İstanbul’da 31 Mart 2015 tarihinde yaşanan ve Türkiye’nin hafızasına kazınan saldırı, aradan geçen yıllara rağmen unutulmadı. Mehmet Selim Kiraz’ın makam odasında rehin alınarak şehit edilmesi, hem yargı camiasında hem de toplumda derin bir iz bıraktı. Olayın yıl dönümünde “Mehmet Selim Kiraz kimdir, nasıl şehit edildi ve ailesi ne dedi?” soruları yeniden gündeme geldi.
Mehmet Selim Kiraz Kimdir?
Mehmet Selim Kiraz, İstanbul Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan, mesleğine bağlılığı ve titizliğiyle tanınan bir hukukçuydu. 2014 yılında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda göreve başlayan Kiraz, özellikle kamuoyunun yakından takip ettiği önemli soruşturmalarda aktif rol aldı.
Görev yaptığı süre boyunca adalet anlayışı, tarafsız yaklaşımı ve disiplinli çalışmalarıyla meslektaşları tarafından saygı gören bir isimdi. Ailesinin ifadelerine göre Kiraz, “adaleti her şeyin üzerinde tutan” bir karaktere sahipti. Özellikle Berkin Elvan soruşturması kapsamında yürüttüğü çalışmalarla geniş kesimler tarafından tanındı.
Mehmet Selim Kiraz Nasıl Şehit Edildi, DHKP-C Rehine Olayı Ne?
31 Mart 2015 günü İstanbul Adalet Sarayı’nda yaşanan olay, Türkiye’nin yakın tarihindeki en kritik saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti.
Silahlı iki DHKP-C üyesi, savcı Kiraz’ın makam odasına girerek kendisini rehin aldı. Saldırganlar, çeşitli taleplerini iletirken savcıyı öldürme tehdidinde bulundu. Olayın ardından adliye binasında geniş güvenlik önlemleri alındı ve müzakere süreci başlatıldı.
Yaklaşık 8-9 saat süren rehine krizinin ardından odadan silah seslerinin gelmesi üzerine güvenlik güçleri operasyon düzenledi. Operasyon sonucunda saldırganlar etkisiz hale getirildi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Mehmet Selim Kiraz ise yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.
Bu saldırı, Türkiye’de yargı mensuplarına yönelik en ağır terör eylemlerinden biri olarak hafızalara kazındı.
11 Yıl Sonra Ailesi Ne Dedi?
Aradan geçen 11 yıla rağmen Mehmet Selim Kiraz’ın ailesi, acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu ifade ediyor. Babası Hakkı Kiraz, oğlunun yokluğunu her an hissettiklerini ancak onun hatırasının kendileriyle yaşamaya devam ettiğini dile getirdi.
Ailenin açıklamalarında, unutulmamanın en büyük teselli olduğu vurgulanırken, şehitlik makamının kendileri için bir gurur kaynağı olduğu da ifade edildi. Kiraz’ın mesleğine olan bağlılığına dikkat çeken aile üyeleri, onun adalet anlayışının örnek alınması gerektiğini belirtti.
Mehmet Selim Kiraz’ın Meslek Anlayışı Nasıldı?
Mehmet Selim Kiraz, görevine bağlılığı ve tarafsız duruşuyla öne çıkan bir savcıydı. Ailesinin aktardığına göre, önüne gelen her dosyada kim olduğuna bakmaksızın yalnızca delillere göre hareket edeceğini ifade eden bir anlayışa sahipti.
Bu yaklaşım, onun meslek hayatında benimsediği adalet ilkesini açıkça ortaya koyuyordu. Kiraz’ın korkusuz ve kararlı duruşu, hem meslektaşları hem de toplum tarafından takdirle karşılandı.
Mehmet Selim Kiraz Neden Unutulmuyor?
Mehmet Selim Kiraz’ın şehadeti, sadece bir terör saldırısı olarak değil, adalet sistemine yönelik bir saldırı olarak değerlendiriliyor. Olayın:
- Bir savcının makam odasında gerçekleşmesi
- Saatler süren rehine krizi
- Toplumda yarattığı derin etki
gibi unsurlar, bu acı olayın hafızalarda kalıcı olmasına neden oldu.
Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen anma törenleri, verilen isimler ve yapılan paylaşımlar, Mehmet Selim Kiraz’ın hatırasının yaşatıldığını gösteriyor.
31 Mart’ta Neden Yeniden Gündeme Geliyor?
Her yıl 31 Mart tarihinde, şehadetinin yıl dönümünde Mehmet Selim Kiraz yeniden anılıyor. 2026 yılında da 11. yıl dönümü nedeniyle:
- Anma mesajları paylaşıldı
- Ailesinin açıklamaları gündeme geldi
- Olayın detayları yeniden hatırlandı
Bu anmalar, hem toplumsal hafızanın canlı tutulması hem de benzer olayların unutulmaması açısından önem taşıyor.
Mehmet Selim Kiraz’ın şehadeti üzerinden yıllar geçse de, bıraktığı etki hâlâ güçlü şekilde hissediliyor. Adalet için görev yapan bir savcının hayatını kaybetmesi, Türkiye’de derin bir iz bıraktı. Ailesinin sözleri ise bu acının zamanla azalmadığını, aksine hatıralarla birlikte yaşamaya devam ettiğini ortaya koyuyor.