SEZAR´IN HAKKI SEZAR´A

Abone Ol

Eskiden gazetecilik, gerçeğin peşinden gitmekti. Bugünse çoğu zaman gerçek, gittiği kapıya göre şekil değiştiriyor. Araştırılan olaylar kişilere ve makamlara göre farklı yorumlana biliyor.
Aynı olay
Aynı görüntü
Aynı acı
Ama manşetler farklı.
Çünkü artık bazı ekranlar haberi vermiyor; haberi yorumlayarak yeniden üretiyor. Kimin yaptığına ve söylediğine göre öfke değişiyor.
Bir yanlış “bizden” olunca hata, “onlardan” olunca skandal oluyor. İşte tam da burada akıllara eski bir söz geliyor:
Sezar´ın hakkı Sezar´a
Yani hak, kimden gelirse gelsin teslim edilmeli. Doğru, ait olduğu siyasi görüşe, ekrana ya da gazeteye göre değişmemeli. Bir yanlış, kim yaparsa yapsın yanlış denebilmeli. Bir doğru, kimden gelirse gelsin kabul edilebilmeli.
Son yıllarda “alkış tutmak” tabiri özellikle medya için çok kullanılır oldu. Bir kanal da izlediğimiz haber bizi derinden yaralarken, başka bir kanal aynı haberi üstü örtülü bir şekilde kısa bir portal olarak geçiştirebiliyor. Çünkü artık gerçeklik kavramı; reytinge, siyasi yakınlığa ve çıkar ilişkilerine göre şekil değiştiriyor.
Bir gün bir adam, bir başkasını kötülemek için Mevlana´nın yanına gelir. Uzun uzun onu anlatır. Mevlana sessizce dinledikten sonra şöyle der:
“Sen bana onun aynasını değil, kendi aynanı gösterdin.”
Bugün bazı medya kuruluşları da gerçeği anlatırken aslında hakikati değil, kendi aynalarını gösteriyor. Olayları olduğu gibi değil, görmek istedikleri gibi aktarıyor.
Ve toplum bir süre sonra gerçeği değil, yorumlanmış haberi izliyor.
Çünkü artık haberin doğruluğu kadar, kime zarar verdiği, kimi koruduğu ve hangi tarafa hizmet ettiği de konuşuluyor.
Tamda burada eski bir söz yankılanıyor:
“YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN, YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL.”
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Samimiyet kaybolduğunda; önce söz bozulur, sonra haber…en sonunda ise toplum.
Sevgiyle kalın…