Siyasal Futbolda bu gün yaşananları analiz edebilmek için kısaca Türkiye futbol tarihine göz atmamız yeterli olacaktır.
İttihat ve Terakki Cemiyeti; futbolun kitleleri etkileme gücünü keşfettikten sonra milliyetçilik politikalarını tabana yaymak için 1910'lu yıllarda kulüp kurarak, kulüplere yönetici atayarak taraftar kitlelerini yönlendirmeye başlamasıyla Türkiye Futbolu Siyasallaşmaya başladı. Futbol ve siyaset iç içe geçti.
Modern futbol Osmanlı döneminde başlarda azınlıklar tarafından oynanırken, İttihat ve Terakki iktidarıyla birlikte Türk milliyetçiliğini güçlendiren bir araca dönüştü. Talat Paşa gibi ittihatçılar kulüp yönetimlerinde aktif rol aldı. Altınordu gibi kulüpler siyasi güçle kurularak desteklendi. Tek parti döneminde spor devletin fiziksel ve ideolojik hedefleri doğrultusunda yapılandırıldı.
Türkiye'de Futbol, çok partili dönem başladıktan hemen sonra 1951 yılında profesyonelleşti. Futbol bir meslek haline gelirken aynı zamanda sermaye ve siyasetin doğrudan ilgi odağı oldu.
1960’lardan itibaren Anadolu kulüplerinin liglere katılımıyla, belediyeler ve yerel siyasiler kulüplerin en büyük finansörü ve karar vericisi konumuna geldi. Kısaca siyaset ve futbol bütünleşti.
Futbol federasyonu yasal olarak 1988 ve 1992 yıllarında atılan adımlarla özerk bir yapıya kavuşturulsa da siyasi iradenin federasyon başkanları ve kulüpler üzerindeki etkisi her dönem tartışılıdı.
2011 yılına gelindiğinde siyasetin dinamikleri arasında büyük kavgalar başladı. Bu kavgalar futbolda şike operasyonlarını başlattı. Kulüp başkanları, kulüp yöneticileri ve futbolcular ceza evlerine atıldı.
Futbol da şike operasyonları ve tartışmaları tam sönümlenmeye başlamıştı ki bu sefer de futbolda yasa dışı bahis operasyonları başladı. Bahis soruşturmalarında bir çok yönetici ve futbolcu göz altına alınarak ceza evlerine atıldı.
Bahis soruşturmaları gölgesinde 2026 Dünya Kupası’na hazırlanan milli takım siyasi iktidarın propaganda aracına dönüştürülerek ABD’de oynanacak olan Dünya Kupası’na gönderildi.
Açlığa mahkum emeklilerin, atanamayan öğretmenlerin, açlığa mahkum asgari ücretlilerin her gün biraz daha yükselen tepkilerini bastırmak için, Türkiye halklarının milli duygularını istismar etmek amacıyla TFF ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın eliyle milyonlarca para harcayarak yürüttüğü piar çalışmaları iktidarın siyasi partilere, şirketlere, belediyelere yaptığı yargı operasyonlarını gözlerden uzak tutmak için yaptıkları algı operasyonları milli takımın aldığı başarısız sonuçlar ile çöktü.
2026 Dünya Kupası grup maçları tamamlanmadan Türkiye'nin ilk iki maçını kaybederek Dünya Kupası’na veda etmesiyle ülkemiz gerçek gündemine döndü.
Türkiye gerçek gündemine dönünce, siyasî iktidarın Siyasal futboldan beklentileri boşa çıktı.
2026 Dünya kupası maçları tamamlanmadan Dünya, Türkiye'nin aldığı sonuçlar ile, Siyasal futbolun iflasına tanıklık etti.