Şehri Yönetenlere Sesleniyorum

Abone Ol

Önce ‘Şehirler Kültürleri ile Var Olur’ dedik, ardından nasıl bir şehirde yaşamak istediğimizi ‘Bir Şehir Hayal Ediyorum’ diyerek haykırdık. Şimdi sıra geldi o şehirleri yöneten insanlara seslenmeye…

Yönetenlere seslenmeden evvel belki de bu seslenişin sahibi olarak biraz kendimden bahsetmeliyim. Şehirlerin ihtiyaç duyduğu eksikleri sıralarken hangi açılardan baktığımı okuyan gözlere anlatabilmeliyim. Ben yaklaşık iki buçuk ay evvel ilk romanım ‘Uyanma Vakti’ni okuyucuları ile buluşturmuş bir yazarım. Siyasi kaygıların insani ilişkiler için en tehlikeli yapılar olduğuna ve toplumsal aydınlanmanın ancak ve ancak bilime inanıp sanat ve edebiyatla yoğrulmuş yürekler eşliğinde başarıya ulaşacağına inanlardanım. Aydınlanmak demek bir düşüncenin diğerinin önüne geçmesi ya da kişinin kendi gibi düşünen bir dünya hayalini gerçeğe ulaştırması değildir aksine her düşüncenin özgürce kendine yer bulacağı toplumsal bir birlikteliği oluşturabilme hayalidir. İlk romanım olan ‘Uyanma Vakti’ni kaleme alırken de bu duygular ışığında bir dünya resmettim.

Gelelim şehirlere… Romanımı okuyucular ile buluşturduktan sonra kitabımı hangi mecralarda tanıtma imkânı bulabilirim diye araştırmalar yapmıştım. İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı Kültür A.Ş.’ye ulaşmamın ardına hemen kitabımı talep ettiler ve tahminimin ötesinde bir süratle dönüş yapıp satırlarıma karşı ciddi bir ilgi gösterdiler. Belki de ömrüm boyunca benim için en güzel anılardan biri olacak bir söyleşiyi kayda alıp takipçileri ile buluşturdular. Bu çekim sonrasında bir an durup yaşadığım şehrin yani Kocaeli’nin kültürel faaliyetlerini düşündüm. O an ne yazık ki aklıma dişe dokunur bir çalışma gelmedi ama yine de yaşadığım şehre haksızlık mı ediyorum diye düşünerek Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarından birine mesajımı ilettim. Mesajım hemen görüldü ve tarihler 17 Şubat’ı gösteriyordu. Peki sonra ne mi oldu, herhangi bir cevap alınamadığı gibi ‘Aranılan hizmete de ulaşılamadı.’

İşte tam da bu noktada ‘Şehirler Kültürleri ile Var Olur’ yazı dizimi kaleme almaya başladım ve sıra şehirleri yöneten insanlara seslenmeye geldi.

Şimdi size 2016 yılından Fransa’nın Grenoble şehrinde hayata geçirilen bir projeden bahsedeceğim, ‘Ücretsiz Hikâye Otomatları.’ Fransız bir ekibin ‘Shortedition’ adını verdikleri bu otomatlar toplu taşıma istasyonlarına yerleştirilmiş ve toplu taşıma kullanan insanlara yolculuk süreleriyle uyumlu uzunlukta öyküler sunulmuş. Bir tuşa basarak dünyanın önde gelen yazarlarına ait kısa öyküler ve şiirleri ücretsiz olarak sunan bu otomatlar önce Fransa’nın her noktasına yayılan bir uygulama olmuş ve daha sonra Londra, Hong Kong ve Amerika Birleşik Devletleri’nden de talep görüp sınırlarını genişletmiş.

Sizce de bir topluma okuma alışkanlığı kazandırıp kaliteli zaman geçirmesini sağlamak adına çok güzel bir uygulama değil mi? Belki yıllar boyu ‘Ne yaparsan yap yerin üstüne yap!’ mantığıyla sürdürülen ve altyapıları pas geçen belediyeciliklere alışan ülkemiz, halkının kültürel dünyasına yapılan bu tip yatırımları garipseyebilir ama inanın bu garipseme seneler içinde yerini örnek şehirlere bırakacaktır.

Çölleşmekte olan bir şehri yeşile bürüme çabasında değilseniz eğer ‘İnsan eksen insan çıkar!’ denecek kadar yeşil ve toprakları verimli bir şehri parklarla donatmaya çalışmak fuzuli ve insanlığa faydası tartışılması gereken bir çabadır. Yollar, kaldırımlar, köprüler elbette ki yapılmalıdır ancak bu faaliyetler ile sadece görevinizi yerine getirmiş olursunuz ama Grenoble şehrinde olduğu gibi basit ama toplum üzerinde etki bırakacak işlere imza atarsanız işte o zaman parmakla gösterilen efsane bir yönetim sergilemiş olursunuz.

Kocaeli ve ilçe yönetimlerine baktığım vakit bırakın fark yaratan yönetimler sergilemeyi esnaf ziyaretleri düzenleyip bu ziyaretleri boy boy afişler ile şehre sunmak gibi klâsik çabalardan bir adım öteye gidemediklerini görüyorum.

Pandemi öncesi ‘ünlü sanatçıları getirip konser verdirmek’ gibi düşünülmesi çok da zor olmayan aktiviteler ellerinden alınınca ne yazık ki çaresizce etrafı izler bir hâl içine girdiler. Belki de bulunduğumuz ortam şartlarında nasıl çalışılması gerektiğini bilmiyorlar.

Örneğin Kocaeli şehrinde kendi halkının büyük kesiminin haberdar olmadığı bir kurumu var, ‘Kocaeli Şehir Tiyatrosu.’ Üstelik işin en üzücü tarafı bu habersizliğin pandemi ile bir ilgisinin de olmaması… Peki ne yapılması gerekiyor? Hepimiz pandeminin bir an evvel bitmesini arzu ediyoruz ama yine de her ihtimali gözeterek yaşanan koşullara uyum sağlayan projeler de üretebilmeliyiz.

- Sinema filmleri nasıl kendilerini sunacak ‘çevrimiçi’ mecralar oluşturdu ise Şehir Tiyatroları da internet siteleri üzerinden insanlar ile buluşturulabilir. Ayrıca şu an çok kısıtlı bir şekilde sürdürülen ama genişletilmesi zaruri görünen açık hava sahneleri ve kısa sokak oyunları ile hem insanlar sınırlarında var olan böyle önemli bir değer ile bir araya getirilir hem de yaşadıkları bu bunalım günlerinden biraz olsun uzaklaştırılabilir.

- Özellikle toplum psikolojisinin hassas olduğu böyle dönemlerde yaşamsal motivasyonları artırıcı projeleri devreye alabilmeliyiz. ‘Kısa Öykü Otomatları’ bu projelerden sadece biridir ve bu proje ile sadece ünlü yazarlar değil şehrin yazma sevdalısı tüm kalemlerine çağrıda bulunarak satırlarını insanlar ile buluşturma fırsatları verilebilir.

- Her ayın ya da haftanın adı bu ülkenin yetiştirdiği değerlerden birine adanıp ona uygun çalışmalar yapılabilir. Örneğin bir hafta ‘Aşık Veysel Haftası’ ismiyle halka sunulup o hafta bütün kentin panoları bu toprakların ‘Gönül gözü zengin’ değeri ile buluşturulabilir. Atilla İlhan Haftası’nda şehrin panoları şiirler ile donatılıp, Musa Eroğlu Haftası’nda kentin kulaklarının pası silinebilir.

- Sanat ve edebiyatın ünlü isimlerinin katılımı ile online söyleşiler organize edilebilir.

- Halkın yoğunlukla kullandığı mekânlara inşa edilecek ‘sanat köşeleri’ ile bu şehrin müzikle, resimle, edebiyatla yoğrulmuş insanları halk ile buluşturulabilir.

Kısacası eğer yapılmak istenirse binlerce proje bir araya getirilip ‘Yaşanılır bir Şehir’ inşa edilebilir. Buna ne pandemi engel olabilir ne de dünyanın diğer olumsuzluk izleri…