Koronavirüs pandemisi her ne kadar sağlığımız açısından olumsuz bir sürece neden olduysa da son yıllarda hızla kirlenen dünyamızın biraz nefes alması açısından çok iyi oldu. İnsanlar evden çalışınca doğaya salınan egzoz gazında ciddi bir azalma meydana geldi. Bu, o dönemde yapılan araştırmalarda da kendini gösteriyordu.

En önemlisi de tüketim çılgınlığının sona erebileceği ön görülüyordu.

Pandemi sürecinde insanlar akıllanır diye düşünüyorduk ancak belki daha da beteri oldu.

Bugün dünyamız çok hızlı bir tüketim sürecine girmiş durumda.

Bu çılgınlık doğal olarak daha çok atık demek, çevremizin daha çok kirlenmesi demek.

Özellikle de evsel atıklar, çevremizi ciddi şekilde tehdit ediyor.

İnsanlar, yediği içtiği gıdalardan, kullandığı ürünlerden arta kalanları ayırıp, geri dönüşüm kutusuna atmaktan imtina ediyor.

Oysa çevrecilik bilinci önce evlerden başlamalı.

İşte, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz hafta düzenlediği Sıfır Atık Festivali, bu bilinci yerleştirmeyi amaçlaması açısından güzel ve bir o kadar da anlamlı bir organizasyondu.

Gelen konuklar, konuşmacılar, yapılan etkinlikler yerindeydi.

Ama bu iş, festivalde kalmamalı.

Sadece Büyükşehir Belediyesi’nin üstüne de yapışmamalı.

İlçe belediyelerine bu noktada büyük iş düşüyor.

Onlar da vatandaşları bilinçlendirmeli…

Atıklarını evde ayrıştırabilmelerine olanak sağlayacak sistemler kurmalı.

Avrupa’da ve diğer gelişmiş ülkelerde bu sistemler kurulmuş.

Bizde de olmalı.

Yoksa festival bu…

Bir iki gün konuşulur. “Çok süperdi ya” denilir…

Ondan sonra unutulur.

Umarım, festivalin amacı evlere kadar yayılır.

******

Önce 301 canın hesabını sorun

Türkiye iş kazalarında, dünyada en kötü verilere sahip ülke. Her yıl binlerce kişi, iş kazalarında ölüyor.

Sorumlular ise hiç ceza almıyor.

Geçtiğimiz hafta sonu ciğerimiz bir kez daha yandı. Bartın’daki maden kazasında 41 işçimizi, sonsuza kadar toprağa gömdük.

Facianın ardından yetkililer hemen soluğu Bartın’da aldı. Birbiri ardına açıklamalar yaptılar. Klasik, “Sorumlular cezalandırılacak” laflarını hepsinin ağzından duyduk.

Facianın göz göre göre gelmesini es geçtim…

Bu laflara karnımız tok.

Çünkü biz, yıllar önce Soma’da 301 madencimizi toprağa vermiştik.

O katliamın sorumluları ne kadar ceza aldı?

Devede kulak.

Holdingin patronları hala iş yapıyor.

Muhtemelen de aynı güvenliksiz ortamlarda.

Yani “Sorumlular cezalandırılacak” lafları hiç ama hiç inandırıcı değil.

Yine yapanın yanına kar kalacak.

41 kişi de öldükleriyle…