne yazık ki imkansız. Ancak küçük adımlar, en azından bünyenize gereksiz yere fazladan mikroplastik almaktan kaçınmanıza yardımcı olabilir.
Pet Şişeli su içmeyin
Penn State Behrend‘de musluk suyu, bira ve deniz ürünlerinde plastik üzerine çalışmalar yapan kimyager Sherri Mason‘a göre, içme suyu mikroplastik alımına en büyük katkıda bulunanlardan biri ve musluk suyunun mikroplastik seviyesinin yaklaşık iki katına sahip.
Bu yüzden evinize damacanada su satın almak yerine su arıtma sistemi kullanabilir; dışarıdan pet şişeyle su satın almak yerine kendi suyunuzu cam veya güvenilir malzemeli termoslarla yanınızda taşıyabilirsiniz.
Yiyecekleri plastikte ısıtmayın
Isıtılmış plastiklerin kimyasalları gıdaya sızdırdığı bilinmektedir. Bunun yerine fırın ve mikrodalga fırınlarda ısıya uygun camlar kullanabilirsiniz.
Amerikan Pediatri Akademisi, bulaşık makinenize de plastik koymamanızı tavsiye ediyor.
Giysilerinizi daha az yıkayın
Giysilerinizi her yıkadığınızda plastik mikrofiberler açığa çıkarak sulara karışır. Bu yüzden dış giyim ve kot pantolon gibi sık yıkama ihtiyacı bulunmayan kıyafetler başta olmak üzere tüm giysilerinizi, dışarıda havalandırarak veya dezenfektan spreyler kullanarak temiz tutabilir ve yıkamalar arasındaki süreyi uzatabilirsiniz.
Çamaşır makinenizde mikrofiber filtre kullanmak, yüksek sıcaklık ayarlarından kaçınmak ve kıyafetlerde pamuk, keten gibi çözünebilir kumaşlar tercih etmek de doğaya mikroplastik bırakımını azaltacaktır.
Bilinen sorunları olan plastik gıda kaplarından kaçının
PET en yaygın olarak kullanılan plastiklerden ve geri dönüşüm sembollerinde “1″ rakamıyla gösteriliyor. Çoğu su ve meşrubat şişesinde de bu sembol bulunuyor.
.“3”, “6” ve “7” geri dönüşüm kodları sırasıyla ftalat, stiren ve bisfenollerin varlığını gösteriyor.
Gıda kapları, “biyobazlı” veya “yeşil eşya” olarak etiketlenirse, bisfenol içermedikleri anlamına geliyor.
Daha fazla taze yiyecek tüketin
Taze ürünlerdeki mikroplastik seviyeleri büyük ölçüde test edilmemiş olsa da, AAP’ye göre bu ürünlerin, özellikle plastiğe sarılmış herhangi bir ürünle karşılaştırıldığında, sizi istenmeyen kimyasalların etkisinde bırakma olasılığı daha düşük.
Ev tozunu en aza indirin
Araştırmalar, ev tozunun insanları ftalatlar, polifloroalkil maddeler ve alev geciktiriciler dahil kimyasalların etkisinde bırakabileceğini söylüyor.
Silent Spring Institute‘e göre düzenli olarak süpürme, ev tozu etkisini azaltmaya yardımcı olabilir.
Sonuç
Büyük resmi düşünün
Bireyler yeşil ipuçlarını hayata geçirerek plastiğin etkilerini sınırlamak için harekete geçebilir, ancak genel olarak kullanılan plastik miktarını azaltmak içinbüyük ölçekli çözümler gerekiyor.
Tüketicilerin plastik yerine cam ambalajlı ürünleri tercih etmesi, mümkün olduğunca tek kullanımlık plastik kullanımını sınırlayan çalışmaları desteklemesi gerekiyor.
Sevgiyle ve Sağlıkla Kalın
ncmCozdmr
Kaynaklar :
1. www sciencedirect com/science/article/pii/S0160412022001258
Full length article
Discovery and quantification of plastic particle pollution in human blood
Heather A.Leslie, MartinJ. M. van Velzen, Sicco H.Brandsma, Dick Vethaak , Juan J.Garcia-Vallejo, Marja H.Lamoree
Environment International
Available online 24 March 2022, 107199
In Press, Journal Pre-proof
doi org/10.1016/j.envint.2022.107199
2. www theguardian com/environment/2022/mar/24/microplastics-found-in-human-blood-for-first-time
Microplastics found in human blood for first time
Damian Carrington Environment editor
Thu 24 Mar 2022
3. www bbc com/turkce/haberler-dunya-60872734#:~:text=Hollandal%C4%B1%20bilim%20insanlar%C4%B1%2C%20ilk%20kez,sinin%20kan%C4%B1nda%20mikroplastik%20tespit%20edildi.
Mikroplastik ilk kez insan kanında tespit edildi
Yusuf Özkan
Lahey, Hollanda
25 Mart 2022
4. yesilgazete org/mikroplastik-ilk-kez-insan-kaninda-tespit-edildi/
Mikroplastik ilk kez insan kanında tespit edildi
25.03.2022
5. yesilgazete org/yesil-ipuclari-mikroplastik-maruziyetini-azaltmanin-6-yolu/
Yeşil ipuçları: Mikroplastik maruziyetini azaltmanın 7 yolu
25.03.2022
6. destek wwf org.tr/kampanya.php
Plastik Kirliliğinin Şakası Yok
PLASTİK KİRLİLİĞİNDE EŞİK DEĞERİ AŞTIK
Hüsnü Baysal’ın katkılarıyla